M A K A L E L E R

 

Trenin altından ne sabotajlar çıkarırsınız
 

Dün yaşanan tren faciası için elbette üzgünüz. Hepimizin başı sağ olsun. Yarılılara acil şifa diliyoruz. Biz bu olaylarda maalesef hep sınıfta kalıyoruz. Bir türlü akli selim olmayı başaramadık. Bakınız ilk haber son derece basit bir kaza gibi geçti haber merkezlerine. Sonra tam bir felaket tellallığı. Ardından bir çok aymazlıkla karşılaştık.
 

Felaket tellallığını önce basın yaptı. Önce yüzlerce ölü diye geçtiler sonra 100 dolayında ölü. Ardından 128 ölü ve 139 ölüye ulaştı. Nihayet 37 olduğu ortaya çıktı. Bir haber kanalının spikeri Valiye sorduğu evlere şenlik soruları ne kadar yanlı davrandıklarının açık göstergesiydi. Bir başka kanalın olayın vahameti anlaşıldıktan sonra bile manken kızlarla magazin programına devam etmesi olaya gösterdiği duyarlılığın(!) açık bir göstergesidir.
 

Sayın Başbakan’ın duyarlılığı
Başbakan son derece duyarlı davranıp çok önemli bir gezi olan ve Mostar Köprüsü’nün açılışının yapılacağı dış gezsini iptal etti. Dost düşman açısından siyasi değeri çok büyük bir gezi idi bu gezi. Ayrıca derhal olay yerine giderek bizzat sorunla ilgilendi. Aslında Başbakanın yaptığı sıradan bir olaydır ve olması gerekendir. Ancak bu ülkede Adapazarı depremine Başbakanın ve yardımcılarının bir hafta sonra ancak gitmeyi akıl edebildiklerini bildiğimiz için çok önem kazanıyor.
 

Sabotajdan eminim
Bu konuda en acele yazı yazan Sabah yazarı Umur Talu olmuştur. Umur Talu’nun birçok yazısını zevkle okurum. Duyarlılığı yüksek bir yazardır. Ancak son yazısındaki aceleciliği kendine yakışmadı. Bugüne kadar bizim birçok sözde bilim adamı trene sadece baktılar. Hiç biri bakmak yerine yapmayı akıl edememesi garip bir tesadüf değildir. Birileri bakmak yerine yapmaya kalkınca rant sistemi bozulmaya yüz tuttu. Şimdi sadece çığlık atıyorlar. Bu adamlar çok biliyorlardı da Atatürk’ten buyana trene yatırım konusunda neden hiç gıkları çıkmadı. Neden sadece bakmayı tercih ettiler. Siyasal davrandıklarından hiç kuşkum olmayan TMMOB yöneticileri ve diğer baro ve odaların temsilcilerinin trene yatırım yapmayanlara ya da insanları cayır cayır otobüslerde yakanlara bugüne neden kadar ses çıkarmadıklarını sormak hakkımız sanırım.
 

Trenle kovana çomak sokuldu
İç turizm şirketlerinin 'tren gelişince' neler kaybedeceklerini bilseniz uykularınız kaçar. Türkiye’nin tren tercihinde otobüs ve lastikçilerin BP’nin Shell’in neler kaybedeceğini öğrenseniz  uçuklamadık yeriniz kalmaz. Bazıları olayın ayrıntısını öğrenmeden bile çanak tutmaya başladılar. Bazı beyinsizler çıkmış, haklı çıktığı için ağlıyormuş. Gözün çıksın demek lazım. Her hafta yaşanan otobüs katliamlarında neredeydiniz? Keşke Allah bir daha vermesin, gerekli tedbirleri alın, aman ha hızlı tren projelerinizden vazgeçmeyin diyebilselerdi. Eleştirini yanında, doğruları da söyleyebilseydiler. Amaçları bağcı dövmek olunca… Önümüzdeki birkaç hafta içinde başta Konya-Ankara Hızlı Tren olmak üzere 3-4 ayrı hattın hızlı tren ihaleleri yapılacağı gerçeğinden hareketle konu bir araştırsanız altından ne sabotajlar çıkartırsınız.

Milliyet Gazetesi’nin sitesinden edindiğim bu resmi lütfen dikkatle inceleyiniz. Bu ray bu hale gelinceye kadar hangi sabotajlara gebe kalmıştır.
 

Allah bir daha vermesin. Bizim vurdum duyamaz bürokrasinin bu vesile ile birileri umarım kulaklarını çeker. Vakit Gazetesi’nin Pazartesi günkü nüshasındaki tren seyahatindeki müşteri davranışlarını okumuşsunuzdur. Ama her şeye rağmen biz Türkiye’nin her yöresine hızlı tren istiyoruz. Bu olaydan da herkes dersini çıkarmalı ve dersine iyi çalışmalıdır. TCDD Genel Müdürü iyi bir bürokrattır. Umuyorum bundan gerekli tüm dersleri çıkaracak ve gereğini yapacaktır. Başımız sağ olsun.

Tren hattına karşı hediye
Yalçın Bayer Hürriyet'teki köşesinde şunları yazdı "Demiryolları üzerinde Osmanlı’dan beri oyunlar oynanıyor. Prof. Metin Kale şunları anlatıyor:

‘Anadolu şimendiferleri şirketinin genel müdürü Mösyö Huguenin, Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Hulusi Bey’e, Osmanlı Hükümeti Adapazarı-Bolu tren hattının yapımından vazgeçerse ‘Donanma-yı Osmani Cemiyeti’ne 30 bin lira hediye ediyordu. Yıl 1911’dir. Bundan 3 yıl sonra 1914’te Maliye Bakanı Cavit Bey bütçe görüşmeleri sırasında, Çarlık Rusyası’nın Karadeniz’de şimendifer yapılmaması için para verdiğini belirtiyordu. Daha sonra yabancıların katkısıyla 1922’de bu proje yeniden canlandırılıyor. Amaç ise petrol bölgesi Musul’a ulaşmak.’"

Bugün treni istemezük diyenlerin olayı AK Parti'yi başarısızlığa uğratmanın dışında olsa olsa trene karşı hediye almış olmalılar. Buda ülkeye ihanettir.
 

Kemal ÖZER
23/07/2004
Konya