Safa-Merve yıkımı ve tarihi miras
İnsanın bütün
yaşamında takip ettiği temel yol ve hayat tarzı ölçülerini koyan
ilkeler bütününe din diyoruz. “Allah katında din İslam’dır” (Ali
İmran 19) “Kim İslam’dan başka bir din seçerse bu ondan kabul
edilmeyecektir.” (Ali İmran 85)
Din, insanın
kendisi, diğer insan ve dinlerle ilişkisini belirleyen ahlak ve
hukuk kuralları bütünüdür. Din insanın vicdanını harekete
geçirerek iyiliğe teşvik eder, kötülükten alıkoyar. Bir din
insanın vicdanını harekete geçiremiyorsa ya o dinde bir sorun
vardır yahut bu kişi o dinin gerçek bir mensubu değildir.
İslam Dini;
insanın, söz ve davranışlarıyla bir bütün oluşturmasını,
yalandan, riyadan, kibirden, zulümden kaçınmalarını, adaletin
tesisi için hak ve hukuka riayet etmelerini, Kur’an-ı Kerim ve
Peygamber s.a.v.’in sünnetine ittiba etmelerini emreder.
Mezhep ise
dini inancın ve değerlerin farklı anlaşılıp uygulanması olarak
özetlenebilir. Dinin içerisinde sayılan mezhepler; fıkhi, siyasi
ve iktisadi ilkelerde birbirlerinden farklı düşünmekten
kaynaklanır.
İslam’ın ana
kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Peygamber s.a.v.’in sünnetinin temel
ilkelerine aykırı olmamak ve kendisi dışındaki Müslümanlarını
din dışı saymamak kaydıyla her türlü Mezhep yahut düşünceyi
Müslümanlar olarak hoş görmek zorundayız.
Zaman zaman
iktidar ve güç mücadeleleri bir mezhep mensuplarının diğer
mezhep mensuplarına karşı kabul edilemez tavırlar almalarına
neden olabilmektedir. Bu tavır İslam’ın kendisinden değil
kişilerin İslam’ı yanlış yorumlamaları ve iktidar mücadelesinden
kaynaklanır. Bu nedenle bu kişilerin davranışları ne İslam’ı ne
de diğer Müslümanları bağlar. Bütün sorumluluğu bu kişilere ait
olmasına karşın faturası ne yazık ki İslam’a ve Müslümanlara
kesilebilir.
İslam Tarihi
boyunca yüzlerce mezhep ortaya çıkmış ancak mensubu kalmadığı
için artık pek bilinmezler. Arabistan son birkaç asırdır (18.
yy) burada neşet eden Vahhabi inancı ve bu inancın -Mekke ve
Medine’yi de toprakları arasında bulunduran- Suudi Arabistan
devletinin yönetiminde olması ile bu devletin yönetim
kademesinin Müslümanların dini ve tarihi değerlerine karşı
uyguladıkları politik davranışları nedeniyle nedeni ile de
Müslümanların hatta dünyanın gündemindedirler.
Özetle
Vahhabilik, Muhammed bin Abdülvahhab adlı kişinin fikirleri
bütünüdür. Muhammed bin Abdülvahhab’ın Suud Emiri Muhammed bin
Suud'la tanışıp kızını da ona vermesiyle siyasi bir kimlik ve
güçte kazanmıştır.
Vahhabi
düşünce; Ehli Sünnet ve Şia tarafından kabul edilen birçok
uygulamayı bidat sayarak yok etmektedir. Öte yandan Osmanlı ile
olan iktidar mücadelesi nedeniyle de Arabistan’da ki Osmanlı
izlerini bilinçli bir şekilde ortadan kaldırır.
Vahhabiliğin
iktidarın inancı olmasıyla birlikte, Hz Ömer r.a. 634'te Yemame
Savaşı’nda şehid olan kardeşi Zeyd'in, el-Cabila isimli köyde
bulunan türbesi ile Zeyd'in türbesi yanında bulunan diğer
şehitlerin mezarlarını yıkarak başlar tarihin izlerini yok
etmeye.
Tarihte
ikinci Kerbala olayı olarak ta anılacak olan olaya da imza
atarlar. 1802’de Kerbela içinde Hz. Hüseyin'in türbesinin de
olduğu birçok yeri yakar, yıkarlar.
1803'te
Taif'e girerler Hz Peygamber s.a.v. amcası Hz Abbas r.a.'ın
türbesini yıkarlar. 30 Nisan 1803'te Mekke'yi ele geçirirler.
Hz. Peygamber'in mezarı karşısında, tazim ve ‘Salat-ü Selam’
getirmeyi gayri meşru ilan ederler. Ardından da Hz. Peygamber
s.a.v., Hz. Ömer r.a., Hz. Ebu Bekir r.a., Hz Ali r.a. ve Hz
Fatıma r.a. doğdukları evleri yıktırırlar.
Tarihin
‘Mabed yıkıcıları’ olarak kaydettiği Vehhabiler yanında
türbe olan tüm mescidleri yıkarlar. Bu katliamdan sadece Makam-ı
İbrahim, Mescid-i Nebevî ve Peygamber Efendimiz s.a.v'in türbesi
olan Ravza-i Mutahhara kurtulabilir. Ardında da mezarlık
ziyaretlerini yasaklayarak Ashab-ı Kiram’a ait ne kadar mezar
varsa yerle bir ederler.
Kadim vakıf
geleneğini batıl sayan bu zihniyet, vakıf eserlerini de yerle
bir eder. İktidara geldikleri günden bu yana Peygamberlerin ve
Ashab-ı Kiram’ın hatırası olan mirası adım adım ortadan
kaldırılır. Bununla da yetinmeyerek Peygamber Efendimiz s.a.v.’e
ait mirası bir bir ortadan kaldırırlar.
Kâbe-i
Muazzamayı, kapitalizmin sembolleri ile çembere alınmasına ise
izin verirler. Mimari bir değeri olmayan saraylarından Kâbe’ye
tepeden bakarlar.
Osmanlı’nın
eserlerinin bir kısmını yerle bir eden, bir kısmı ise çürümeye
terk eden bu tarih ve gelenek düşmanı zihniyet; 2002 yılında
Osmanlı’nın tarih âbidesi Ecyad Kalesi'ni yıkmış ve bu alana
emperyalist sömürü çarkının bir halkasını daha dikmişti.
Şimdi ise genişletme adı altında
Hz İbrahim a.s., Hz İsmail a.s., ve Hz. Hâcer annemizin
hatırasını yerle bir etme kararı almış durumdalar.
Biz sessiz kalırsak bu kültür terörü geçmişe ait Vahhabi gelenek
dışında kalan her şeyi bitirecek gibi gözüyor.
Bush çetesi
insanlığın Kâbe’sini, Suud Ailesi ise Müslümanların tarihi
mirası yıkıyor!
Safa Merve
tepesi; Hz İbrahim a.s., Hz İsmail a.s., ve Hz. Hâcer annemizin
hatırasıdır. Hiçbir neden bu tarihi hatıranın yok edilmesini
mazur gösteremez.
Mekke ve
Medine şehirleri Suud Krallığının sınırları içinde yer alması bu
krallığın burada sınırsız tasarruf hakları olduğu anlamına
gelmez. Bu beldeler hangi ülkede hangi renkte, hangi yaşta
olursa olsun gelmiş geçmiş ve gelecek tüm Müslümanların ortak
malıdır. İnsanlığın Efendisi s.a.v.’in Ümmet’ine mirasıdır.
Yıkılması
gereken Ashap ve Efendimizin mirası ile Osmanlı eserleri değil,
tarih düşmanlığıdır. Bugün Kudüs ne kadar kurtarılmaya muhtaçsa;
Mekke, Medine ve buradaki Peygamberlerin hatıraları da
–kalabilenleri– gittiği her ülkede görgüsüzlüğü ile ün yapmış
Kral ailesinde kurtarılıp Müslümanların ortak yönetimine
verilmeye muhtaçtır.
Hz İbrahim
a.s., Hz İsmail a.s. ve Efendimiz s.a.v’in aziz hatıralarının
yerle bir edilmesinin önüne geçilmesi herkesin görevidir. Bu
miras gelecek nesle devredilmesi gereken bir emanettir. Aksi
halde yıkanlar gibi koruyamadığımız için Peygamber Efendilerimiz
s.a.v.’in şefaatlerinden mahrum kalabiliriz.
Ey İnsanlar!
“Bir kötülük
gördüğünüzde elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle
düzeltiniz. Ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz etmek”
bizim görevimiz değil miydi?
O halde Hz
İbrahim a.s., Hz İsmail a.s., ve Hz. Hâcer annemizin hatırasını
Safa ve Merve tepelerinin yıkılmasını engellemek için korumak
için sizde tepkinizi ortaya koymalısınız. (Yayın)
T.C.
Dışişleri Bakanlığı
Telefon: 0 312 292 10 00
Dr. Sadık Ahmet Cad. No:8 Balgat 06100 ANKARA
Web
http://www.mfa.gov.tr
alibabacan@akparti.org.tr;
Suudi
Arabistan Ankara Büyükelçiliği
Telefon : 0
312 468 55 40
Faks : 0 312
427 48 86
Adres : Turan Emeksiz Sk. No: 6 06700 Gaziosmanpaşa ANKARA
Web
http://www.mofa.gov.sa/detail.asp?InServiceID=246&intemplatekey=MainPage
Diyanet
İşleri Başkanlığı
Telefon: 0 312 295 70 00
Eskişehir Yolu 9. km. Çankaya-ANKARA
Web
http://www.diyanet.gov.tr
Başkan Eposta
protokol@diyanet.gov.tr
Dış İlişkiler
disiliskiler@diyanet.gov.tr
03.05.2008
Kemal ÖZER
Tüketici Hakları Aktivisti
eposta@kemalozer.com