23 Haziran 2024 Pazar

Sosyal Medya

Son Eklenenler

Taliban’ı ve Türkiye’yi bekleyenler

Gerçek Hayat Dergisinin 1 Eylül 2021, 1071. sayı editör yazısı
15 Eylül 2021 15:35
Güçlü olsan da her şeyi başaramazsın. Tarih bunun sayısız örneğiyle dolu. Çünkü her şeyi yapabilmek yalnızca Allah’a mahsustur.

Mâlum, acımasızlığı ve dış müdahale gücüyle tanınan ülkelerden biri de SSCB idi. Brejnev yönetimindeki Sovyetler Birliği 24 Aralık 1979’da Afganistan'ı işgali etti. 15 Şubat 1989’da Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldığında sadece Afgan halkının hayatını cehenneme çevirmekle kalmamış, aynı zamanda en az 15 bin askerini, 451 uçağını, yüzlerce tank ve diğer zırhlı aracını, hepsinden de önemlisi askerî itibarını kaybetmişti.

1979’un aralığında Afganistan’ı işgale yeltenen SSCB, 91 Aralığında ise kendisi dağılarak tarihin çöplüğündeki yerini alacaktı.

Amerika ise Afganistan ve Irak gibi ülkeleri işgal etmenin bahanesini üretmek için, Rockefeller’e ait 1960’ların teknolojisi ile yapılmış, bakım maliyetleri yüksek, miadını doldurmuş ve yıkılarak yenisinin yapılması gereken ‘ikiz kuleleri’ şeytânî bir oyunla yıkmıştı. Bazı ahmaklar veya CIA’in kuklaları bunu kendilerinin yaptığını iddia ederek, ABD’nin değirmenine su taşımıştı. Böylece aslında hiç bitmemiş ancak Bush’un ifadesiyle ‘Yeni Haçlı Seferleri’nin yeni bir şekilde yeniden başlamasına imkân tanımıştı.

Bu sözde saldırı Rockefeller’ı, binasını yıkıp yeniden yapma zahmetinden kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda yıkımdan birkaç ay önce yapılan kapsamlı sigorta sayesinde binanın tüm bedelinin tahsilini de sağlamıştı. Bush ise işe Afganistan’ın işgaliyle başlayıp, önce Taliban, sonra da Saddam yönetimlerini devirmişti. Sırada ise Türkiye vardı ve tezkerenin TBMM’den geçmemesi sayesinde bu engellenmişti.

Bu süreçte tarih Afganistan’da bir kez daha tekerrür etmiş, bir eylül günü başlayan ABD işgali, bir başka eylül gelmeden sona eriyordu. Tam 20 yıl süren bu işgalin ABD’ye faturası da ağır olmuştu. Maddî yönleri bir yana, Vietnam hezimetinden sonra yaşadığı bu en ağır hezimet sayesinde, ABD bundan böyle hiçbir ülkeyi işgal ederek netice alamayacağını bir kez daha tescil ettiriyordu.

Yarım asır önce İngilizleri hezimete uğratan Afganistan, ardından SSCB’yi perişan etmiş, şimdi de başta ABD olmak üzere NATO’yu mağlub ediyordu. Sovyet işgalinin sona ermesiyle Afgan direniş hareketleri iktidar mücadelesine düşmüş ve Afganistan’ı ihmal etmişti.

Afgan cihadında cephede savaşan ve bir gözünü kaybeden medrese hocası Molla Muhammed Ömer, az sayıdaki talebesi ve arkadaşı ile bu kargaşaya son vermek üzere yeni bir mücadele teşkilatı kurar. 93’de düşünce, 94’de fiili bir teşkilata dönüşen Taliban, sadece iki yılda Kabil’i kontrol altına alacak ve 1996’dan ABD işgaline kadar 6 yıla yakın bir süre ülkeyi yönetecektir.

ABD Başkanı Joe Biden 8 Temmuz’da yaptığı konuşmada, Taliban'ın kontrolü ele geçirmesinin ‘kaçınılmaz’ olmadığını, ABD'nin son 20 yılda 300 bin Afgan askerini eğitip donattığını, 75 bin savaşçıya sahip Taliban'ın bu güç karşısında tutunamayacağını söyler. İşte bu sözlerden sadece 38 gün sonra 15 Ağustos günü Taliban tek kurşun bile atmadan Kabil’i bir kez daha ele geçirdi. Bu da, ABD’nin ne kadar büyük öngörüleri olan ‘tarih ötesi bir devlet’ olduğunu gözler önüne serdi!

‘Hayır, öyle değil, Taliban ile ABD anlaştı’ diyenler yok mu, elbette var. Lâkin buna dair şimdilik ortaya sunabilecekleri müşahhas delilleri yok. Hiçbir ihtimali reddetmemekle beraber, ABD ‘yeni Taliban’a koskoca Afganistan’ı neden altın tepside sunsun? Çünkü ortada birinci Taliban yönetimi gibi sert tedbirler uygulayan bir yapı yok. Yani Taliban, onlar için -şimdilik- başka müdahale ve işgallere yol açabilecek kullanışlı bir manivela değil.

Elbette hiçbir seçenek hiçbir zaman ihtimal dışı değildir. Fakat doğu toplumlarının veya yapılanmalarının başaramayacağı, mutlaka ‘ABD’ye satılacağı veya işbirliği yapacağı’ yönündeki peşin hükümlülük de kötü bir miras değil mi?

Unutulmaması gereken şey, Allah (c.c.) dışında yenilmez gücün olmadığı, zayıfların da başarabileceğidir.

İsmini notlarımda ve internette bulamadığım bir Rus yazar, 1980’lerin sonunda ‘SSCB’nin dağılmasının önündeki 100 neden’i anlatan bir kitap yazmış ve o vakitler çokça konuşulmuştu. Bu kitaptan çok kısa bir süre sonra SSCB dağılınca aynı yazar bu kez SSCB’nin yıkılmasına yol açan ihmal ettiği tek nedeni anlatan bir başka kitap kaleme almıştı.

İşte unuttuğunuz o, -bir- maddî veya mânevî sebep koskoca imparatorlukların dağılmasına, un ufak olmasına yol açar. Bu yüzden küfür cephesine yönelik aşırı güç vehmi sadece kendimize zarar verir. Şayet egemen güçler her istediklerini başarabiliyor olsalardı, bugün dünyada kendilerinden başka yaşayan hiç kimseyi bırakmazlardı.

Bugün Afganistan’daki en büyük etnik grup yüzde 42 ile Peştunlar. Onları yüzde 38 ile Türkler (Tacik, Özbek ve Türkmen), yüzde 10’la Hazaralar, Aymaklar, Araplar, Beluçlar, Nuristaniler ve diğer kavimler izliyor. Yani burası ne tarihte, ne de bugün bize yabancı olmayan topraklar.

42 yıldır süren savaş nedeniyle bölge ülkelerine göre hayli fakir düşen ülkenin altı çok kıymetli madenlerle dolu. Bu yüzden Doğu Türkistan’da Müslüman kanı içmekle meşgul Çin’in maddî imkânlarını seferber ederek Afganistan’a tüm zehriyle yılan gibi süzülmekte olduğu ortada. Öte yandan Türk istihbaratının bu ülkedeki etkinliğini ehli bilir. ABD uşağı FETÖ’nün, Kâşif Kozinoğlu’nu Afganistan’daki etkili rolü nedeniyle infaz ettiğini de… Bu gücün şimdi de siyasette ve ticarette artması gerekir. Ancak Kabil Havalimanı hâdisesi gibi davranmamak şartıyla.

Afganistan’da bunlar yaşanırken, ülkemizde yangınlar, seller görüldü. Sadece bizde değil yüzden fazla ülkede... Bu konudaki çalışmalarımızı sayfalarımızda göreceksiniz. Afganistan gelişmesi öncesinde kapak konumuz olan ve faşizan yöntemlerle eleştiri konusu yapılan göçmen meselesi hakkında da önemli dosyalarımızla karşılaşacaksınız.

Afganistan’a huzurun gelmesi ve Türkiye-Afganistan kardeşliğinin tesisi en büyük niyazımız. Taliban için büyük imtihan şimdi başladı. İnşaallah ümitleri boşa çıkarmaz. Dünya ise aslında sadece bir göçmen yurdu. Kimse huzurlu olduğu toprağından sefilane bir yolculuğa çıkmaz. Kendi geçmişlerini unutan ve anlayış kıtlığı yaşayanlara diyoruz ki: Biraz merhamet!

Vesselam!

 
 
Yorum Yap
Diğer İçerikler