Kent ve çevreye karşı
duyarlılığının yeni farkında olduğumuz bir kurum:
Tüketiciler Birliği. Diğer tüketici gruplarından
farkları yaptıkları çalışmalarla anlaşılıyor.
"Şehir mimarisi belediyelerden alınmalı"
başlıklı basın duyurusuyla ilgi alanları belirginleşmeye
başlıyor. Bu sefer tüketim nesnesi; "mimarlık" oluyor.
Öğreniyoruz ki insanların ayakkabısı, ceketi, gömleği
Tüketici Birliği'nin ilgi alanının sadece %10-15'ini
oluşturuyor, çünkü bu birliğin asıl ilgi alanı toplumsal
olaylar. UIA 2005 Mimarlık Kongresi'ne de davetli olarak
katılarak stand açan birlik, bireylerin sorunlarını
çözmekten ziyade, bireylerin sorun yaşamasını önlemeye
yönelik bir mücadele stratejisi belirleyen bir örgüt
olarak işliyor. Merkezi İstanbul'da olan ve 20'ye yakın
şubesi olan birliğin, 50 bin üyesi bulunuyor ve
milletvekilleri, bakanlar ve belediye başkanlarından
oluşan bir de e-posta grubu bulunuyor.
"Ömründe kümes yapmamış kimselerden ve şehirleri
yaşanamaz alanlar haline getiren belediyelerden,
şehirlerin mimari
uygulamaları alınarak yeni
kurulabilecek 'Şehir Mimari Kurulları'na bırakılmalıdır"
şeklindeki açıklamaları içeren basın duyuruları sonrası
Tüketiciler Birliği
Genel Başkan Yardımcısı Kemal Özer'e mimarlığa
ilgilerini sorduk.
Aynı zamanda Konya Şubesi Başkanı da olan Özer,
şehirlerin alelade olmasından şikayetçi ve birey olarak
en önemli problemini "mimari" olarak belirlemiş bile.
Turgut Cansever'e hayranlığını bütün kitaplarını
okuyarak belli eden Özer, Jamie Lerner'ın İstanbul'daki
yapılaşmada gördüklerini Mimar Sinan'ın torunlarının
yaptığına inanaması üzerine, birlik olarak bu konu
üzerinde fikirler üretmeye başlamış.
Kemal Özer'le Tüketici Birliği'nin faaliyeleri hakkında
konuşurken "kentleşme ve mimarlık" konularının birliğin
gündeminden hiç çıkmadığını farkettik. Bu konuların bizi
götürdüğü yer ise Konya oldu, bunun nedeni ise Konya
özelinde dikkat çekmek istediği bazı usulsüzlükleri
bizimle paylaşmaktan aldığı sinerjiydi.
Türkiye'nin en yoğun imar adası olarak tanımlanan
Konya'nın kent merkezinde çalışan Kemal Özer, 15 bin
nüfusun yaşadığı bu alana "güneş"in girmediğini, burada
oyun alanı olmadığı gibi yeşil alanın da bulunmadığını
belirtiyor. 10-12 katlı binaların arasında çalışan Özer,
rant dolayısıyla her belediye başkanının her seferinde
imar planında oynadığını ve 10 yıl içinde burada yedi
büklüm yollar ve sokakların oluştuğunu söylüyor.
Yerel yönetimleri suçlayan Özer; "Konya'daki yeni
Belediye Başkanı'nın geçmişten kalan kötü mirası daha da
kötüleştiriyor: "Burayı kuleler şehri yapacağız" diyor.
"Buranın mimarisini düzelteceğiz güzel bir şehir
yapacağız" demiyor. Bunların mimarlıkla ilgili bir
endişeleri yok." diyor.
Kuleler Şehri: Konya
Her yönetimin bir kule yaparak Konya'yı kuleler şehri
yapma sevdası sadece Tüketiciler Birliği'ni rahatsız
ediyor olmalı ki bu konuda hiçkimse tepkisini dile
getirmiyor. Kuleler şehri Konya'nın ilk kulesi 30 katlı
Kombassan, diğer kuleleri ise yine 30 katlı Dedeman ve
Hilton Otelleri. Bir de Selçuklu Kulesi var ki şimdiye
kadar Kule City, Kule Site ve Site gibi farklı isimler
almış.
Bundan önceki belediye başkanı Konya'nın plakası 42 diye
42 katlı bir bina yaptırmış. Henüz sadece betonarmesi
yapılmış olan bina, otellere teklif edilse de bu yapıdan
otel olamayacağı için bu teklifler kabul edilmiyormuş.
İhaleyi alan şirket işi bitiremiyormuş, çünkü bir
taraftan ne yapacaklarına da karar vermiş değiller. Her
kat 930 metrekarelik net kullanımlı. 42 katın her birine
kat ofis öneriyorlar. Kemal Özer; "Konya'da 900
metrekarelik bir alanı tefriş edecek kadar kurumsal
işletmeler yok. İhtiyaç mıydı bu bina buraya? İçinde
döner bir kule var Konya'yı seyredeceklermiş." diye
yakınıyor.
Zümrüt Apartmanı Faciası
Ofisi Zümrüt
Apartmanı'nın hemen karşısında olan Kemal Özer, olay
anından sonrasına kadar titiz bir inceleme yapıp rapor
halinde sunduklarını belirtiyor. Olayın sadece
kolon-kiriş meselesi olmadığını da üstüne basa basa
vurguluyor.
Mimarlar Odası Başkanı'nın bile buradaki mimarlığı
makyajdan ibaret görmesiyle mimarlığın öldüğünü
düşünüyor. O siteden daire alanların, apartmana ruhsat
verenlerin, oranın kolonunu kirişini hesaplayan inşaat
mühendisinin de ders çıkarması gerektiğini söylerken bu
facianın sıyırılmaya çalışıldığını savunuyor.
Zümrüt Apartmanı'nın çöküşü sonrası herhangi bir olumlu
gelişmenin olup olmadığını sorduğumuzda aldığımız cevap
tüm sorumlular için utanç verici olmaktan öteye
gidemiyor; basında yer almasa da bir sitenin daha
çöktüğünü öğreniyoruz. Kemal Özer, açıklamasını şöyle
yapıyor, "100 yıllık bir tren yolunun etrafındaki bütün
binalar hergün sallanıyorsa, bu yüzden çatlaklar
oluşmuşsa, buna karşı hiçbir mücadele vermemişseniz ve
de üstüne üstlük bunların altında da kuyular varsa siz
orada güvenden söz edebilir misiniz? Bunu düşünmek için
illa üniversite mezunu omak, mimar olmak gerekmiyor."
Yapılara Sigorta Sistemi
Zümrüt Apartmanı
faciası sonrası birlik bir araya gelerek bu konuda neler
yapılabileceğini ele alarak öncelikle Avrupa'daki
sistemi inceliyor. Avrupa'daki yeminli sigorta sistemini
bir adım ileri götürerek bir fikir geliştiriyorlar;
"Bir arsa üzerine yapı inşa etmeden önce bir sigorta
şirketiyle anlaşmanız gerekiyor. Bu yeni yapı-denetim
sigorta şirketleri zemin etüdü yapacak. "Belediye her ne
kadar burada 20 kata izin veriyorsa da ben 10 kattan
fazlasını yaptırmam" diyebilecek. Çünkü bu şehrin altı
su ve kum. Sonra da bu risk sigorta şirketine ait
olacak. Her katın denetiminde, demirinin, çimentosunun,
harcının işçiliğinin, kontrolünü sigorta şirketinin
kendisi yapacak. Sigorta şirketi en son bu binada
oturulabilir yetkisi vermeden iskan verilmeyecek o
yapıya. Her yıl bu sağlamlığa göre risk sigortası primi
düşecek ya da artacak. İşte o zaman kamunun elinden bunu
almış olursunuz. Sigorta şirketi daha çok prim almak
için bir risk açıklaması yapabilir. Buna karşılık kamu,
sigorta şirketinin ne kadar düzgün çalıştığını
denetleyecek."
Özer: Bu çalışmaların arka planında sadece sorumluluk
var; şehri gözleyen insanlar var...
Çalışmalarının arka planında sorumluluk duygusu
yattığını vurgulayan Özer, her açıklamalarında ve
çalışmalarında birçok milletvekili, bakan ve belediye
başkanından tebrik ve destek aldığını söylüyor. Ancak
bir tane mimarın bile arayıp destek verdiğini
görememenin şaşkınlığını da bizimle paylaşamadan
edemiyor; "Bizim kadar duyarlı ve mesleğinde gelecek
vaad eden bir mimar olsaydı burada elini öperdim"
sözleriyle de bu üzüntüsünü dile getiriyor.
Mimarlar ve mühendisler
Konya'yı dörde böldü
Kemal Özer, Konya'da
mimar ve mühendislerin biraraya gelerek Konya'yı
insanların gelir durumlarına göre dörde böldüğünü iddia
ediyor. A bölgesi fakir, B bölgesi zengin, vb. şekilde
yaptıkları bu sınıflandırma sonrası birçok bölgede kaçak
bir inşaat furyası olduğunu belirtiyor. Bunu da belediye
meclisi üyelerinin %94'ünü mimar, mühendis ve
müteahhitlerin oluşturmasına bağlıyor.
Türkiye'deki genel sorunları ve usulsüzlükleri Konya
özelinde dile getiren Kemal Özer ve Tüketici Birliği'nin
çalışmaları, şimdi ve gelecek için oldukça umut verici
gelişmeleri işaret ediyor. Bazen mimarlık kurumlarının,
kent ve mimarlık için çalışan sivil toplum
kuruluşlarının bile kendi konularında tepkisiz
kalmaları, buna karşılık böyle bir birliğin -mimarlığı
bir tüketim nesnesi olarak görerek- sesini duyurmak için
yaptığı çalışmalar karşılaştırılınca şaşırmamak elde
değil.
18.8.2005
Kaynak:
www.arkitera.com
Rabia Alga