M A K A L E L E R

 

Kapitalizm ve yeni tüketici
 

İnsanlık yaratıldığı günden bu yana hiç kuşkusuz zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. İnsani ihtiyaçların karşılanmasında ise insanların temel hakları vardır ve bunlar temel insan haklarıdır. İhtiyaçların karşılanması sırasında ne cimrilik yapmak ne de israfa kaçmak doğru değildir.

Ancak günümüz durum böyle midir?
Resmi büyütmek için tıklayın
Hayır dediğiniz duyuyorum...

 

Tüketiciler temel haklarını bilmemekte. Peki satıcılar? Onlarda ne kendi haklarını ne de tüketicilerin haklarından haberdar? Türk toplumu günlük zamanın 2 dakikasını okumaya ayırırken 3,5 saatini televizyon seyretmeye ayırıyor. Seyreder neler seyrediyor diye bakınca reytingler bu acı tablonun habercisi oluyor. Pop'lar toplar liste başı. Kültür ve bilgilendirme programları henüz listeye girme başarısını gösteremedi. Ya da girdikleri halde gösterilmedi!

 

Konumuza dönersek. Bugün tüketicilerin hiç bir tüketim kültürü yok. Kendilerine ne sunulursa maazallah tüketiyorlar. Yani önüne geleni. Kapitaliz en önemli numarası var olmayan ihtiyaçları tetiklemektir. Kapitalizmin icadı olan açık kadın ve ve açık kadın resimleri kapitalizmin hayvanı duyguları tetikleyerek hiç bir zorunlu ihtiyacı olmayan cinsel tüketimi teşvik etmektir. İnsanlarda bunu yiyor...

 

Gazetelerin ekleri ve tüm sayfaları maskaraya dönmüş durumda. Dünyanın hiç bir yerinde görülmeyen bu maskaralık kapitalizmin tüketim numaralarının başında gelmektedir. Önce sizi baştan çıkaracak sonrada bunları size zorunlu bir ihtiyaçmış gibi lanse edip tükettirecek.

 

Hiç kimse esen gıda terörü ile ilgilenmiyor. Hiç kimse her dilimi kansere davetiye çıkaran ekmeğimizi iyileştirmeyi düşünmüyor ve bunun için mücadele etmiyor. Bize sunulan her şeyi bir kasırga gibi tüketiyor ve yok ediyoruz.

 

Hastanelere bir bakınız her gün on binlerce hasta. Daha on yıl önce ne bu kadar hasta vardı? Ne de bu kadar hastane. Ne değişti de bu hale geldik? Bir kaç gün önce haberler de izledim. Ankara Halk Sağlığı Laboratuarı Müdürü diyordu ki: "İthal edilen gıdaların hiç biri kontrol için laboratuarımıza gelmiyor. Bu güne kadar bir iki talep dışında gelmedi. Bir sorun olsa gelirlerdi" diyor. Ne haldeyiz yarabbi.

 

Elbette başta da belirttiğimiz gibi insanlar belirli temel ihtiyaçlarını tüketmelidirler. Ancak sorgulayarak. Her şey fiyattan ibaret değil. Tüketirken fiyatını, kalitesini, çevre ve birey sağlığını nasıl etkiliyor. Bu ürünün üreticisi kim? Satıcısı kim? Bana gerektiği zaman yasal hakları mı karşılayabilir mi?

 

Sorgulamalıyız! Paramızla maskara olmamalıyız. Paramızla aldığımız gıda yüzünden kanser olup hayatımızı kendimize hem de ailemize zehir etmemeliyiz? Tüketimimizin artığı, çevremizi insanlara zehir ediyorsa bir kez daha düşünmeliyiz. Yok olan doğamız ve kirlettiğimiz çevremizin hesabını gelecek nesillere ve Rab'bimize nasıl vereceğiz.

 

Kapitalizmin kirli numarasına ve kapitalistleşen üretici ve satıcılarımıza insan olduklarını ve muhatapları ile mutlak adaletin tecelli edeceği günde hesaplaşacağımızı hatırlatmalıyız. Çocuklarımızı bu şuurda yetiştirmemiz işin en önemli kısmı. Üretirken de tüketirken de insanların, toplumların ve gelecek nesillerin haklarına saygı duymalıyız. Yoksa her şeyimiz tüketiliyor.

 

Üstelik tükenene bir insanlığımız eklenin yaşamaya değer her şeyimizi kaybediyoruz değil mi? 

Kemal ÖZER
10/05/2004
Konya