Son hâdiseler sebebiyle İran'da ‘rejim yıkıldı, yıkılıyor’ denilirken biz aksini söyledik.
Zira Sünni toplumları Şiileştirerek toplumların huzurunu bozması dolayısıyla Sünni dünyanın başına bela olması ve Batının bölgeyi kontrolü için ABD, israil ve İngiltere gibi güçlerin İran'da Şii bir rejime ihtiyacı var.
Bu sebeple ne daha ileri gitmesine izin verirler ne de yıkılmasına. Hep kontrol altında ve dış dünya ile ilgilenmeyen ve Sünni dünyada fitneye odaklanmış İran Şii rejimi bunlar için altın bir eldiven.
Artık hâdiseler ciddi biçimde nihayete erdi. Her zaman olduğu üzere ölen öldüğü ile Şahlık hayali kuran siyonist Rıza Pehlevi de heyecanıyla kala kaldı.
Kazanan ise rejim, ABD, Çin ve israil…
Rejim soluklandı
Kaybedeni ise İran’da yaşayan halklar ve Elon Musk’un Starlink’i…
Musk’ın uydularının İranlı muhaliflere internet sağalama imkânı, Çin’in de desteği ile engellendi. Bu aynı zamanda “engellenemez” denilen Starlink uydularının böyle bir özelliğe sahip olmadığını da ortaya koydu.
İktisâdî, siyâsî ve içtimâî sahalarda sıkışan İran toplumunun İran Şii rejimine yönelik gazı alındı ve rejim rahatladı. Birkaç yıl daha bu yeni nefesle yoluna devam eder. Bu vetirede İran’da iki şey beklenir.
İlki, Tahran’ın yerine yeni bir başkent. Zâten İran bunu tam bir yıl önce duyurmuştu. 8 Ocak 2025’de İran Cumhurbaşkanı, "Ülkenin başkenti Tahran, çözülemeyen sıkıntılarla karşı karşıya. Ne yaparsak yapalım zaman kaybediyoruz. Dolayısıyla ülkenin ekonomik ve siyasi merkezini güneye ve denize yakın bir yere taşımaktan başka seçeneğimiz yok" demişti.
Yeni başkent İran'ın güneydoğusu ve Pakistan'ın güneybatısında bulunan bir kıyı bölgesi Mekran olacak ve bunun için de harıl harıl çalışılıyor.
Tahran’ın olduğu yerler Türk toprağı. Tebriz’de öyle. Mekran bölgesi ise Perslerin gerçek yurdu. Dolayısıyla bu aynı zamanda İran’ın gelecek tehlikelere karşı kendini koruması mânâsına da geliyor.
Çünkü eninde sonunda İran’ı bekleyen şey parçalanmak. Türk topraklarında ya ‘Güney Azerbaycan’ diye yeni bir devlet çıkacak veya Azerbaycan’la birleşilecek…
Yeni başkent ise Belücistan’da da olmayacak, Umman Körfezi’nin girişine daha yakın bir bölgede.
Diğer husus ise Ali Hamaney’in vefatı. İran’da mollalar ve siyasi güç odakları tüm hesaplarını bunun üzerine kuruyor. Hamaney yerine oğlunu istiyor. Fakat bunu başarıp başaramayacağı, başarsa bile oğlunun bunu sürdürüp sürdüremeyeceği belirsiz.
İran’ın en büyük açmazı ise üç orduya sahip olması. Biri, resmi askeri güç. İkincisi Devrim Muhafızları. Üçüncüsü ise vekil güçler. Bunlar arasında çıkacak bir kıvılcımın nasıl bir yangınla biteceğini tahmin bile etmek güç.
İran’ın şuan ki en büyük yapı taşı, zâlim Şah İsmail’den bu yana dek süren Şiilik. 1925’de yönetimi devirip Şahlığını ilan eden Rıza Pehlevi ile başlayan sekülerleşme, molla rejiminin baskılarıyla daha da arttı ve ikinci patlama ise şuan olduğu üzere aynı kitleden gelecek.
Türk Kaçar Hanedanı'nın son şahı olan Ahmed Kaçar'ı devirerek Pehlevi Hanedanı'nı kuran Rıza Şah’ın annesi bir Gürcü. Babası ise bir Mazenderan.
Taburistan halkı olarak da bilinen Mazenderanlıların dili de Farsça değil Mazenderanca. Bunlar Mazenderan Eyaleti'nde yaşarlar. İran içinde yüzde 1-2’lik bir nüfusa sahipler. Kimileri bu halkın Türk olduğunu söylese de pek çok kaynak bunu doğrulamıyor. İçlerinde şüphesiz yahudiler de var.
Rıza Şah, kendilerine ve hanedanlarına Pehlevi ismini uygun bulmuş. Bunun sebebi Sâsâni’ye atıf. Şayet Rıza, Türk olsaydı Pehlevi’yi asla tercih etmezdi.
Zaten Mustafa Kemal’den etkilenerek İran’da lâik bi rejim tesis etti ve Sâsâni milliyetçiliğini güçlendirdi. Zaten babası gibi kendisi de askerdi ve Militarist bir yapı tesis etti.
1920-1930 Türkiye’sinde yaşananların alfabe değişimi hariç hemen hepsini İran’da o da gerçekleştirdi.
Kaçarları yıkarken 1925-1979 arasında yaşayabilen rejimini, Gilanlı Alı, Kürt ve Ermenilerin desteği ile kurdu.
Yönetime geldikten sonra yahudilere inanılmaz bir hürriyet tanıdı. yahudiler ile diğer dini azınlıklara yönelik tüm kısıtlamaları kaldırdı. yahudilerin toplu olarak din değiştirmelerini bile yasakladı. yahudi okullarının önünü açtı. İşgal ettikleri Filistin topraklarında kullandıkları modern İbranice'nin öğrenilmesini sağladı. Herkesten esirgenin medya hürriyeti yahudiler için olabildiğince serbestti. O da yetmedi, Tanzimat sonrası Osmanlısında olduğu üzere yahudilerin devletin her yerine nüfusuna göz yumdu veya sağladı. İran’ın başına geçme aşkıyla yanıp tutuşan torun Rıza Pehlevi de tıpkı dedesi gibi siyonizme mutlak itaat ediyor. Cahil adam ne babasının ne de dedesinin siyonizme mutlaka itaatine rağmen tahtında kalamadığını göremiyor.
Yerine gelen oğlu Muhammet de MOSSAD, CIA ve MI6’ya mutlak itaatine rağmen sahiplerince postalandı ve Humeyni’nin gelişi sağlandı. Torun ise bütün bunları okumaktan çok aciz. Onun olabileceği tek şey, muhalif isyancıların elinde flama.
İran’ı kurtaran ve ayakta tutan ana unsur ise Şiiliğin; İslam dünyasının yüzde 90’dan fazlasını oluşturan Sünniliğe karşı silah olması ve enerji kaynakları.
Petrolün üçte birini Çin alıyordu. Trump ile yapılan son anlaşma ile yüzde 35’ini de ABD alacak. Geri kalan yüzde 30-35 ise İran mollalarının.
Resim: CIA tarafından Pehlevi dönemine (1925-1979) ait yayınlanan İran'ın ırk ve inanç haritası. Haritadaki bilgilerin mühim bir kısmı gerçeklikten uzak. Çünkü CIA göre ülkedeki Türk nüfus %26. Ancak gerçek yüzde 50'ye yakın. İran toplumunun en büyük unsuru çoğu Şii'de olsa Türklerdir.