Temiz, Helal ve ipin uçunu
kaçırmak V
Mal ve
hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimseye
tüketici diyoruz. Tüketici kavramı popüler olmakla birlikte;
bitiren, mahveden anlamında kötü bir sıfattır. Türk Dil Kurumu,
Arapçası “müstehlik” olan tüketici sıfatının yerine “yoğaltıcı”
diye bir kelime uydurmuş. Duymayanlara bu ölü kelime duyurulur.
Müstehlik; helâk eden anlamında satın aldığı şeyi bizzat
kullanıp sarf (istihlâk) etmek. İstihlâk ise boş yere harcamak,
yiyip bitirmek anlamındadır.
Kapitalizm’in
acımasız uygulamaları, devletlerin tüketicileri daha yoğun
korumasını ön görüyor. Bu yüzden darbe anayasasının 172. maddesi
bile, devletin görevleri arasında tüketicinin korumasını ön
görür.
Tüketici
kavramı ne kadar ‘bayağı’ bir sıfat bile olsa, bu sıfatı
taşımayan bir insan söz konusu olmadığına göre bu kavramın
muhataplarının hakları ile birlikte sorumluluklarını da
irdelemek gerekir.
Kapitalizm
tüketim kölesi haline gelmeyen kimseyi insan bile saymaz. [Ivan
Illich’in Tüketim Köleliği adlı eserini okumanızı öneririm]
Tüketici olmamak imkânsız olduğuna göre tüketimin ölçüsü ne
olmalıdır? İslam bunu “yiyiniz, içiniz, israf etmeyisiniz”
olarak özetler ve yer yemek duasının başında bu Ayet-i Kerime’yi
okuruz.
Tüketim ve
israf konusu Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilir. "Ey
Ademoğulları! Her ziynet olan temiz ve güzel elbisenizi giyinin.
Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri
sevmez.” (A’raf 31) “Cimrilik yapma, israfçı olma. Sonra
kınanmış, pişman olmuş bir halde oturup kalırsın.” (İsra 29)
“Rahman'ın o has kulları ki, harcadıkları zaman israf
etmezler, cimrilik de yapmazlar, bu ikisi arasında bir denge
tuttururlar.” (Furkan 67) “O çardaklı ve çardaksız
bağları, tatları çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, yaprakları ve
meyveleri birbirine benzeyen ve birbirinden farklı zeytin ve
narları yaratıp yetiştiren O'dur. Onlar, meyve verince
meyvesinden yiyin. Toplandığı ve biçildiği günde de, zekat ve
sadakasını verin; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf
edenleri sevmez.” (En’am 141)
Peygamber
s.a.v. Medine’ye hicret ettikten sonra ilk işlerinden birisi
olarak Medine Pazarı’nı kurarak bize bir hedef koymuştur.
Üretiminizde, tüketiminizde ve ticaretinizde de Kâfirlere
benzemeyin! ‘Medine Pazarı’nın ana ilkesi neydi? “Aldatan -ve
aldanan- bizden değildir”
Yaşamak için
tüketeceğiz. Peki, kim üretecek? Tükettiğinden daha fazla
üretemeyenlerin hali nice olur? İnsan dahası Müslüman, inancı
gereği üretirken de, tüketirken de, alırken de, satarken de
ahlaklı olmak zorundadır. Helal haram çizgisini gözetmek
mecburiyetindedir. Üreticiler, mevzuat müsaade ediyor o halde
domuzdan yahut haram bir böcekten mamul bir katkıyı ürüne
katamaz. ‘Bilinçliyiz, hassasız ama bilmiyoruz’ gibi
büyük bir sorumsuzluk örneği gösteremez. Müslüman bir üreticinin
üretim sürecinde kullandığı mal ve hizmetlerin menşei konusunda
cehaleti ile tüketicilerin nefsine hoş gelen rengârenk kaynağı
meçhul gıdaları ‘alıştık bir kere, başka ne tüketebiliriz’
gibi bahanelerle sorumsuzca tüketmeleri bir Müslüman olarak
kanımı donduruyor.
Üretici helal
kazanmak, tüketici helal tüketmekle mükellef midir? Herhalde
buna itirazı olan Mü’min yoktur. Acaba kaç Mü’min üretici ve
tüketici bu hassasiyete sahiptir? Kendinizden başlayınız. Siz
hassassız mısınız? Cevabınızı ben biliyorum. Üzgünüm ki kocaman
bir HAYIR.
Helal sadece
faiz yememek midir? Gerçi bu illete bulaş(tırıl)mayan kaç Mü’min
kaldı şu dünyada? Saymaya ne sağdan ne de soldan başlamanıza
gerek yok. Faiz alıp vermekle, ne yiyip içtiğine dikkat etmeyen
Müslüman arasında ne fark var ki? Faiz haram da içinde ne
olduğunu bilmediğin yiyecek ve içeceği tüketmek helal mi?
Bazı hoca
efendiler önceleri enflasyon kadar faize cevaz vererek cahil,
tamahkâr ve Kapitalizm’in kölesi Müslümanların kanına girdiler
ve yirmi yılda faiz illetine bulaşmayan kimse
bırakmadılar/kalmadı. Şimdi de yiyeceklerin içine giren alkol,
domuzdan mamul katkıların hakkında aynı oyuna getiriyorlar
Müslümanları. Hassasiyetlerini yitirmiş topluma bundan daha
büyük bir zulüm yapılamaz.
Ey
Müslümanlar bırakın böyle fetvaları/hocaları! Onlar ‘bir kasıt
olmaksızın yanlış fetva verirsek günah yok, ya doğru çıkarsa’
Cennet, Cennet sarhoşluğundalar. Ya siz! Sizi kim kurtaracak?
Âlemlerin Rabbine, ‘Ey Rabbim! Verdiğin nimetleri az bulduk,
bize yetmedi bu yüzden çoğu domuzdan mamul katkıların karıştığı,
katkılı ürünleri ve jelâtinleri tüketmekten başka çarem yoktu
mu’ diyeceksiniz? Hakikaten Allah c.c.’ün nimetleri az mı
buluyorsunuz?
Örneğin, en
az sigara kadar tehlikeli gazlı-gazsız (gazoz, kola, portakal
rengine boyanmış gazozlar, meyve suyu kılıklı boyalar)
içecekleri tüketmeden yaşayamaz mısınız? Hiç etiketini okudunuz
mu ‘ayran’ diye içtikleriniz neden üretilmiş? Sizin evde
de ayran sütten mi yoksa yoğurttan mı yapılıyor?
Yumuşak şekerdeki ‘jelâtin’in
yüzde 99’9 domuzdan elde edilir denildiğinde ‘ya bizim çocuk
çok seviyor hatta bende severim’ demekle yetinmek hangi
inancın eseri? Hiç düşündünüz mü? Yediğiniz peynirin mayasını
neden yapıyorlar? Siz bu peynirleri yemekten vazgeçseniz
üreticiler nasıl bir değişiklik yapar ya da bu mayalarla yapılan
peyniri yemezseniz ölür müsünüz?
Hiç
akletmiyor musunuz? Namazlarımız bizi kötülükten neden
alıkoymuyor? Kötülükten alıkoymayan namaz, namaz mıdır?
Çocuğunuz neden isyankâr? Hayattan neden haz alamıyorsunuz? Bu
kadar hastalık neden? Kuş gribi nereden çıktı? Deli dana
hastalığı nedendir? Peki, Kur’an-ı Kerim ‘kan’ haram derken,
otçul beslenen hayvanların yemlerine kan ve diğer hayvan
atıkları katılarak ‘akılsız’ insan icadının hayvanları, sonrada
insanları delirtmesine ne diyeceksiniz?
Hala başka
çare yok mu diyorsunuz? Sokak sütleri diye tanımlanan komşunun
sütleri mikroplardan geçilmiyor yalanına inanmaya devam mı? Ya
fındık ülkesinde bir ilk olan fındıksız ürünleri ve etsiz
köftelere ne diyeceksiniz? Tereyağı adlı margarinin ‘sade yağı’
ile farkının ne olduğunu öğrenmeyecek misiniz? Dün ‘aman ha
margarin mi aç kalsan da uzak dur’ anlamında sözler
söyleyenlerin reklâmlarda margarin tanıtımı yapması üzerine
margarin adlı meçhule hücum mu?
Kur’an-ı
Kerim’in ifadesiyle ‘Ey Ademoğulları’, ey vicdan sahibi
insanlar, ey Müslümanlar her şey gibi Allah c.c.’in nimetlerini
kapitalistlerin buyruğu gibi hoyratça tüketerek yer yüzünü fesat
mı edeceksiniz? Yoksa “yiyip içip fakat israf etmeyecek
misiniz?” Dünya da, nefsiniz gibi Allah’ın size bir emanetidir.
Bu emaneti babanız size devretti, siz de çocuklarınıza. Akıllı
bir baba, çocuklarına cenneti mi cehennemi mi miras bırakır?
Yeryüzü cennetini korumak ta cehenneme çevirmekte senin elinde.
Kur’an-ı Kerim’in mesajıyla bitirelim. “Akletmeyecek misiniz?
Yahut ne zaman akledeceksiniz?” (Yayın)
28.04.2008
Kemal ÖZER
Tüketici Hakları Aktivisti
eposta@kemalozer.com
Temiz, Helal ve ipin
uçunu kaçırmak - IV
Temiz, Helal ve ipin
uçunu kaçırmak - III
Temiz, Helal ve ipin
uçunu kaçırmak - II
Temiz, Helal ve ipin
uçunu kaçırmak - I