Bu makale Gerçek Hayat dergisinin Haziran 2026 tarihli 1128. sayısında neşredilmiştir.
Müslümanlar nezdinde İspanya Krallığı da soykırımcı, sömürgeci, Müslüman düşmanı bir devlet ve milletti. Papalığın sömürgesi olan Avrupa, pislik, yokluk ve cehalet çağını sürdürürken Endülüs Emevi Devleti (yani Müslümanlar) sayesinde İspanya, bilgi, ahlâk, temizlik, varlık ve siyaset gibi zaviyelerde altın çağını yaşıyordu.
15. asrın sonlarına doğru Endülüs Müslümanları bugün olduğu gibi yahudi kıskacındaydı ve hatırı sayılır bir şekilde erdemli davranışlardan uzaklaşmış, İspanyollar ise yükselişe geçmişti. Nihayetinde 1492’de Endülüs’ün son devleti olan, el-Hamra Sarayı gibi yapıları inşa eden Benî Ahmer Devleti (Gırnata Emirliği) tarihten çekilmişti.
Gırnata Emirliği / Benî Ahmer Devleti’nin bayrağı
Gırnata Emirliği / Benî Ahmer Devleti’nin arması
Bir yandan Amerika kıtasını işgal edip yağmalayan ve de akıl almaz soykırımlara imza atan İspanyollar, diğer yandan da İber Yarım Adası yani Endülüs’teki Müslümanlar ve Musevileri soykırıma tabi tutmuştu.
Nihayetinde Batıyı insanlıkla, ilimle ve medeniyetle tanıştıran Müslümanlar yine Batılıların elinde soykırıma uğrayarak kıtadan sürülmüş veya Katolik olmaya zorlanmışlardı. Bu korkunç hâdisenin üzerinden 5 asırdan fazla bir zaman geçti. Ancak acılar tazeliğini korumaya devam ediyor.
Kastilya kraliçesi 1. Isabel ile Aragon kralı 2. Fernando'nın evlenmesi neticesinde devletlerde birleşerek İspanya İmparatorluğu doğurmuştu. İspanyol acımasızlığı ve vahşetinin en şöhretli isimleri şüphesiz Isabel ve Fernando’ın yanısıra Kristof Kolomb idi.
Ankara, Kristof Kolomb ile özdeşleşen sömürge ve soykırım çağını sürekli olarak “keşifler çağı” olarak öğretiyordu. MEB’nın yeni müfredat değişikliği ile hak yerini bularak artık “sömürge çağı” olarak öğretilecek.
Bu kısa tarih hatırlatmasından sonra İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in dış politikası ve şahsiyetinin değerlendirmesine geçebiliriz.
Dünyanın en hayasız, en ahlâksız, en soysuz, en alçak, en hırsız, en vahşi toplumunun bir asırdır Filistin’de sürdürdüğü ve en nihayetinde 7 Ekim 2023’ten bu yana da Gazze ve Batı Şeria’da yürüttüğü soykırım vahşetine karşı devletlerin tamamına yakını insanlık imtihanından çaktığı bir dönemde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in takdiri hak eden davranışları hâlâ sürüyor.
Başbakan Pedro Sánchez, soykırımcı israil ile Trump yönetimindeki ABD’ye en sert tepki gösteren ve hatta müeyyide uygulayan lider olarak tarihe geçti.
Çoğu Avrupalı lider, Trump yönetimine karşı temkinli bir diplomasi yürütürken sosyal demokrat çizgideki İspanya Başbakanı Sánchez, Trump'ın tek taraflı askeri politikalarını ve korumacı ekonomik tehditlerini “uluslararası hukukun çöküşü ve dünya için bir felaket” olarak nitelendirerek açıktan tepki gösteren Avrupa'daki en sert, en açık ve tavizsiz lider konumunda.
İspanya Başbakanı, ABD ve israilin İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonlarda, ülkesindeki askeri üstleri ABD ordusunun kullanımına kapatarak net bir tavır ortaya koydu.
Bu karar üzerine küplere binen Donald Trump, "İspanya ile tüm ticari ilişkilerimizi keseceğiz, onlara ihtiyacımız yok" diyerek tam bir ekonomik ambargo tehdidinde bulundu ancak Sánchez geri adım atmadı.
Trump'ın tehditlerine televizyondan halka seslenerek cevap veren Sánchez, Ortadoğu'daki savaşı "milyonlarca insanın kaderiyle Rus ruleti oynamak" olarak niteledi. “Dünyaya zarar veren, değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı olan bir hâdisenin suç ortağı olmayacağız. Pozisyonumuz nettir: Savaşa hayır" diyerek Trump'a yönelik restini tekrarladı.
Trump yönetiminin NATO üyelerine yönelik savunma bütçelerini GSHY'nin %5'ine çıkarma baskısına da direnen Sánchez, ABD’nin bu taleplerine körü körüne boyun eğmeyeceğini de belirtti.
Sánchez yaptığı açıklamalarda, "Avrupa, vassallık üzerine değil; açık kurallar ve uluslararası hukuka saygı üzerine kurulu bir dünya istiyor" diyerek Birliğin kendi kararlarını verecek "stratejik özerkliğe" ulaşmasını savunuyor.
Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üzerindeki yaptırım baskısını kırmak amacıyla Sánchez, Avrupa genelinde ABD yaptırımlarını etkisiz kılacak hukûkî engelleme statülerinin devreye alınmasını resmen talep ederek ABD’ye karşı yeni bir hamle daha yaptı.
Trump’ın yaptırım tehdidine karşı ise Latin Amerika, Hindistan, Çin ve Türkiye gibi aktörlerle ilişkileri geliştirerek İspanya ve Avrupa ekonomisini ABD bağımlılığından uzaklaştırma ve çeşitlendirme stratejini ortaya koydu.
Elon Musk ve dijital platformların denetimsiz gücüne karşı Avrupa genelinde çok daha sıkı regülasyonların getirilmesi gerektiğini söyleyerek ABD merkezli teknoloji tekellerine karşı açıktan cephe aldı.
Son dört yılda Çin'i dört kez ziyaret eden tek Avrupalı lider olan Sánchez, Çin ile ilişkilerde Amerikan eksenli “sert kopuş” yerine, pragmatik, dengeli ve yoğun bir diyalog stratejisini savunuyor.
Trump’ın Çin’le ilişkiler konusundaki ikazlarına karşı da "Ticaret savaşlarında kazanan olmaz. Ayrıca ticaret savaşları iyi değildir, kimse kazanamaz. Dünyanın hem Çin hem de ABD ile konuşmaya ihtiyacı var" diyen Sánchez, çok kutuplu bir dünya düzeninden yana açıktan tavır ortaya koyuyor.
GAZZE’DE SOYKIRIM VAR!
Sánchez’in en dikkat çeken yönü ise Trump ve AB’ye yönelik tepkileri değil, daha çok terör oluşumu israile yönelik olanlarıydı. Hemen herkesin sustuğu, bagajları nedeniyle liderlerin çekindiği bir dönemde Sánchez, Gazze'deki saldırıları resmen soykırım ve savunmasız bir halkın imhası olarak niteledi.
İsrail yönetimine baskı uygulamak ve Filistin halkına destek olmak amacıyla ise 10 maddelik kapsamlı bir yaptırım paketi açıkladı:
❶
Kalıcı Silah Ambargosu:
Ekim 2023'ten beri fiilen uygulanan askeri malzeme kısıtlamalarını, çıkarılan acil kanun hükmünde bir kararnameyle kalıcı ve hukûkî bir yasak (ambargo) haline getirmiştir. İspanya artık İsrail'e hiçbir silah, mühimmat veya askeri teçhizat satmamakta ve almamaktadır.
❷
Limanların İsrail Ordusuna Kapatılması:
israil silahlı kuvvetleri için yakıt veya askeri mühimmat taşıyan gemilerin İspanyol limanlarına yanaşması ve bu limanları kullanması kesin olarak yasaklanmıştır.
❸
Hava Sahası Ablukası:
israile savunma malzemesi taşıyan devlet uçaklarının İspanya hava sahasından geçmesine izin verilmemektedir.
❹
Savaş Suçlularına Giriş Yasağı:
Gazze'deki soykırıma, insan hakları ihlallerine ve savaş suçlarına doğrudan katılan veya bunları yöneten kişilerin (israil hükümet üyeleri dâhil) İspanya topraklarına girişi yasaklanmıştır.
❺
İşgalcilere Ticârî Ambargo:
İşgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yahudi işgal birimlerinde üretilen tüm malların İspanya'ya ithalatı tamamen yasaklanmıştır.
❻
Konsolosluk Hizmetlerinin Kısıtlanması:
İspanya hükümeti, İsrail'in Gazze ve bölgedeki saldırganlığına tepki olarak Tel Aviv'deki büyükelçisini kalıcı olarak geri çekmiş ve diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmüştür. israilin işgal ettiği bölgelerde ikamet eden İspanyol vatandaşlarına sağlanan konsolosluk hizmetleri, yasal olarak zorunlu olan en asgarî düzeye indirilmiştir.
❼
İnsânî Yardımların Artırılması:
BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'na (UNRWA) yapılan maddî destekler artırılmış; Gazze ve Batı Şeria'daki gıda ve tıbbî malzeme projeleri için Filistin Yönetimi'ne sağlanan bütçe yükseltilmiştir. Ayrıca İspanya, Refah'taki AB Sınır Destek Misyonundaki asker sayısını artırma taahhüdünde bulunmuştur.
❽
Uluslararası Mahkemelere Müdahillik:
İspanya, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Uluslararası Adâlet Divanı (UAD) ile Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)’nde israile karşı açtığı soykırım davasına resmen müdahil olmuştur.
❾
Kültürel ve Sportif Tecrit Çağrıları:
israilin Rusya gibi uluslararası tüm spor müsabakalarından men edilmesi yönünde küresel spor teşkilkatlarına açık çağrılar yapmıştır. Ayrıca israilin katılımı nedeniyle Eurovision Şarkı Yarışması'nı boykot hamlelerine liderlik etmiştir. Barselona forması giyen futbolcu Lamine Yamal'ın şampiyonluk kutlamasında Filistin bayrağı açması, israilin tepkisine neden olmuş, Başbakan Sánchez ise futbolcuya doğrudan sahip çıkarak: "Yamal, milyonlarca İspanyol'un hissettiği Filistin dayanışmasını ifade etmiştir, onunla gurur duyuyoruz" diyerek halkının çoğunluğunun Filistin'in yanında olduğunu vurgulamıştır.
❿
Filistin Devleti'nin Tanınması:
Tüm bu yaptırım süreçlerinin en büyük diplomatik adımı olarak İspanya, Filistin'i resmi olarak bağımsız bir devlet olarak tanımıştır. İrlanda ve Norveç ile eş zamanlı atılan bu adım, Avrupa Birliği içinde Filistin lehine tarihi bir kırılma noktası oluşturmuştur.
BATIYA ÇİFTE STANDART ELEŞTİRİSİ
Sánchez, Avrupalı müttefiklerini sık sık sert bir dille eleştirmektedir. Ukrayna söz konusu olduğunda uluslararası hukuka ve insan haklarına sarılan Batı dünyasının, Gazze'de hastaneler bombalanırken ve çocuklar aç bırakılırken sessiz kalmasını "kabul edilemez bir çifte standart ve ahlâkî çöküş" olarak nitelemektedir.
AB-İSRAİL ORTAKLIK ANLAŞMASI'NI FESİH GİRİŞİMİ
Sánchez, İsrail'in insan hakları ihlalleri nedeniyle Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın derhal feshedilmesi için Brüksel'e resmi başvuruda bulunmuştur. Sánchez bu hamlesini, "Uluslararası hukuku ve AB'nin temel ilkelerini açıkça ihlal eden bir hükümet, Avrupa Birliği'nin ortağı olamaz. Bu kadar basit" sözleriyle savunmaktadır.
TÜRKİYE, AB ÜYESİ OLMALI
Türkiye'yi müttefik olarak gördüğünü belirten İspanya Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılması ve AB’nin bunu derhâl onaylamasını gerektiği belirtiyor.
Pedro Sánchez kimdir, İslam ve Türkler hakkında ne düşünüyor?
Kendisini açık sözlü bir “ateist” olarak tanımlayan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, köken olarak İspanyol nesebine mensup ve Madrid’de doğmuş. Ekonomist olan babası Real kökenli, avukat olan annesi ise Madridli. Soy ağacındaki büyükanne ve büyükbabaları da İspanya'nın Murcia, Toledo ve Endülüs gibi farklı bölgelerine dayanıyor.
Katolik okullarında okumasına rağmen Hıristiyan olmayan Sánchez göreve başlarken, İspanya Krallığı tarihinde İncil veya haç gibi hiçbir dini sembole el basmadan, yalnızca anayasa üzerine yemin ederek göreve başlayan ilk başbakandır.
Endülüs Müslümanlarının İspanya’da 8 asır hüküm sürmesi sebebiyle pek çok İspanyol’un şüphesiz ki kanında Müslüman kanı var. Kaldı ki Müslüman olduğu halde zorla Hıristiyanlaştırılmış milyonlar da mevcut. Pedro Sánchez'in böyle bir mazisi olup olmadığı yani Arap ve Müslüman kökene sahip olup olmadığı da bilinen bir durum değil.
Özellikle Filistin'e destek veren politikaları, israile yönelik vicdanlı çıkışları ve Filistin devletini resmi olarak tanıması sebebiyle Türkiye dâhil olmak üzere pek çok ülkede Sánchez'in Arap veya Müslüman kökenli olup olmadığına yönelik internet araştırmaları yapıldığı biliniyor.
Ayrıca "Aslında Urla göçmeni bir Türk’tür, adı Merdo Sançezoğlu'dur" veya "Aslında Müslümandır" şeklindeki hiçbir delile dayanmayan paylaşımlar yapıldığı görülmüştür.
Biz de kökeni hakkında birkaç yapay zekâ uygulamasına sorduğumuzda sanki tek kaynaktan besleniyorlarmış gibi (belki de böyledir) şu cevabı aldık: “
İspanya Yarımadası yaklaşık 800 yıl boyunca Endülüs Emevileri ve Müslüman devletlerin egemenliğinde kaldığı için genel olarak tüm İspanyolların genetik havuzunda uzak tarihsel Kuzey Afrika (Mağrip) etkileri bulunabilir. Ancak bu durum Pedro Sánchez'e özel bir durum olmadığı gibi, kendisinin bilinen aile tarihinde doğrudan Arap veya Müslüman bir ata kaydı bulunmamaktadır.” Bu cevap tabii bir cevaptır ve doğrudur da.
Pedro Sánchez’in anne ve baba tarafları Katolik olması ve kendisinin de Katolik okullarında okumasına rağmen Hıristiyanlık/Katoliklikten kendi hür iradesiyle ayrılmıştır. Sánchez, bir dine ihtiyaç duymadığını açıkça ifade etmektedir. Bunun yanı sıra İslam da dâhil olmak üzere tüm dinlere karşı saygı, bir arada yaşama ve hoşgörü politikasını savunuyor.
Sol eğilimli Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri olan Sánchez'in İslamiyet ve Müslüman toplumu konusundaki yaklaşımı şu şekildedir:
1. İslamofobi ve Irkçılık Karşıtı Duruşu
İspanya'da Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve nefret söylemlerine karşı net tavır almaktadır. İspanya ile Mısır arasında oynanan futbol maçında tribünlerden yükselen Müslüman karşıtı ırkçı tezahüratları açıkça kınamış; bu tür davranışları "kabul edilemez medeniyetsiz bir azınlığın eylemi" olarak nitelemiş ve İspanya'nın hoşgörülü, çoğulcu yapısını zedeleyemeyeceğini vurgulamıştır. İspanya'nın çok kültürlü yapısına inandığını belirten Sánchez; Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin karşılıklı saygı içinde bir arada yaşaması gerektiğini her fırsatta dile getirmektedir.
2. Eğitim ve Din Özgürlüğü Politikaları
Sánchez hükümeti, İspanya'daki Müslüman azınlığın haklarını korumak adına kamu okullarında Müslüman öğrencilerin kendi inançlarını öğrenebilmesi için Kur'an ve İslam derslerinin seçmeli bir ders olarak müfredatta yer alabilmesi fikrini desteklemektedir.
3. Ortadoğu ve Filistin Politikası
İslam dünyasında kendisine yönelik büyük sempatinin ana kaynağı dış politikasıdır. Sánchez; Filistin devletini resmi olarak tanımış, Gazze'deki insani krize karşı ses yükseltmiş ve İsrail'e silah satışını askıya almıştır. Bu duruşu, İslam dünyasındaki kitleler tarafından takdirle karşılanmaktadır.
4. Kültürel Miras Vurgusu
Endülüs döneminden kalan el-Hamra Sarayı, Kurtuba Camii ve Alcazar gibi İslam eserlerini İspanya’nın ortak ve paha biçilemez bir zenginliği olarak kabul etmektedir.
Katıldığı bölgesel etkinliklerde ve Endülüs özerk bölgesine yaptığı ziyaretlerde, bu tarihi geçmişin İspanya'nın dünyadaki kültürel marka değerini ve turizm gücünü artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu sıkça vurgulamaktadır.
Müslümanların Endülüs bölgesi ve İspanya topraklarından çıkarılması gerektiğini savunan radikal faşistlere karşı ise İspanya tarihinin tek tipleştirilemeyeceğini ve Endülüs döneminin de bu coğrafyanın çok kültürlü köklerinin yadsınamaz bir parçası olduğunu söyleyerek tepki göstermiştir.
Ayrıca Endülüs geçmişi nedeniyle İspanya'nın her zaman "Arap dünyası ile Avrupa arasında bir köprü" olduğunu dile getirmektedir.
5. Türkiye Vazgeçilmez Bir Ortak
Türkiye ve Türkler hakkında son derece müsbet, stratejik ve dostane görüşlere sahiptir. İki ülke arasındaki ilişkileri en yüksek seviyede tutmaya çalışan Sánchez, hem diplomatik düzeyde hem de halk nezdinde Türkiye'yi çok önemli bir ortak olarak nitelendiriyor.
Türkiye'yi yalnızca İspanya için değil, tüm Avrupa Birliği için "vazgeçilmez bir ortak ve hayati bir müttefik" olarak tanımlıyor. İspanya Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmalarda "Türkiye ile ilişkilerimizi daha da geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz" diyerek bu vizyonunu resmi olarak ilan etmiştir.
NATO kapsamında İspanya'nın Türkiye'nin güvenliğine müşahhas katkı sağladığını sıkça dile getirmektedir. İspanya uzun senelerdir NATO şemsiyesi altında Adana’da Patriot hava savunma bataryası bulunduruyor. Sánchez, Türkiye'nin savunmasına katkı vermeye kararlılıkla devam edeceklerini belirterek Türk devletine ve ordusuna müttefiklik hukukuna dayalı büyük bir güven duyduğunu ifade etmiştir.
Türk halkını ‘sempati duyduğum dost bir ulus’ olarak nitelemektedir. Türkiye ile İspanya arasındaki TCG Anadolu gemisinin tasarım ortaklığı ile İspanya’nın Türkiye’den Kaan uçağını talep etmesi gibi savunma sanayii iş birlikleri de mevcuttur.
Gerçek Hayat'a abone olmak için:
birlikte.com.tr/gercekhayat-yillik