Tarım Bakanı ve gıda krizi

 

‘Son yazımıza Başta Bakanlar Kurulu ve siyasi irade olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar acilen eylem planları ortaya koymak ve bunları şeffaf olarak uygulamak zorunda. Yoksa, fısıltı gazetesi duruma el koymak üzere’ demiştik. Geciken müdahale geldi.

 

Ancak hala gerçekçi ve yeterli değil. Üstelik inanılması güç hatalarla dolu.

 

Tarım Bakanımız “Yeni mahsule kadar yetecek stokumuz var!” demişti. Bakan Kürşat Tüzmen dün ‘TMO’nun gümrüksüz olarak 100 bin ton pirinç ithalatı için Bakanlar Kurulu’ndan izin çıkarılacağını’ ifade etti. Bu büyük çelişki izah edilebilir durumda değil.

 

Tarım Bakanımız Mehdi Eker’den çelişki ve hatalarla dolu bir açıklama daha geldi. Bakan Eker “3-5 gün pirinç yerine bulgur yiyelim. Bir şey olmaz.” Pes yani!

 

Hani yeni sezona kadar pirinç vardı. Ne oldu? 3 günde bu pirinci kim yedi?

 

Hadi bulgur yiyelim. Sanki bulgurda durum daha mı iyi? Nerede o eski bulgur bolluğu?

 

Ayçiçeği yağı ne olacak. 1 Kğ Ayçiçeği yağı 2,5 YTL’den 5 YTL’ye çıkmış. 80 ve 90’lı yılların andıran bir tablo gibi sabah akşam fiyat yükseliyor. TÜİK bu ne zaman görecek merak ediyorum.

 

Bakanımız devam ediyor. “TMO, 100 bin ton gümrüksüz pirinç ithal edecek ve fiyat düşürülecek. Biz malın temininde sıkıntı yaşamayacağız. Karşılıklı anlaşmalar var. Bugün 30 bin pirinci getirebiliriz. Gemi İskenderun limanında hazır bekliyor. 100 ila 150 bin ton arasında açık görülüyor bu üreticiyi de etkilemeyecektir.” İşte en çok üzüldüm açıklama bu.

 

Yahu güldürmeyin. Limanda mı, getirebilir misiniz?

Limanda olsa bile 30 bin tonu boşaltmak için haftalar lazım.

Anlaşmak için günler, yüklemek için haftalar, getirme için aylar lazım.

 

Gemi İskenderun limanında hazır bekliyor.” Neyi bekliyor acaba? Kimi bekliyor?

Törenle mi indirmeye başlayacağız?

 

Bakan “Bazı firmalar kendilerince fırsatçılık yapıyor” diyor. Kim bunlar Sayın Bakan kim? Neden açıklamıyorsunuz?

 

Sayın bakan itiraf edin. Ekmek krizini yönetemediğiniz gibi ne buğday, ne ayçiçeği, ne pirinç krizini yönetebildiniz?

 

Bu krizi kimin çıkardığı önemli.
Bu krizin sebebi önemli.
Bu krizin kime yarar kime zarar vereceği önemli.

Siyasi iktidar şunu bilmeli ki, kendisine zarar verilecek en önemli nokta kapatma davası değil. Halkın açlık ya da kıtlıkla terbiye edilmeye çalışılması ve psikolojik baskı altında tutulmasıdır. Aksine kapatma davasından elde ettiği potansiyel oyda eriyor.

 

Tekrar ediyorum. Sayın Bakan emin olun daha fazla hakkınız yok. Bu hatalar zinciri makamınıza mal olabilir. Bizden söylemesi. Görünen köy kılavuz istemez.

 

Kan kaybı başladı. Kapatma davası ile elde edilen imaj buğday, un, ekmek, ayçiçeği ve derken pirinçle inişe geçiyor. Kendi düşen ağlamaz.

 

Bir sözümüzde Müslüman olduğu iddiasındaki kara borsacı -ihtikarcı-lara: İslâm’da İnsan Hak ve Hürriyetleri Beyannamesi Madde 15 Fıkra F bende “İhtikâr’ı -kara borsacılığı- ve serbest rekabet mümkün olmayan ve haksız rekabete sebep olacak olan her şeyi haram kılmıştır” Üç kuruşluk dünyalık için ebedi hayatınızı cehenneme çevirmeyin. Mazlumun ah-ı üstünüzde. Allah’ın gazabına davetiye çıkarmayın. (Yayın)

 

Baki selam
 

17.04.2008
 

Kemal ÖZER
Tüketici Hakları Aktivisti
eposta@kemalozer.com