Gerçek Hayat Dergisinin 1124. sayısının editör yazısı
Ahiretimizi kazanmanın tarlası olan dünyamız nefret edilecek değil, ihya edilecek bir gezegen. Kainat içinde insanın var edildiği ve hayatiyetini sürdürdüğü bu gezeğeni sürükledikleri felaketin farkında olanlar uzun zamandır istilalarına uğradıkları varlıkların ve bizatihi iblisin telkini ile yeryüzünden Mars’a taşınmak gibi hayallerin peşinde koşuyorlar.
Pek çok insan ve devleti, Mars’a gittikleri yalanları ile oyalıyorlar. Her yıl Davos’ta tekrarlanan Dünya Ekonomik Formu (WEF)’nda Elon Musk yine bu konuya değinerek “SpaceX, roket teknolojisini, hayatı ve bilinci dünyanın ötesine, Ay’a, Mars'a ve nihayetinde diğer yıldız sistemlerine yayabileceğimiz noktaya kadar geliştirmeyi amaçlıyor. Bildiğimiz kadarıyla başka hiçbir yerde yaşayan yok. Bana sık sık, "aramızda uzaylılar var mı?" diye soruluyor ve ben de onlardan biri olduğumu söylüyorum.
Bana inanmıyorlar. Yani aramızda uzaylılar olup olmadığını bilebilecek biri varsa, “o da benimdir” diye düşünüyorum. Ve yukarıda 9.000 uydumuz var ve bir kere bile uzaylı bir uzay gemisinin etrafından dolaşmak zorunda kalmadık.
Bence hayatın ve bilincin son derece nadir olduğunu ve belki de sadece bizde bulunduğunu varsaymalıyız. Eğer durum böyleyse, bilincin ışığının sönmemesi için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız, çünkü bence biz, uçsuz bucaksız bir karanlıkta küçücük bir mum gibiyiz, kolayca sönebilecek küçücük bir bilinç mumu. İşte bu yüzden hayatı çok gezegenli hâle getirmek önemli; böylece dünyada tabiî bir felaket veya insan kaynaklı bir afet olsa bile, bilinç devam edebilir. SpaceX'in amacı da bu.”
Trump’ın Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, patronu Trump için geçtiğimiz Aralık ayında “alkolik bir kişilik" derken Elon Musk içinse "Tam anlamıyla yalnız hareket eden biri. Elon’la ilgili asıl zorluk, ona ayak uydurmak. Ketamin (uyuşturucu) kullandığını açıkça söylüyor" demişti. Bill Gates ve Steve Jobs ise uçuran bir uyuşturucu olan LSD kullanan ve bu sebeple yargılanmış kişilerdi. Zira bunların ayık kafa ile iş yapabilme kapasiteleri yok ve bunları kullanarak iblis ve avenesi ile tabiri caizse RF bağlantıya veya transa geçiyor.
“
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama O’nun bir kudreti olmaksızın geçemezsiniz ki!” Rahman 33’de buyrulduğu gibi bunların Mars gibi hevesleri hayal ve oyalamadan ibaret.
Gezegenimize gelince bizlerin ve yani Müslümanların zayıf ve zafiyetleri yüzünden merhametsiz, vahşi, hırsız, tecavüzcü ve soykırımcı Batı ve bugün onun en iri temsilcisi ABD ve Başkanı Trump, “barış adamı” maske ve balonuyla dünyayı ateşe veriyor. Biz ıslah edici olamadığımız için bu müfsitler insanlığı felakete sürüklüyorlar.
Bugün akan kanın, yaşanan sefalet ve ahlâksızılığın fâilleri, MSG gibi maddelerle doyma yetisi kaybettirilen insanlar gibi dünyanın dört bir yanına saldırmaya devam ediyor. Öte yandan Amerika denilince çoğumuzun aklına neredeyse sadece ABD geliyor ve kıtadaki diğer devlet ve toplulukları ABD ve benzerlerinin buralardaki ifsat ve işgal faaliyetlerinde hatırlıyoruz, tıpkı bu koca kıtayı Kristof Kolomb’un sözde keşfinden ibaret saymamız gibi.
Oysa Amerika kıtasına, bırakınız teknolojiyi, ahlâk ve insanlıktan bile habersiz Avrupa’dan tam 832 yıl önce Hz Osman (r.a.) döneminde Müslümanlar ulaşmıştı. Bununla da kalmayıp dünyanın geri kalanı gibi Amerika kıtasının da haritasını çizmişlerdi. Avrupalılara düşen ise Afrika’yı yağmalayıp köleleştirdikleri gibi öncesinde Amerika kıtasını yağmalayıp köleleştirmekti.
Bu sayımızda Amerika kıtası ve Trump haydudunun estirdiği global terörü ele alıyoruz. Şüphesiz kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman durulmayan Şii İran rejimindeki gelişmeler ve geleceğini de…
Diğer taraftan BAE-Suudi hattında yaşanan kırılma ve her an yükselen gerilim, Trump’ın yeni kurduğu ve “Trump her şeydir, haksız olduğu zamanlarda da haklıdır ve son sözü Trump söyler” megalomanlığında kurulan, Türkiye, Katar ve bazı Türk Cumhuriyetlerinde yer aldığı yeni oluşum, ABD’nin DSÖ ile boşanması, beyin ölümü ve organ nakli, prens erkekler ve teknofeodalizm gibi dosyalarla yine her zaman olduğu üzere karşınızdayız.
Şurayı da belirtmeliyiz ki, sözde ateşkese rağmen terör oluşum israil, Gazze’deki soykırımını aralıksız sürdürüyor. Gıda ve diğer temel ihtiyaç maddeleri ve çadır girişimine de hâlâ izin vermiyor. Trump ise ikinci aşamaya geçme masalları ile terör örgütüne zaman kazandırıyor. Şam yönetimi, topraklarının büyük bir kısmını PKK/SDG işgalinden kurtardı.
Doğu Türkistan’ı sömüren soykırımcı Çin’de ise sessiz sedasız darbe girişimi yaşandı. Pek çok kez tekrarlanan bu girişimlerin sonuncusu da başarısız olsa da bu bize Çin’de iç huzursuzluğa işaret ediyor. Bu ise en basit bir savaş veya kargaşada Çin yönetiminin tıpkı SSCB hikâyesinde olduğu gibi ansızın devrilebileceğine…
Ahireti kazanmamız için en büyük fırsatlardan biri olan bereket ve huzur mevsimi Ramazan-ı Şerif bir kez daha geldi ve bizleri şereflendirdi. Acıların dinmesi, ahlâklı bir toplum olmamıza vesile olması niyazı ile tebrik ederiz.
Vesselam!