Helal
sertifika mı, helal lokma mı?
Onlarca
yıl geçmişti helali ve haramı hatırlamaz olalı. Ancak son
günlerde ‘helal’ kavramı hızlı girdi gündemimize. Çetin
tartışmalara neden olan konu hakkında hemen hemen herkes ahkâm
kesiyor. Muhalif görüş sunan Tüketiciler Birliği’ne gelen
tepkileri okuduğumuz zaman toplumun bilgi sahibi olmadan görüş
sahibi olduğunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz.
İşine
gelince Müslümanların meselelerine laiklik engele koyan devlet,
şimdi işi gücü bırakmış gıdalara ‘helal sertifika’
verecekmiş. Bu işe şeytanın bile aklı ermediğine bahse girerim.
Nasıl oluyor da helal gıda laiklik engeline takılmıyor. Devletin
ve söz söyleyenlerin geçmiş sicilleri bu konuda ister istemez
şüpheleri üzerine
çekmektedir.
Peki, TSE
başkanın ihracatımızın 200 milyar dolar artacağı hayaline
gerekçe olabilir mi? İlk bakışta evet. Ama İslam dünyası ile
ticari ilişkilerimiz ve o dünya ile olan diğer ilişkilerimiz ve
İslam Dünyası’nın Türk Gıdaları’na bakışını düşündüğümüz zaman
bu hayalinde bizi tatmin etmediğini anlayabiliriz.
TSE bugüne
kadar, dünyaya örnek olabilecek bir çalışmaya imza atmış mı?
diye baktığımız zaman hafızamız bize böyle bir realiteden söz
edilemeyeceğini ifade etmektedir. TSE siyasi iktidarın
yönetiminde siyasi mülahazalara her zaman açık bir kamu
kuruluşudur. Sanayi ve ticaret erbabı ile TSE ilişkilerini
sorduğunuz zaman TSE’nin bir para kumpası olduğunu hemen bize
söyleyeceklerdir. Bu TSE’nin yeni bir oyunumu diye de düşünmeden
edemiyor insan.
TSE’nin ya
da bir başkasının bir oyunu olsa ne fark eder, önemli olan
sonuçtur diyenlerin hiçte az olmadığını biliyorum. Ancak bu
kesimlerin helal sertifikasına gösterdikleri ilgiyi helal
lokmaya göstermediklerini söylersem yanıldığımı
söylemeyeceğinizden de eminim. Televizyon kanallarının helal
sertifikası ile ilgili görüşlerini sorduğu halkın, hiç biri bu
cazip teklife hayır demediklerini gördük. Ama kendilerine bu
soru yerine helal lokma, helal kazanç soruları yöneltilip
ardından ‘kazancınızın ne kadarı helal’ diye bir soru
sorulsaydı cevaplar ne olurdu hepinizin merak ettiğini
biliyorum. Ancak sınavı kaç kişinin samimiyetle geçeceğinden ise
asla emin değilim.
Sertifikayı TSE verse ya da STK’lar verse ne olabilir
diyebilirsiniz? Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin geçmiş
siciline baktığımız zaman ya da mevcut realiteyi dikkate
aldığımız zaman bu durum asla es geçilebilecek bir uygulama
olamaz. İşine gelince laikliği bahane edenler şimdi ava giderken
avlandılar. Kendi tuzaklarına yakalandıklar. Yani suçüstü oldu.
Hac, kurban derisi ve zekât konularında olduğu üzere.
Türkiye
Devleti işine geldiği zaman Müslümanların meselelerini laikliğe
aykırı bulurken, işine gelince bir dindar edasıyla ‘helal
sertifikası’na balıklama atlıyor. Bu devletin geleneğinde hiçbir
sorunu topluma ya da toplumun temsilcisi olan STK’larla sormak
yoktur. O aklına geleni yapar. Bizim saf Müslümanlarda içeceği
gıdaların litresine beş gram alkol katmaya müsaade eden buna
cevaz veren bir zihniyetin bu mayın tarlasından oluşan teklifine
hemen de nasıl atlayıveriyor.
Hiç
birinin aklına benim gıdalarıma haram olan alkolü katan ya da
katılmasına müsaade eden sen değil misin ki Helal sertifikası
vermeye kalkıyorsun? diye
Sormaz.
Çünkü ne yediğinin ne de içtiğinin farkında.
Sormaz.
Çünkü yediğinin ve içtiğinin içeriğini incelemek gibi bir
geleneği olmadı ki. Sormaz. Çünkü helal lokma gibi kaygıyı
sorgulamayan içeriği mi sorgulasın.
Sormaz.
Çünkü mevzuatı izlemek ve incelemek gibi bir alışkanlığı yok
onun.
Sorsa ne
olur ki!
Zaten iktidardaki eski İslamcı partinin bakanının imzasıyla
(2003’de yayınlandı) Alkol katılmasına cevaz verilen Alkolsüz
İçecekler Tebliği’nin 5. maddesinin k fıkrası (Alkolsüz
içeceklerde etil alkol miktarı en çok 5.0 g/l,…) zaten
alkole cevaz veriyor.
Helal
kazanç,
Helal lokma,
Helal yemek,
Helal içmek,
Helalinden infak,
Helalinden tasarruf ve
Helalinden tasadduk düşüncesi olmayanlar; bilinçle kurulan
tuzağa alet olmayan, kendilerine hep kurulan laiklik tuzağına
aynı dille karşı çıkanları suçlayarak, eleştirerek, itham ederek
nereye varacaklar acaba? Neden bu tuzağa hemen düşerler?
Böyle
kaygıları olanlara İmam-ı Azam Ebu Hanife (R.A.)’in “Dinin
alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve
ibadetlerin sevabını alamaz” cümlesini ithaf ediyorum.
Peki,
helal sertifika verme konusunda çaba sarf eden, Tüketiciler
Birliği (www.tuketiciler.org) gibi helal ticaret, helal gıda,
hak kavramlarına riayet mücadeleleri verenlere ilgi duymayanlar,
bu TSE’nin içi boş sertifikası pek sevdiler.
Zekât
niçin verilir ve niçin malın kırkta biri kadardır. Elbette
istemeyerek sehven kirlenmiş haram karımış malı kirden
arındırılması için. Peki, şimdiki kazançlar kırkta birle arınır
mı? Bunun cevabını herkes kendisi vermelidir. Belki de sadece
kırkta biri yenilebilir. Diğer kısmının zekâta verilmesi gerekir
duruma geldik.
Elbette laik bir devlerin bir kurumu helal gıda sertifikası
vermez. Hac organizasyonu yapamaz, zekât ve deri toplayamaz.
Bunlar ancak Müslüman olan STK’ların görevidir. Hiç kimse de
ürünlerine helal sertifikası almaya mecbur bırakılamaz. Bu da
laikliğe aykırıdır. Hıristiyanlara göre alkol haram değildir.
Yarın onlarda alkollü ürünlere helal sertifikası isterse laik
devlet ne cevap verecektir?
Bakara
Suresi 168 “Ey İnsanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz şeylerden
yiyin. Şeytan (ve benzerlerin)in adımlarını izlemeyin. Çünkü o(nlar)
sizin için apaçık bir düşmandır.”
Allah elçisine hangi kazancın daha helâl olduğu sorulduğunda
şöyle cevap vermiştir: " Kişinin elinin emeği ve hayırlı olan
(Mebrûr) alış-veriştir" (İbn Hanbel, II, 466; IV, 141;
el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, Beyrut 1967, III, 60, 61). Faizli
satış haramdır, çünkü faiz bizzat haramdır. Bir menfaat
karşılığı borç para vermek haramdır, çünkü faizciliğe götürür,
bu ise haramdır.
Kur'ân'da; "Ey iman edenler, Cum'a günü namaz için çağrıldığınız
vakit, Allah'ı anmaya koşun ve alım satımı bırakın" (el-Cum'a,
62; 9)
"Ey mü'minler!, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), Şans
okları, şeytan işi bir pisliktir. Bunlardan kaçının ki,
kurtuluşa eresiniz" (el-Mâide, 5/90).
Kemal Özer
13.11.2005