M A K A L E L E R

 

Bürokrasinin sevmediği kanun
 

3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılması’na dair yirmi yıl önce çıkmış bir kanunumuz var. On bir madde oluşmuş tek sayfalık bir kanun. Ama içeriği bizlere önemli bir hakkın kullanılması imkanını sunuyor bürokratlar müsaade ettiği müddetçe tabi. Yada biz istediğimiz zaman. Neden böyle diyebilirsiniz. Çünkü, bürokrasinin bir çok konuda olduğu bu kanundan da haberi yok.

Kanunun birinci maddesi her kanunda olduğu gibi amacını aktarıyor. “Bu Kanunun amacı, Türk vatandaşlarının kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimini düzenlemektir” diyor. Şimdi ne demek istediğimi kamu kurumlarına hatta bazı kaymakamlıklara dilekçe vermek isteyip de alınmadığı durumları yaşayanlar beni daha iyi anlayacaklar.

Kanun ikinci maddesi “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.” demesine rağmen dilekçenizi kabul etmeyen kamu çalışanlarının hukuk tanımazlıklarının önüne elbette yine başka bir dilekçe ile geçebilir. Beşinci madde bir adım daha ileri gidip “Dilekçe, konusuyla ilgili olmayan bir idarî makama verilmesi durumunda, bu makam tarafından yetkili idarî makama gönderilir ve ayrıca dilekçe sahibine de bilgi verilir.” demesine de karşın dilekçenizi ilgili kuruma verseniz dahi karşınızdaki ünlü bir hukukçu(!) edasıyla dikiliyor bürokrat. Git istediğin yere şikayet et.

Kanun’a uymayan adam kimden korkar ki. Korkmamakta da kendince haklı. Uymadığı zaman hiçbir yaptırımla karşılaşmamış çünkü. Şikayet edeceğiniz makam da şikayet edilenden farklı değil. Bunu da biliyor bürokrat. Bu yetmezmiş gibi hiç kimsede bu kanun tanımaz davranışları sorgulamamış bugüne kadar.

Hani bir söz var “Gele gideni aratır diye” ne yazık ki bu hep doğru çıkar benim ülkemde. Bir kaymakamlığın yazı işleri müdürüne dilekçe veriyorsunuz. Size bakıyor, hakkını arayacak biri iseniz alıyor; yok hayır dediği zaman itiraz gelmeyecek biri iseniz: Nuh diyor, peygamber kısmına yanaşmıyor. Kaymakam değişiyor müdürde değişim yok.
 

Dilekçeyi verdiğimiz zaman alan kurum bize tarih ve sayı vermesi gerekir ki bu tarih ve sayıya göre takip edebilesiniz. Ama nafile… Bunu vermemek için kırk dereden kırk su getirtiyorlar. Sonra mı? Bahane yine hazır sular bayat. Kaymakam dilekçeyi okuyacakmış iki gün sonra siz arayacakmışsınız. Sonra kaymakam dilekçenizi beğenmişse, size arayıp kime dilekçe verdiğinizi bir bulabilirseniz bir sayı vereceklermiş… Birde dilekçenizi beğenmeme ihtimali var tabi…
 

Demokrasi numarası demokrat ABD ve İngiltere’nin Irak zulmü ve demokrat AB ülkelerinin seyri ile tarih sahnesindeki yerini almış durumda. Demokrasi, ağaların işine geldiği müddetçe geçerli. İşlerine gelmezse sini zaten görüyoruz. Bizim ülkede de demokrasi hak hukuk kavramı güya anayasa ile teminat altına alınmış. Ama mukaddes kitabımıza yaptığımız gibi yasalarımızı da süslü raflarda beklemekten başka bir işe yaramaz hale getiriyoruz.
 

Bazıları yasaların spor olsun diye çıkarıldığını sanıyor. Ölmeden onların yanılmış olmalarını görmek istiyorum. Çiçeği burnunda 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na rağmen bile.
 

Ama yılmamalıyız. Haklarımızı aramalıyız. Hukukun gereği gibi davranmayan her kim olursa olsun bir üst hatta en üst merciye şikayet etmeliyiz. Hepsi bir dilekçe yazma ile halledilebilecek bir mesele. Belki sizin bir dilekçeniz sorunu çözmez. Ama gönderilecek onlarca dilekçe sonunda sorunları çözülecektir. Ne olur ihmal etmeyin. Hakkınızı arayın ki hakkını arayamayanların zulme uğramasına mani olun. Bir tavrınız iki iyiliğe vesile olacak.

Kemal ÖZER
25
/05/2004
Konya