23 Temmuz 2026 Perşembe

Sosyal Medya

Son Eklenenler

Tuza iyot eklemek Otoimmün hastalıklara sebep olabiliyor

Geçtiğimiz yüzyılda guatr ve zihnî gelişim geriliği gibi iyot eksikliğine bağlı hastalıkları ortadan kaldırmak iddiasıyla tuzları iyotlama politikaları, modern tıbbın en büyük başarılarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak dünyanın en prestijli endokrinoloji dergilerinden Endocrine Reviews’da (2024) yayımlanan kapsamlı bir akademik derleme madalyonun diğer yüzünü çarpıcı verilerle ortaya koydu. Bilim adamları Seo Young Sohn, Kosuke Inoue, Connie M. Rhee ve Angela M. Leung tarafından yürütülen araştırma, tuza dışarıdan iyot eklenmesinin yol açtığı "aşırı iyot" (iodine excess) risklerine ve iyot dayatmasına karşı ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
21 Temmuz 2026 15:01

Tuza iyot eklemek bazı ülkelerde zorunlu, bazılarında yasak ve bazılarında ise ihtiyari. Türkiye ise tuza iyot eklemeyi zorunlu kılan ülkeler arasında olmayı sürdürüyor. İnsan yeterli iyodu deniz ürünleri, süt ve süt mâmülleri, yumurta gibi temel besinlerden rahatça elde ediyor. Buna rağmen zorunlu iyot eklemesinin sürdürülmesi pek çok soru işaretini de beraberinde getiriyor.

Oxforf Academic, Springer Nature, PubMed Central ve Wiley gibi prestijli platformlarda yayımlanan araştırmalar, tuza iyot ekleme dayatmasının çarpıcı ve tehlikeli neticelerini ortaya koyuyor. Detaylıca ele alacağımız çalışmalar, iyot fazlasının iyot eksikliği kadar tehlikeli olduğunu ve iyotlu tuzun pek çok rahatsızlığın başlıca tetikleyicisi olduğunu gösteriyor.

‘FAYDALI’ DENİLEN ŞEY TUZAK MIYDI?

İyot, tiroid hormonlarının sentezi için vücudun kendi kendine üretemediği ve dışarıdan alması şart olan hayâtî bir mikro besin. Ancak akademik çalışmalar, "azı karar, çoğu zarar" atasözünün hücre düzeyinde ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Sağlıklı bir insan vücudu yüksek oranda iyot mâruziyetini geçici olarak tolere edebilirken, genetik yatkınlığı veya sınırda tiroid rahatsızlığı olan milyonlarca insan için durum tam tersi bir etki meydana getiriyor. Uzun süre mâruziyet ise herkes için tehlikeli.

Yapılan yeni akademik çalışmalar tuza eklenen iyodun insan biyolojisinde tetiklediği iki ana tehlikeli mekanizmayı şu şekilde açıklıyor:
 

  1. İyoda Bağlı Hipotiroidi (Wolff-Chaikoff Etkisi Başarısızlığı): Vücut aşırı iyot aldığında tiroid bezi kendini korumak için geçici olarak hormon üretimini durdurur ve buna tıp literatüründe Wolff-Chaikoff etkisi deniliyor. Normal şartlarda tiroid bu blokajdan kısa sürede kaçarak normal işleyişine döner. Ancak özellikle Haşimoto hastalarında, fetüslerde ve yenidoğanlarda tiroid bu baskıdan kurtulamaz ve kalıcı veya geçici hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) gibi büyük bir risk gelişir.
     
  2. İyoda Bağlı Hipertiroidi (Jod-Basedow Fenomeni): Özellikle geçmişte iyot eksikliği yaşanan bölgelerde tuza iyot eklenmesiyle birlikte kişiler birden yüksek iyoda mâruz kaldığında tiroid içindeki otonom nodüller kontrolsüz bir şekilde aşırı hormon üretmeye başlar. Bu durum, kalp çarpıntısı, kilo kaybı ve ciddi ritim bozukluklarına yol açan hipertiroidiyi tetikler
     
HASHİMOTO VE TİROİD KANSERİ İLİŞKİSİ ALARMI

Akademik çalışmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri de global tuz iyotlama programlarının ardından toplumda görülen hastalık profili değişimleri. Araştırmacılar zorunlu tuz iyotlamasına geçen birçok ülkede kronik otoimmün tiroidit (Haşimoto (Hashimoto) tiroiditi) vakalarında sarsıcı bir artış gözlendiğini rapor ediyor. Aşırı iyot, tiroid dokusunda mikro-inflamasyona yani iltihaplanmaya yol açarak bağışıklık sisteminin kendi tiroid bezine saldırmasını kolaylaştırıyor.

Bununla da kalmayıp, epidemiyolojik veriler iyot alımının çok yüksek olduğu popülasyonlarda en sık görülen tiroid kanseri türü olan Papiler Tiroid Kanseri (PTC) insidansındaki artışa dikkat çekiyor. İyot fazlalığı ile kanser arasındaki sebep-sonuç ilişkisinde istatistîkî bir paralellik var ve bu vicdanlı bilim adamlarınca insanlığa tuzak kurulduğu değerlendirmesine neden oluyor.

SESSİZ KURBANLAR

İyot eklemenin yan etkilerini araştıran akademik çalışmalar, tuza iyot eklenmesi politikasının "herkese tek beden elbise biçmek" gibi olduğunu ve bazı hassas grupları doğrudan tehlikeye attığını vurguluyor.

Fetüsler ve Yenidoğanlar:
Anne karnındaki bebeğin veya yeni doğmuş bir bebeğin tiroid bezi henüz olgunlaşmamıştır. Annenin tükettiği iyotlu tuzdan gelen aşırı iyot, bebeğin gelişimini doğrudan baltalayabilir. Nitekim ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), belirli tıbbî mâruziyetler sonrası 3 yaş altı çocuklarda tiroid takibini zorunlu kılmıştır.

Böbrek Hastaları:
İyot vücuttan temel olarak böbrekler yoluyla atılır. Böbrek yetmezliği olan kişiler, iyotlu tuz tükettiklerinde iyodu vücuttan uzaklaştıramazlar ve hızla "iyot zehirlenmesi" sınırına ulaşırlar ki, bu ölüme kadar götürebilir.

DAYATMA SON BULMALI ÇÜNKÜ…

Akademik çalışmaların ortak neticesi, Sağlık Bakanlığı ve halk sağlığı yetkililerinin artık körü körüne bir iyotlama politikasını sürdürmekten vazgeçmesi gerektiği yönündedir. Popülasyon düzeyindeki idrar iyot konsantrasyonlarının (UIC) çok sıkı takip edilmesi, iyotlu tuzun yanı sıra endüstriyel gıdalardaki gizli iyot kaynaklarının hesaplanması ve insanların şahsî tiroid geçmişlerine göre "iyotlu" veya "iyotsuz" tuz seçebilecekleri farkındalığa ulaştırılması gerekiyor.

Temel ölçü, tuza iyot eklemek zorunluluğunun kaldırılması ve iyotlu tuz sadece tıbbî bir zorunluluğu bulunan kişilere doktorlarca tavsiye edilir hâle getirilmesi yönünde yani mevcut uygulamanın tam tersi. Zira tuzlar ve yenilen diğer gıdaların önemli bir bölümü zaten insanın temel ihtiyacını karşılayacak kadar iyot ihtiva ediyor. Ayrıca tuz ambalajlarında tuzda hangi minerallerin ve miktarının ne kadar olduğunun ve de tuzun tabii halinde yer alan iyot miktarının da yazılması zorunlu kılınmalıdır.

Görünen o ki, iyot eksikliğini bitirmek isterken aşırı iyot salgınına yol açılmıştır ve bundan vazgeçilmelidir. Ayrıca 1920 veya 1990’ların iyot bilgi ve dayatması ile 2026 dünyası arasında uçurum olduğu gerçeği gözardı edilmemelidir.

İYOTLU TUZ NEDİR VE NASIL ORTAYA ÇIKTI?

İyotlu tuz, sıradan sofra tuzuna potasyum iyodür (KI) ya da potasyum iyodat (KIO₃) eklenerek üretilir. Türkiye'de kullanılan form ise ‘potasyum iyodat’tır. Tuzun iyotlanması fikri 1920'lerin başında ABD'de guatr salgınlarını kontrol altına almak iddiasıyla gündeme gelir ve kısa sürede dünya genelinde sorgulanmadan benimsenir.

Türkiye, iyot eksikliğinin “endemik düzey” denilen çok az ve dar bölgelerde görülen bir ülke. Buna rağmen Türkiye, tuz iyotlama programına 1990'larda başladı ve zamanla zorunlu hale getirdi. İlk anda faydalı olduğu zannı veya dayatması, geçen sürede uygulamanın nedenli yanlış olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu. İyot propagandası bir beslenme alışkanlığına dönüştü. Ayrıca işlenmiş gıda tüketimi arttı ve insanlar çok fazla kaynaktan iyot almaya başladı.
 
YENİ ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?

Dünyanın en prestijli tıp platformlarında yer alan çok sayıda bağımsız araştırma, "herkese tek tip doz" mantığıyla yürütülen bu halk sağlığı uygulamasının; tiroid hastalıklarından üreme sorunlarına, hatta diyabete kadar geniş bir yelpazede ciddi yan etkilere yol açabileceğini gösteriyor. İşte o dehşete düşüren araştırmalardan bazı kesitler:

Tiroid Bezinde Tahribat

Tiroid bezi bir "U eğrisi" mantığıyla çalışır: Bu sebeple iyot eksikliği de iyot fazlalığı da tiroid hasarına yol açabilir. Oxford Academic'te Haziran 2024'te yayımlanan Seo Young Sohn, Kosuke Inoue, Connie M. Rhee ve Angela M. Leung’ya ait “Endocrine Reviews” makalesi bu ilişkiyi şu cümleyle net bir şekilde ortaya koyuyor: “Aşırı iyot alımı, geçici veya kalıcı hipotiroidizme (tiroidin az çalışması) veya hipertiroidizme (tiroidin aşırı çalışması) zemin hazırlar!”

Wiley Online Library'de 2020 yılında yayımlanan bir klinik araştırmada, iyotsuz ham tuz tüketen bir toplulukla iyotlu tuz kullanan grup karşılaştırılmış. Ham tuz tüketicilerinde tiroid disfonksiyonu neredeyse hiç görülmezken, piyasa iyotlu tuzunu (>30 ppm) kullanan grupta tiroid bozuklukları belirgin biçimde arttığı tespit edilir. Araştırmacılar bunun nedenini şöyle izah etmiş: “Eklenen iyot, tiroid peroksidaz enzimini daha antijenik -yani bağışıklık sisteminin saldırısına açık- bir hâle getiriyor.”

Kısaca akademik literatür, aşırı iyot alımının tiroid bezinin kimyasını bozduğunu net bir şekilde ortaya koymakta ve özetle:
a- Fonksiyon Bozuklukları: (Endocrine Reviews dergisi 2024)

b- Antijenik Değişim: Wiley Online Library (2020) Yani bu araştırmalara göre aşırı iyodun tiroid peroksidaz enzimini daha antijenik (bağışıklık sisteminin hedefi olacak) hale getirecek şekilde değiştirdiğini kaydediyor ve bu beraberinde ölüme kadar götürebilecek pek çok rahatsızlığın da tetikleyicisi olduğu belirtiliyor.

Haşhimoto ve Otoimmün Salgını

Haşhimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin “yanlışlıkla” tiroid bezine saldırması neticesinde gelişen kronik bir âraz. Türkiye gibi tuza iyot ekleyen ülkelerde tiroid hastalıklarının görülme sıklığının son yıllarda belirgin biçimde artması, araştırmacıların dikkatini iyotlu tuz uygulamasına çekiyor.

֍ Springer Nature Hormones'ta yayımlanan 2020 tarihli çalışma, iyot alımındaki küçük artışların bile tiroid otoimmünite prevalansında dikkat çekici bir yükselmeyle ilişkili olduğunu yani iyot alımındaki en küçük artışların bile başta Haşhimoto tiroiditi olmak üzere tiroid otoimmünitesi prevalansında keskin bir artışla ilişkili olduğunu tespit ediyor. Ayrıca araştırmacılar, DSÖ'nün tavsiye ettiği günlük maksimum 5.75 gram tuz eğer iyotlu tuzdan karşılanıyorsa, tiroid sağlığı açısından tehlikeli olabileceği neticesine varıyor ki, Türkiye günde 10 gr iyot eklenmiş tuz kullanıyor. Burada şu da belirtilmelidir ki tehlikeyi ortaya çıkaran şey tuz kullanımının yüksekliği değil, iyot etlenmiş tuz kullanımıdır.

Konu üzerindeki en kapsamlı akademik derlemelerden biri ise 2025 yılında PubMed Central'da yayımlandı. Bu sistematik derleme, global tuz iyotlama programlarının uygulamaya girdiği onlarca ülkede Haşimoto tiroiditi prevalansındaki değişimleri inceledi ve iyot fazlasının hastalık üzerinde belirleyici bir rol oynadığını doğruladı. Global tuz iyotlama programlarının ardından dünya genelinde otoimmün tiroid hastalıklarında patlama yaşandığı artık inkâr edilemez bir gerçek.
 
֍ PubMed’de yayımlanan "Iodine Excess as an Environmental Risk Factor for Autoimmune Thyroid Disease" başlıklı makalede aynen şöyle deniliyor: “Global iyotlama projeleri yüzünden iyot fazlalığı artık iyot eksikliğinden daha yaygın bir çevre sağlığı sorunu haline geldi. Bu durum hem insanlarda hem de hayvanlarda otoimmün tiroidite (vücudun kendi tiroidine saldırması) zemin hazırlamaktadır!”
 
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Bu yayınlar, tuza dışarıdan iyot eklemenin herkesi risk altında bıraktığı konusunda hem fikir. Öncelikli olanlar ise şöyle sıralanıyor:
⚠  Haşimoto veya Graves hastalığı teşhisi olanlar
⚠  Ailede tiroid hastalığı hikâyesi bulunanlar (genetik yatkınlık)
⚠  Hamile ve emziren kadınlar (gebelik komplikasyon riski) yani düşük riski
⚠  Böbrek işlev bozukluğu olanlar
⚠  Diyabet riski taşıyanlar veya pankreas hastalığı olanlar
⚠  Otoimmün hastalık geçmişi bulunanlar ve yaşayanlar
 
'TİROİD KANSERİ TÜRKİYE'DE KADINLARDA İKİNCİ SIRADA'
 
Anadolu Ajansına konuşan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Sevim Güllü, "Tüm dünyada özellikle tiroid kanseri sıklığında artış mevcut. Türkiye'de de kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser tiroid kanseri” diyor.
 
Dr. Güllü, tiroid beziyle ilgili hastalıklar arasında, tiroid bezinin büyümesiyle ortaya çıkan guatr, trioid bezinin aşırı çalışmasıyla kendini gösteren graves hastalığı, tiroid hormonlarının normalden çok salgılanmasıyla hipertiroidi, normalden az salgılanmasıyla hipotiroidi, bağışıklık sistemi bozukluğuyla ortaya çıkan trioid bezi iltihaplanması Haşimoto tiroidi, tiroid bezinin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan tiroiditler ve tiroid kanserlerinin yer aldığını bildiriyor. Prof. Dr. Betül Bozkurt ise “En sık görülen tiroid kanseri “tiroidpapiller kanser” dir. Tüm tiroid kanserlerinin %80’ini oluştururlar” diyor.

MİLYONLARCA KADINI KAPSAYAN ‘ÇİN DENEYİMİ’

Dünyanın en yoğun nüfusuna sahip ülkelerinden biri olan Çin’in verileri, tuza iyot eklemenin neticelerini en net gösteren alanlardan biridir.

1996 yılından itibaren zorunlu tuz iyotlamasına geçen Çin’de, 4.635 gebe kadını kapsayan bir çalışma yürütülmüş. PubMed’de yayımlanan bu araştırma, zorunlu iyot uygulaması sonrasında hamile kadınlarda tiroid bozukluklarının hem görülme sıklığının hem de kapsamının ciddi oranda arttığını raporlamıştır. Bu epidemiyolojik veriler, ABD ve Avrupa'daki benzer bulgularla da tam uyum gösteriyor.

Çin Tıp Üniversitesi tarafından yürütülen ve Teng et al. (2011) gibi kaynaklara dayanan çalışmalarda, yüksek iyot düzeyine mâruz kalan kişilerde subklinik hipotiroidizm oranının çok daha yüksek olduğu görülmüş. Bilim adamları, gereğinden fazla iyot alımının artık bir popülasyon için kronik bir halk sağlığı sorunu teşkil ettiği neticesine varmış.
 
ÜREME SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR

Akademik araştırmalar, tuza eklenen iyodun sadece tiroidle sınırlı kalmayıp diğer hayâtî uzuvları da tehdit ettiğini gösteriyor.

2025 yılında Frontiers in Endocrinology'de yayımlanan ve geniş bir literatür taramasına dayanan bir derleme, üreme sağlığını baltaladığını da ortaya koyuyor.

İyot eklenmiş tuz kullanan erkeklerde düşük sperm sayısı, sperm hareketliliği (motilite) kaybı ve morfoloji bozuklukları görüldüğü de belirtiliyor.

İyot eklenmiş tuz kullanan kadınlarda ise tablo daha da ürkütücü. Hamilelik döneminde iyot fazlası, annede tiroid disfonksiyonuna ve bebekte konjenital hipotiroidizme (doğuştan hipotiroidi) sebep oluyor. Son on yılda iyot fazlası olan ülkelerin sayısının dünya genelinde iki katına çıkmasının temel nedeni, yetersiz izleme ile aşırı tuz iyotlaması.

PANKREAS BOZUKLUĞU VE DİYABETE YOL AÇIYOR

Diyabetin yolgeçen hanı gibi herkese uğradığı bir zamanda Biology dergisinde yayımlanan (Arroyo-Helguera et al.) çalışmada araştırmacılar, sofra tuzlarına eklenen potasyum iyodat (KIO₃) ve Lugol solüsyonu formlarında aşırı iyot tüketiminin pankreas dokusunda oksidatif stres ve hasara yol açtığını ve Tip 2 diyabetle ilişkili metabolik bozukluklarla bağlantılı olduğunu ispat ettiler.

Türkiye dahil birçok ülkede tuz iyotlamada potasyum iyodür (KI) değil, daha stabil ve kullanımı kolay olan potasyum iyodat (KIO₃) tercih ediliyor. ScienceDirect'te yayımlanan bir araştırma, yüksek doz KIO₃ alımının karaciğer ve böbreklerde oksidatif kapasitenin azalmasına yol açtığını ortaya koyuyor. Aynı bileşiğin, tiroid dokusundaki lipit peroksidasyonu (hücre zarlarına oksidatif hasar) artırdığı da bildiriliyor.

KARŞI GÖRÜŞ NE DİYOR?

NCBI bünyesinde yayımlanan makalelerde, “optimal iyot beslenmesi süregeldikçe bu reaksiyon zamanla geriler, dolayısıyla uygulama uzun vadede “güvenli”dir” deniliyor. Dikkat edilirse iyot fazlalığının riskli olduğu peşinen kabul ediliyor. Ancak bünyenin buna alışacağı gibi bir iddia ileri sürülüyor.

Akademik dünyada bir uygulamanın lehine olan yayınların çocuğu kez endüstri ve o işleme has imalatçılar tarafından veya bundan çıkar elde eden yapı veya şirketlerce finanse edildiğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bunun pek çok misali vardır ki en meşhurlarından biri de  aspartam araştırmasıdır. Aspartam hakkındaki araştırmaların tümü aspartam üreten şirket tarafından finanse edilmiş. Bütün dünyayı yanıltmak amacıyla yapılan bu düzenbazlık pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Ayrıca insanlığın hasta edilmesinden beslenen vampir bir yapının varlığı artık kimsenin inkara yeltenemediği bir gerçektir.

Bu hususta en çarpıcı yayını ise dünyanın en prestijli tıp dergisi olarak kabul edilen Lancet'in baş editörü Richard Horton tarafından 2016 yılında yapılmıştı. Richard Horton “İlacın 5 signası ne?” başlıklı kapaktan verilen editör yazısında şöyle diyordu: “Bilimsel yayınların çoğu doğru değil! Ancak bu ifadeyi kimin söylediğini açıklama iznim yok. Çünkü Chatham House kurallarına uymamız istendi. Slaytların fotoğraflarını da çekmemiz yasaktı. Devlet dairelerinde çalışanlar özellikle yorumlarının kayda geçirilmemesini istirham ettiler. Çünkü yaklaşmakta olan İngiltere seçimleri onlar için perde gerisinde durmayı gerektiren, hükümet bordrosundaki herkesin ifade özgürlüğüne ciddi kısıtlamaların getirildiği soğuk bir süreç demekti. Tıp dünyasında işler çığırından çıktı. Yayınların çoğu doğru değil. Bilim, değil rezil çıkarlar ve yalan. Literatür, istatistiksel peri masallarıyla kirletildi.”

Gerçek soru, iyotun faydalı veya gerekli mi olduğu yönünde değil. İyotsuz bir hayat söz konusu olamayacağına göre ölçüsü kaçırılmış bir veya her şeyin insanın yapısını ve tabiî dengeyi bozduğunu asla unutmamak gerekiyor.

İZLEMELER YETERSİZ, DOZLAR KONTROLSÜZ

Akademik literatürdeki en kritik vurgulardan biri, tuz iyotlama programlarının dünya genelinde izlenmediği veya gerektiği düzeyde izlenmediği yönünde. European Journal of Endocrinology'de yayımlanan 2021 tarihli global değerlendirme çalışması, pek çok ülkede tuzların tavsiye edilen 15-40 ppm sınırını aştığını ortaya koyuyor.

Kamerun'da tuz iyot miktarı millî standartta 100 ppm olarak belirlenmişken, Kolombiya ve Honduras'ta 75-83 ppm değerleri raporlanmış. Bu ülkelerde idrar iyot ölçümleri 350-400 µg/L'yi aşıyor; bu rakam DSÖ'nün tanımladığı "aşırı iyot" eşiğinin bile çok çok üzerinde. Buna karşın söz konusu programlar inatla sürdürülüyor. Çünkü karar vericileri millî değil, aklen ve cüzdânen endüstriye ve insanın zarar görmesinden nemalanan aşağılık yapılara bağlılar.

Ayrıca mesele sadece tuz değil; işlenmiş ekmek, süt ve süt ürünleri ile hayvan yemi aracılığıyla da büyük miktarlarda iyot alınıyor. Bu durum, iyotlu tuz üzerinden hesaplanan günlük dozun gerçekte çok daha yüksek olmasına yol açıyor.

TÜRKİYE’DE DURUM NE?

Türkiye'de sofra tuzlarında iyot muhtevası, Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği (2013/48)'nde düzenleniyor. Tebliğ, iyot eklenmiş ve eklenmemiş şekilde tuz satışına izin veriyor ama iyot eklenmemiş tuzlar hakkında ticareti zorlaştırıcı pek çok unsur var. İyot eklenmiş tuzlara yukarıda da belirtildiği gibi potasyum iyodat (KIO₃) ekleniyor.
Türkiye'de zorunlu tuz iyotlaması ise 1998'de başlamış. O yıllarda çocukların idrarındaki iyot düzeyi 25,5 µg/L olarak ölçülmüştü ve bu değer (doğru ise) orta düzey iyot eksikliğine işaret ediyordu.

Veriler 2001'de 87 µg/L'ye, 2004'te 117 µg/L'ye, 2007'de ise 130 µg/L'ye yükselmiş. Program kâğıt üzerinde başarılı görünüyordu. Yani kâğıt üzerinde… Peki, durum gerçekten böyle miydi?

Journal of Trace Elements in Medicine and Biology’de 2021’de yayınlanan makalede araştırmacılar şu ilginç tespiti yapıyor: “Çalışmamızdaki 1.444 annenin %89'u iyotlu tuz kullandığını beyan etti. Ancak iyotlu tuz kullananlar ile kullanmayanlar arasında iyot oranı neredeyse aynıydı (%74'e karşı %75).

2007 yılında yapılan kapsamlı taramada okul çağı çocuklarının %50'sinde idrar iyot düzeyi yeterli (>100 µg/L) bulunurken, %10,5'inde ise aşırı iyot (>300 µg/L) tespit edildi. Kısaca iş çığırından çıkmış gözüküyordu. Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı toplumda meydana gelen içtimâî ve iktisâdî durumu hiç dikkate almadan zorunlu uygulamayı hâlâ da sürdürüyor.

Nihayetinde mesele 1998 öncesi ve sonrası ve de iyot eksikliğine ve iyot fazlalığına bağlı rahatsızlıklar olmak üzere iki başlıkta ele alınması gerekiyor.

1. İyot Noksanlığına Bağlı Marazlar
Türkiye coğrafyasının toprak ve su yapısı tabiî olarak iyot açısından fakir kabul ediliyor. 1998 öncesinde iyot eksikliğine bağlı rahatsızlıklar vardı. Ancak bunun tek nedeni tuzlarda iyot eksikliği değil daha çok fakirlik sebebiyle hayvânî kaynaklı protein ve iyot eksikliğine bağlıydı. Bugün hâlâ tuzların iyotlanmasına rağmen sınırlı sayıdaki bölgede iyot noksanlığı ve buna bağlı guatr/nodül riski görüldüğü belirtiliyor. Bu ise çözümün lokal ve tıbbî reçetelerle çözülmesi gerektiğine işaret ediyor. Tabi bu da iyot fazlalığı değil de eksikliğinden kaynaklanıyorsa.

2. İyot Fazlalığına Bağlı Marazlar
Mecburi iyotlamanın tatbik edilmesinden sonra dünya tıp literatüründe de sıkça rastlanan tabiî bir reaksiyon Türkiye'de de müşahede ediliyor. Fakirlik sebebiyle iyot eksikliği de çeken topluma yüksek iyotlu tuz arz edildiğinde tiroid bezinin bu yeni vaziyete bağışıklık sistemi vasıtasıyla reaksiyon gösterdiği belirtiliyor.

Bu tepki sebebiyle de haşimoto ve tiroidit artışı görülmüş. Bilim adamlarının bilhassa son yirmi senedeki tetkiklerine göre, Türkiye’de otoimmün tiroidit (Haşimoto marazı) vakalarında ciddiye alınması gereken bir yükseliş kaydedilmiş. Yani Jod-Basedow hâdisesine sebebiyet vermiş.

JOD-BASEDOW HÂDİSESİ NEDİR?

Vücuda aniden veya yüksek miktarda iyot girmesi neticesinde tiroid bezinin kontrolsüz bir surette gereğinden fazla hormon üretmesi ve bunun neticesinde zehirli guatr (hipertiroidi) tablosunun ortaya çıkması vakasına Jod-Basedow hâdisesi deniliyor.

"Jod" kelimesi Almanca iyot mânâsına geliyor. "Basedow" ise zehirli guatr marazını ilk tarif eden doktor olan Karl Adolph von Basedow’un ismine izafeten verilmiş. Bu nedenle bu durum bu adla anılır olmuş.

Araştırmalarda ortanca idrar iyot düzeyi 147 µg/L iken gece kondu bölgelerinde yani asgari ücrete mahkum olan et, süt, balık yumurta gibi iyot zengini gıdalara yeterince erişemeyen ve piliç gibi zararlı sözde etlere mecbur bırakılanlarda bu durum biraz daha düşüktü ama risk seviyesinde değildi.

Türkiye'deki tablonun birkaç cümleyle özetlenmesi gerekirse; program 1998'den bu yana hem eksikliği hem fazlalığı aynı anda barındıran, bölgeden bölgeye derin eşitsizlikler gösteren ve en önemlisi otoimmün tiroid hastalıkları üzerindeki etkisi hiç sorgulanmamış bir uygulama olarak sürüyor. Araştırmacılar diyor ki: “Türkiye’de resmî izleme var, ama bağımsız, kapsamlı ve risk odaklı bir denetim mekanizması yok. Bu durum başlı başına önemli bir halk sağlığı meselesidir.”

Endokrinoloji kliniklerinde Haşimoto tiroiditi teşhisi alan hasta sayısı her geçen yıl yükseliyor. Türkiye’de bir başka temel mesele ise bu konulardaki resmi yayınların ve akademik çalışmaların yetersizliği. Türkiye’deki tıpçıların genel özelliği ise kendi yaptıkları çalışmalar üzerinden değil, dünyada yapılan diğer çalışmalar üzerinde toptancı yorum veya uygulama yapmalarıdır.
 
TIPTA SABİT POLİTİKA OLMAZ

Söz konusu araştırmalar, mevcut politikaların sorgulanmasını gerektiren önemli bulgular sunuyor. Akademisyenlerin tavsiye ettiği adımlar şu şekilde:

1. Kişi merkezli yaklaşım: Tiroid hastalığı riski taşıyan kişiler, iyotlu tuz tüketimi konusunda mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmeli.

2. Bağımsız izleme: Piyasadaki tuz ürünlerinin fiili iyot içerikleri ve nüfusun idrar iyot düzeyleri düzenli ve şeffaf biçimde ölçülmeli.

3. Gönüllülük seçeneği: Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi iyotsuz tuz da iyotlu gibi hiçbir kısıtlama olmaksızın erişilebilir olmalı.

4. Millî araştırma: Türkiye'ye has ve bağımsız epidemiyolojik çalışma yok ve derhal yapılmalı.

5. Güncel dozaj revizyonu: Tuz kaynakların iyot düzeyleri ölçülmeli ve ambalaj etiketinde belirgin bir şekilde belirtilmeli. Tuzlar illa iyotlanacaksa hangi iyotlama tekniği olduğu ve miktarı belirtilmeli. Ayrıca sadece iyot düzeyi düşük
kişiler için tavsiye edilmeli veya kullandırılmalı. Dolayısıyla Türkiye’nin iyot politikası yeniden, samimi ve gerçekçi bir şekilde ehil kişilerce, tarafsız bir şekilde ele alınmalı.
 
Tuzlara eklenen iyot hangi kaynaklardan elde edilir?

Sofra tuzlarını zenginleştirmek için istimal edilen iyot, tabiattan doğrudan doğruya saf bir kimyevî madde olarak toplanamaz. Endüstriyel çapta üretilen ve tuzlarımıza zerk edilen iyot, muayyen kaynaklardan, ileri kimya mühendisliği teknikleri vasıtasıyla elde edilir.

İyodun Elde Edildiği Kaynaklar

Eskiden deniz yosunlarından ayrıştırılırken günümüzde endüstriyel iyot üretimi ekseriyetle Şili'deki Kaliş (Caliche) taşlarından elde edilir. Kayaçların içinde kalsiyum iyodat bulunur.

İkinci olaraksa petrol ve doğalgaz yataklarının derinliklerinden çıkarılan aşırı tuzlu yeraltı sularıdır. Bu başlıkta ABD ve Japonya en büyük üreticilerdir.

İyot Elde Etme Teknikleri

İlk elde etme şekli, kaynaklardan ham madde alındıktan sonra saflaştırılmasıdır. Bunun için çözeltiye sodyum bisülfit ilave edilir. Kaliş taşlarından nitrat gübresi üretilirken, geriye kalan atık likörün içinde yüksek oranda iyodat iyonu kalır. Bu sıvı, kimyevî bir işleme tabi tutulur.

İkinci ise daha karmaşık olan kimyevi tekniktir. Derin kuyulardan çekilen tuzlu salamura sularındaki iyodür iyonlarını serbest bırakmak için şu safhalar takip edilir. Elde edilen bu katı iyot yıkanır, eritilir ve yüksek saflıkta külçeler veya pullar halinde preslenir.

Tuzlu su, sülfürik asit ile asitlendirilir ve ardından klor gazı ile reaksiyona sokulur. Ortaya çıkan mâmül yukarıdan aşağıya doğru süzülürken kulelerin altından kuvvetli hava üflenip iyot buharını sudan ayırır. Ardından hava ile taşınan iyot buharı, kükürt dioksit gazı içeren bir çözeltide absorbe edilerek tekrar sıvı faza geçirilir ve nihayetinde saf katı kristaller halinde çöktürülür.

Yukarıdaki tekniklerle elde edilen saf katı iyotlar doğrudan doğruya tuza katılamaz; zira saf iyot uçucudur ve durduğu yerde buharlaşarak tuzu terk eder. Tuzu kalıcı olarak zenginleştirmek için saf iyot, laboratuvarda Potasyum İyodat ve Potasyum İyodüre dönüştürülür.
 
TUZSUZ VE İYOTSUZ HAYAT MÜMKÜN DEĞİL

İyot, insan sağlığı için vazgeçilmez bir mineral. Her şeyin eksikliği ve fazlalığının zararlı olması gibi bu durum iyot için de geçerli. Yani ne eksikliği ne de fazlası mâsum. Global tuz iyotlama programları, iyot yokluğunun gerçek bir tehdit oluşturduğu dönemde belki zorunlu bir politikaydı. Bugün ise şartlar ve tablo değişti.

Uluslararası bilimsel literatür, fazla iyotun Haşimoto tiroiditi, hipotiroidizm, kısırlık ve pankreas hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu artık açıkça ortaya koyuyor. Buna karşın politikalar sorgulanmadan sürdürülüyor. Bu nedenle ivedi bir şekilde politikalar gözden geçirilmelidir.

Mesele tuzun iyotlu mu iyotsuz mu satılacağından ziyade iyotumuz yeterli mi, eksik mi yoksa fazla mı olduğudur. Ayrıca tuzun bir düşman olarak gösterilmesi hastalıktır ki bunda asla iyi niyet yoktur. Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın, “kimse fazla tuzun zararlı olduğunu ispat edemez ama tuzsuzluk ölüm getirir” derdi.
 
DÜNYADA KİM ZORUNLU KILIYOR, KİM VAZGEÇTİ?

Türkiye, Hindistan, Brezilya, Meksika, Kanada, Avustralya, Danimarka ve pek çok Afrika ülkesi ile Latin Amerika ülkesinde iyot ekleme zorunluluğu var. Kabaca yüz civarında ülkede tuzlara iyot eklemek zorunlu. 21 ülkede ise ekleme zorunluluğu yok. Japonya ve Güney Kore’de ise ülkeye iyotlu tuz girişi de dahil tuzlara iyot eklemek tümüyle yasak. Avrupa genelinde zorunluluk yok ve her ülke farklı bir politika izliyor.

Zorunlu ülkelerin kılavuzları ise DSÖ! Hani şu Bill Gates’in fonlayıp yönettiği sahtekâr DSÖ var ya işte o!

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya: Bu ülkelerde mecburî iyotlama yok. Üreticiler dilerse iyot ilave edebilirler ancak bunu yazmak zorundalar. Marketlerde iyotsuz tabiî tuzlar ve iyotlu tuzlar serbestçe yan yana bulunur.
Türkiye: Türk Gıda Kodeksi uyarınca sofra tuzlarına iyot eklenmesi zorunludur. Sadece tıbbî gereksinimler için "iyotsuz tuz" ibaresiyle sınırlı üretime izin verilmektedir. Tuz Tebliği’ne göre tuzun kullanım amacına göre “sofra tuzu”, “sofrada öğütme tuzu”, “iri salamura tuzu” ve “gıda sanayi tuzu” olarak adlandırılır.

Sofra tuzlarına iyot eklenmesi mecburidir. Bu tuzlar rafine edilmiştir ve etiketlerine “iyotlu sofra tuzu” yazılması da zorunludur. İyotlu tuzlar en fazla 3000 gr’lık ambalajlarla satılabilirken iyot eklenmemiş tuzlarda ise 250 gr’dan fazla ambalaj yapmak yasaklanmıştır. Bu tuzlarda da “iyotsuz sofra tuzu” ifadesinin yer alması zorunludur. Sofrada öğütme tuzuna “iyot ilave edilmemiştir” yazılarak en fazla 500 gr ambalajlarla satışa sunulabiliyor. Yani Türkiye’de iyot zorunlu olsa da iyotsuz yasak değil. Son yıllarda ülkede Himalaya ve yeraltı iyotsuz kaynak tuzlarına teveccüh artmış durumdadır.

Çin: 1994 yılında tüm ülkede iyotlu tuzu zorunlu kılan Çin, dünyadaki en katı iyot politikasına sahipti. Ancak yapılan akademik çalışmalar, bu katı kural sonrası toplumda tiroid nodülü oranının %5'lerden %20'lere fırladığını ve Haşimoto hastalığının tetiklendiğini gösterdi. Bunun üzerine Çin, politikasını esnetti. Zhejiang gibi bazı eyaletlerde iyotsuz tuz artık serbest.

Hindistan: İyot eksikliğini engellemek için iyotsuz tuz satışını tamamen yasaklamıştı. Ancak gelen tepkiler ve bazı tıbbî tartışmalar üzerine 2000 yılında iyotsuz tuz yasağını kaldırdı. 2005 yılında zorunluluğu ve yasağı yeniden uygulamaya koydu. Hindistan’daki temel iyot eksikliğinin nedeni, fakirliğe bağlı beslenme yetersizliğidir. İyotlu tuz zorunlu olmamasına rağmen iyot fazlalığı kaynaklı Haşimoto tirioditi tehdidi altındaki ABD örneği, iyot zorunluluğunun her zaman doğru bir uygulama olmadığını gösteriyor.

Netice itibariyle günümüzde tıp dünyası, "herkese zorunlu tek doz" mantığının tiroid hastalıklarını (özellikle Haşimoto ve hipertiroidi) artırdığı konusunda hemfikirdir. Bu nedenle Çin gibi devasa nüfusa sahip ülkelerin katı zorunluluktan vazgeçip, bölgeye göre ve kişiselleştirilmiş politikalar üretmeye başlamasının temel sebebi de budur.

Türkiye’nin ise temel politika değişikliğine gitmesi zorunlu. Tuz Tebliği’nin değiştirilmesi, iyotsuz tuz satışındaki ambalajların iyotlu tuzlarla aynı hale getirilmesi, etiketlere iyot düzeyinize göre iyotlu veya iyotsuz tuz tercihinde bulunması notunun eklenmesi gerekiyor. Aksi halde kısırlığın, diyabetin ve tiroid rahatsızlıklarının çok hızla arttığı, nüfusu da hızla çöken Türkiye, mevcut politikalarla bir gün daha zaman kaybedemez.
 
BİR KİŞİ GÜNLÜK NE KADAR İYOT ALMALI?

Türkiye’de bir tuz imalatçısı firma, TÜBİTAK MAM’dan dışarıdan iyot eklenmeden tuzunun tabiatında bulunan iyot miktarının tespitini istemiş. TÜBİTAK analiz sonuçlarına göre bu tuzun 1 gramında yaklaşık 4,5 µg iyot tespit edilmiş. Türkiye'deki ortalama günlük tuz tüketimi olan 10 gramı baz alırsak bu tuzdan alınacak günlük iyot: 45 µg eder. Gerçek hayatta insanlar sadece tuz tüketmez ve normal beslenen bir insan muhtelif gıdalardan da iyot alır. 
Normal bir beslenme düzeninde insanlar et, süt, yumurta, peynir, balık gibi iyot zengini gıdalardan da yerler. Bu gıdaların ortalama iyot içerikleri şöyledir:
  • 1 bardak Süt (200 ml): Yaklaşık 35 – 50 µg iyot
  • 1 ad. yumurta: Yaklaşık 20 – 25 µg iyot
  • 1 porsiyon yoğurt veya peynir: Yaklaşık 15 – 20 µg iyot
  • 1 porsiyon deniz balığı (haftada 1 kez): Yaklaşık 100 – 150 µg iyot
  • Günlük 10 gr iyot eklenmemiş tuz: Yaklaşık 45 µg iyot
Bu verilere göre her gün düzenli olarak süt ürünü ve yumurta tüketen normal bir insan, daha tuz kavanozuna elini uzatmadan günde ortalama 120 µg arasında bir taban iyot alımına ulaşır. Günlük 100 µg'ın altında iyot alımında iyot eksikliği görülebilir. Bu da bize günlük 100-120 µg arası bir alımın yeterli olduğunu gösterir.
Türkiye’de insanların ortalama ulaştığı 120 µg ne ifade eder?
  1. Türkiye’de iyot eksikliği yok aksine fazla
    Normal beslenen bir insan iyot eklenmemiş gerçek tuzu kullandığında toplam alımı 120 µg seviyesine gelir. Bu değer, zorunlu ihtiyaç olan 100 µg olan İyot Eksikliği sınırının üzerindedir. Yani bu kişi klinik olarak iyot yetersizliğine bağlı guatr veya zeka geriliği riski yaşamaz. Kaldı ki bu metnin yazarı olarak 25 yılı aşkındır iyot eklenmemiş tabii tuz kullanmaktadır. Buna rağmen çok şükür ki yapılan tetkiklerde iyot eksikliği yaşamamıştır. Aksine iyotlu tuz kullandığı zamanlarda troid rahatsızlığı yaşamıştır. Günlük en fazla iki öğün ve az miktarda yiyen ve hareketli bir hayatı olan bu kişi iyot eksikliği yaşamıyorsa, çok miktar ve öğün yiyenlerde nasıl iyot eksikliği olur?
     
  2. Fazla iyot mâruziyetine dikkat!
    En mühimi TÜBİTAK analizindeki tuzda bulduğu gibi tabii iyot ihtiva eden bir tuzun sağladığı 45 µg, kişiyi "aşırı iyot" mâruziyetinden korur. Eğer bu kişi normal beslenmesine ek olarak piyasadaki eklenmiş yüksek iyotlu (25-40 ppm) tuzlardan kullansaydı, günlük alımı 400 µg'ın üzerine çıkabilir ve tiroidini (Haşmoto, hipertiroidi vb.) riske atabilirdi ve atıyor da.
Teşhis veya tedavi ederken iyotla hasta etmek
Hastanelerde teşhis veya tedavi amaçlı iyotlu kontrast madde (ICM) yüklemesinin riskleri hiç düşünüldü mü? Zira iyot sadece tuz veya gıdalardan alınmıyor. İdrar iyot konsantrasyonu, bilgisayarlı tomografi, kan tiroglobulin seviyesi, yenidoğan TSH taraması ve ultrason ile tiroid hacmi ölçümünde de kullanılıyor.

İyotlu Kontrast

İyot alımı ve yüklemesi konusunda kapsamlı bir derleme “academic.oup.com/edrv/article/45/6/858/7693016” de yer alan makalede aynen şunlar söyleniyor:
İyotlu kontrast madde (ICM) sağlık bakım ortamlarında radyolojik teşhis çalışmaları, özellikle de sıklıkla ICM gerektiren bilgisayarlı tomografi ve kardiyak çalışmaların popüler kullanımı giderek daha yaygın bir aşırı iyot yüklemesi olarak kabul edilmektedir. ABD’de 1980'de yıllık yaklaşık 3 milyon bilgisayarlı tomografi taraması yapılırken 2007 yılında bu rakam 70 milyon yükselmiştir.”

JAMA Internal Medicine dergisinde Nisan 2025'te yayımlanan bir araştırmaya göre ABD’de 2023 yılında 62 milyon hastaya 93 milyon bilgisayarlı tomografi taraması yapılmış.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de ise 2023'te kamu, üniversite ve özel sağlık kuruluşlarında toplam 26 milyon 764 bin 331 bilgisayarlı tomografi  çekimi yapılırken aynı dönemde 18,9 milyon da MR çekimi gerçekleştirilmiş.

İlk çalışmada devamla şöyle deniliyor: Tipik bir iyotlu kontrast dozu, önerilen günlük iyot alımının birkaç yüz katını aşan miktarlarda yani 13.500 µg'a kadar serbest iyot ve 15 ila 60 gram iyot içerebilir. İlaçlı tomografi işlemleri sonrasında sağlam tiroid bezinde iyot depoları 4 ila 8 haftaya kadar yüksek kalır. Bu şoklama neredeyse hiç sorgulanmıyor. Zira bu işlem sonrasında rahatsızlığı olmayan kimselerde iyotlu kontrast maddesine bağlı tiroid veya böbrek hastalıkları meydana gelebiliyor.

Amiodaron tehlikesi
“Amiodaron, hacim olarak %37 iyot ihtiva eden ve genellikle taşiaritmileri tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Günlük 200 mg amiodaron dozuyla bu ilacı kullanan kişiler, günlük iyot alımının birkaç yüz katına tekabül eden 75 mg iyot alırlar. Amiodaronun yüksek iyot yükü ve tip I 5'-deiyodinazın inhibisyonu da dahil olmak üzere kendine özgü özellikleri, tiroid fonksiyon bozukluğunu tetikler. Amiodaron kaynaklı tiroid fonksiyon bozukluğunun tahmini insidans oranı %2 ila %24 arasında değişmektedir. Bu ilaç kullanımı sonrasında çoğu kimsede Hashimoto tiroiditi rahatsızlığı ortaya çıkmaktadır.”

Kim bilir benzer kaç ilaç var. Ayrıca başka ilaçlar “tedavi” ederken kim bilir başka hangi geçici veya kalıcı rahatsızlıklara sebebiyet vermektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bu gerçekler çerçevesinde yeni tedbirler alması ertelenemez bir zarurettir.
 
İYOT ZENGİNİ GIDALAR

Vücudumuzun tabiî yollardan imal edemediği ve tiroid bezlerimizin sıhhati için mutlak surette haricen alınması icap eden iyot elementi, tabiatta muayyen gıda gruplarında yoğun olarak bulunur. Beslenme ilminde iyot muhteviyatı en yüksek ve tescilli olan gıdaları şu şekilde hülâsa edebiliriz:

1. BALIKLAR EN ZENGİN MEMBA
İyodun tabiatta en bol bulunduğu yer şüphesiz ki denizlerdir. Dolayısıyla denizden çıkan nimetler bu hususta ilk sıradadır:
Morina Balığı: Yağsız ve beyaz etli bir balık olan morina, iyot yoğunluğu bakımından en muazzam balıklardan biridir.
Mezgit ve Ton Balığı: Günlük beslenmede kolayca ulaşılabilecek bu balıklar da ciddi miktarda iyot ihtiva eder.

2. DENİZ YOSUNLARI
Japonların yoğun tükettiği deniz yosunları dünyadaki en konsantre iyot kaynağı olarak kabul edilir. Tek bir yaprak deniz yosunu dahi, bir insanın günlük hatta haftalık iyot ihtiyacını tek başına karşılayabilecek kadar fersah fersah yüksek bir muhteviyata sahiptir.

3. SÜT VE SÜT MÂMÜLLERİ
Süt ve süt ürünleri de mühim birer iyot kaynağıdır. Günlük bir kâse tabiî yoğurt, yetişkin bir insanın günlük ihtiyacının mühim bir kısmını veya tamamını tek başına karşılar. Bilhassa merada otlayan hayvanların sütleri ve bu sütlerden yapılan peynirler iyot bakımından daha zengindir.

4. YUMURTA
İyodun büyük kısmı yumurtanın sarısında kümelenmiştir. Günde bir adet tabiî yumurta yemek, vücudun mineral dengesi için fevkalade faydalıdır.

5. MEYVE VE SEBZELER
Meyve ve sebzelerdeki iyot miktarı, yetiştikleri toprağın iyot zenginliği ile doğrudan âlâkalıdır. ‘Topraksız tarım’ denilen saçmalığın neden sıkıntılı olduğu şüphesiz buradan da ortaya çıkar. Öne çıkan bazı müstesna gıdalar şunlardır:
Kızılcık (Cranberry): Meyveler arasında iyot oranı en yüksek olan nadir gıdalardandır. 100-115 gram (yaklaşık bir su bardağı) taze kızılcık: Ortalama 400 µg civarında iyot ihtiva edebilir. Bu miktar, günlük ihtiyacın neredeyse %250'sinden fazlasına tekabül eder. Kızılcıkta günlük alım 40 ila 50 gram (yaklaşık bir avuç dolusu) geçmemelidir. İthal kızılcıklarda iyot, Türkiye’de yetişenlerden daha fazladır.
Çilek: Meyveler arasında kızılcıktan sonra iyot muhteviyatı ile öne çıkan, antioksidan deposu müstesna bir yaz meyvesidir.
Kuru Erik ve patates: Bilhassa kabuğuyla birlikte pişirilmiş patates, mütevazı bir miktar iyot barındırır.
Ispanak, Pazı ve Şalgam Yaprağı: Geniş yeşil yapraklı bu sebzeler, topraktaki mineralleri emme kabiliyeti en yüksek olan bitkilerdendir.
Sarımsak ve Kuru Soğan: Toprak altında yetişen ve kök yapısı kuvvetli olan bu şifalı gıdalar, mütevazı bir miktar iyot barındırırlar.
Muz: Günlük beslenmede potasyum zenginliğiyle bilinen muz, az miktarda da olsa iyot dengesine katkı sağlar.
Brokoli ve Lahana: Lahanagiller ailesi iyot ihtiva etmekle beraber, "goitrojen" maddeler de barındırdıklarından aşırı ve çiğ tüketildiklerinde tiroidin iyot emilimini muvakkaten yavaşlatabilirler. Bu sebeple dikkat edilmelidir.
Not:
İyot zengini gıdaları ölçüsüz yediğimizde özellikle de deniz yosunu gibi gıdalarda belirtilen ölçü aşıldığında iyot fazlalığı sebebiyle vücutta Haşimoto gibi otoimmün bir tiroid marazı ortaya çıkabilir. Zira aniden yüksek iyot yüklemesi, tiroid dengesini bozabilecek reaksiyonlara sebebiyet verebilir. Tuza gerekmediği halde dışarıdan iyot eklenmesi de benzer rahatsızlıkları ortaya çıkarır. Kronik rahatsızlıklarınız varsa mutlaka iyot değerlerini ölçtürünüz.
 
Meraklısı için haberin kaynağı akademik linkler
Çalışmamıza kaynaklık eden temel çalışmalar kabaca şu şekilde:
Yazar(lar) Yıl Konu Dergi / Platform
Teng X. ve ark. 2011 Fazla iyot → subklinik hipotiroidizm ve otoimmün tiroidit European Journal of Endocrinology
Burek C.L. & Talor M.V. 2009 Genetik yatkınlık + iyot → Haşimoto tiroiditi Johns Hopkins / Autoimmunity
       
Arroyo-Helguera O. ve ark. 2024 Aşırı iyot tüketimi → Pankreas hasarı & Tip 2 diyabet riski Biology (PubMed Central)
Springer Nature 2020 İyotlu tuz + Haşimoto tiroiditi ilişkisi Hormones (Springer)
Oxford Academic / Endocrine Reviews 2024 İyot fazlasının genel riskleri Endocrine Reviews
PubMed Central (mini-derleme) 2025 Üreme sağlığına etkileri: sperm, gebelik komplikasyonları Frontiers in Endocrinology
NCBI / Thyroid Autoimmunity Review 2024 USI programlarının uzun vadeli güvenlik değerlendirmesi NCBI PMC
Wiley Online Library 2020 Ham tuz vs. iyotlu tuz - tiroid disfonksiyon karşılaştırması International Journal of Clinical Practice
 
academic.oup.com/edrv/article/45/6/858/7693016
onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/ijcp.13523
link.springer.com/article/10.1007/s42000-020-00229-3
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12074946/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8801104/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8143077/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11273434/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11677496/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4139880/
pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12191997/
empowher.com/hypothyroidism/content/Haşimotos-autoimmune-thyroiditis-too-much-iodized-salt

Kaynak: Gerçek Hayat dergisi 1129. sayı Temmuz 2026
 
Yorum Yap
Diğer İçerikler