İ K T İ B A S L A R

 

Dilekçe hakkı

 

Dilekçe Hakkı, temel insan haklarından biridir. Bu hakkında uygulanamadı ya da kullandırılmadığı veya bu hakkı kullandığı için kovuşturulmaya tabi tutulduğunu hiç düşünmek bile istemeyiz. Ancak bugünler Türkiye’nin geçmişin hem de çok yakın geçmişinde yaşanmış acı gerçeklerden birdir aynı zamanda. Bu nedenle dilekçe hakkı ve bu hakkın kullanılabilmesi uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmıştır.


İslâm’da İnsan Hak ve Hürriyetleri Beyânnâmesi Madde 4 Fıkra C; “Fertler, haklarını koruyup adaletle muamele edecek ve maruz kalacakları zarar ve zulmü defedecek bir yüksek otoriteye (idare, yasama ve yargı gibi) müracaat etme hakkına da sahiptir


BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi Madde 19; “Herkesin düşün ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır; bu özgürlük düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her araçta arama, elde etme ve yayma hakkını içerirResmi büyütmek için tıklayın


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 74 “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir


Türkiye’de dilekçe hakkı anayasal güvencenin dışında 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanununla da (3. maddesi “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler) koruma altına alınırken  5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) 121. Maddesi (“Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi hâlinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur) ile de müeyyideye kavuşturulmuştur.

 

Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından 23 Ocak 2004 tarihinde yayınlanan 2004/12 sayılı ‘Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması’ hakkındaki genelge önemli tespitler içermektedir. Önemi nedeniyle genelgenin tüm metinin buraya almakta yarar gördüm.

 

T.C.

B A Ş B A K A N L I K

Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü
GENELGE  2004/12

 

Sayı : B.02.0.PPG.0.12-320-1327 23 OCAK 2004

Konu : Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması
 

      “Bireylerin kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında idari makamlara başvuruda bulunmaları ve kendileri veya faaliyet alanlarıyla ilgili konularda bilgi edinme haklarını kullanmaları, eşitlik tarafsızlık ve açıklık ilkeleri temelinde demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereğidir. İdare-birey ilişkisinde hukukun üstünlüğünü, demokratikleşmeyi ve saydamlığı sağlayabilmek için, idari faaliyetlerin yürütülmesi sırasında bireysel hak ve özgürlüklere duyarlı davranılması hukuk devletinin en temel niteliğidir.

      Hükümetimiz, devlet ile toplum arasındaki bağların daha güçlü hale getirilmesini ve halkın talep ve beklentilerine azami düzeyde cevap verilmesini esas alan bir politika benimsemiştir. Acil Eylem Planı’nda da yer alan, “Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde vatandaş odaklı yaklaşımların benimseneceği” ilkesi, bu politikamızın temelini oluşturmaktadır.

      Bu çerçevede, 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesine eklenen ikinci fıkrayla, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu, keza “Dilekçe hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde yapılan değişiklikle de, dilekçe sahiplerine başvuru sonuçlarının yazılı olarak bildirilmesi hükme bağlanmıştır.

      Anayasamızda yapılan bu değişikliklere uygulama kabiliyeti kazandırmak üzere, 01.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 02.01.2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla değiştirilen 7’nci maddesinde, yapılmakta olan işlemin safahatı veya sonucu hakkında, yetkili makamlarca dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verileceği ve sonucun ayrıca bildirileceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, 24.4.2004 tarihinde yürürlüğe girecek olan 9.10.2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile de kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir. Her iki düzenleme de, Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Programda yer alan insan hakları alanında yasal ve idarî düzenlemelerin yapılması ve uygulamaların iyileştirilmesi taahhütleri açısından büyük önem ve öncelik taşımaktadır.

      Ancak, söz konusu Anayasa ve Kanun hükümlerinin uygulanmasında gerekli hassasiyetin gösterilmediği, dilekçeyle yapılan başvurulara idarî makamlar tarafından bazen cevap verilmediği veya yasal süresinden sonra cevap verildiği, dolayısıyla dilekçe hakkının etkin şekilde kullanımının gerçekleşmediği yolunda şikayetler bulunmaktadır. Bu bağlamda, bilgi edinme hakkı ile dilekçe hakkının mevzuatımızda yer alan esas ve usullere uygun olarak etkin kullanılmasını teminen, bakanlıkların merkez ve taşra teşkilatları, valilik, kaymakamlık ve mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, hizmet alanlarında aşağıda yazılı kurallara uymakla yükümlüdürler.

      1- Dilekçe hakkı, sorulara cevap almak suretiyle bilgi edinmeyi, şikayette bulunmak suretiyle denetlemeyi, dilek ve öneride bulunmak suretiyle de demokratik katılımı sağlayan siyasal haklardandır. Bu itibarla,

      a) Türk vatandaşları ile Türkiye’de ikamet eden yabancılar (karşılıklılık esası gözetilmek ve dilekçelerinin Türkçe yazılması kaydıyla) kendileri veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve yetkili idari makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler. Dilekçe hakkının kullanımı çerçevesinde idareye yapılan her türlü başvuru aşağıda belirtilen usule uygun olarak cevaplandırılacaktır:

      - Bireylerin ve tüzel kişilerin başvuru dilekçelerini alan idari makamlar, dilekçelerin alındığı tarih, kayıt numarası ve konusunu gösteren alındı belgesini düzenleyip, bu alındı belgelerini, herhangi bir ücret talep etmeden, başvuru sahiplerine vereceklerdir.

      - Ad, soyad ve adres bulunmayan, imza taşımayan, belli bir konuyu içermeyen, ya da yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler cevaplandırılmayacaktır. Ancak, bu unsurları ihtiva etmemekle birlikte, başvurulara olayla ilgili inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeler eklenmiş veya somut nitelikte bilgi, bulgu ya da olaylara dayanılıyor ise, bu hususlar ihbar kabul edilerek idarece işlem yapılabilir.

      - Başka bir idari makamın görev alanında kalan başvurular, ilgili idarî makama iletilecek ve başvuru sahibine de bilgi verilecektir.

      - Bireylerin ve tüzel kişilerin, kendileriyle veya kamuyla ilgili, dilekçeyle usulüne uygun bir şekilde yaptıkları başvuruların idarece geciktirilmeksizin en kısa sürede cevaplandırılması yasal bir zorunluluktur. Yetkili idarî makam tarafından, bu şekilde yapılan başvurularla ilgili olarak, yapılmakta olan işlemin safahatı veya sonucu hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içerisinde gerekçeli olarak cevap verilecektir. İşlem devam ediyorsa, sonucu hakkında ayrıca bilgi verilecektir.

      - Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen dilekçelerin dilekçe komisyonu ile İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nda incelenerek 60 gün içinde karara bağlanacağı göz önüne alınarak, TBMM Dilekçe Komisyonu tarafından gönderilen dilekçelerin de ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en geç otuz gün içerisinde cevaplandırılmasına dikkat edilecektir.

      b) Mevcut idari işlemlerden idari başvuru yolu açık bulunanların değiştirilmesi, kaldırılması veya geri alınmasıyla ilgili başvurular üzerine, İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) ilgili idari makama başvuru ve cevap süresini düzenleyen 11’inci maddesi hükmü dikkate alınarak aşağıdaki işlemler yapılacaktır.

      - Başvuru dilekçesi, idari işlemleri değiştirmeye, kaldırmaya veya geri almaya yetkili olan idari makama en kısa sürede ulaştırılacaktır.

      - Yetkili idari makam, başvuru dilekçesinin idareye verilmesini müteakip en kısa sürede gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak suretiyle işlemin yerindeliği yanında bütün unsurları bakımından hukukiliğini de değerlendirerek cevap verecektir.

      - İdari işlemin değiştirilmesi, kaldırılması veya geri alınmasının mümkün olmaması halinde, başvuru sahibine verilecek cevapta, bu idari işleme karşı başvurulabilecek kanun yolları ile başvuru süreleri de gösterilecektir.

      2- Bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin esas ve usuller, 24.4.2004 tarihinde yürürlüğe girecek olan 4982 sayılı “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu”nda düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu itibarla,

      a) Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, faaliyetlerine ilişkin mezkur Kanun kapsamında bulunan bilgi başvurularını süratli bir şekilde sonuçlandırarak Kanunda belirtilen istisnalar dışında her türlü bilgi ve belgeyi başvuru sahiplerine vereceklerdir.

      b) Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine, istenilen bilgi ve belgeye erişimi on beş iş günü içinde sağlayacaklardır. İstenilen bilgi ve belgenin; başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması, başka bir kurum veya kuruluşun görüşünün alınmasını gerektirmesi ya da başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi hallerinde bilgi ve belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Ancak bu sürenin uzaması durumunda, gerekçe başvuru sahibine yazılı olarak on beş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilecektir.

      c) Kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek olanlar hariç, yargı denetimi dışında kalan idarî işlemler, devlet sırları, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idarî veya adlî soruşturmaya, özel hayata dair bilgiler, haberleşmenin gizliliğini ihlal edecek bilgi ve belgeler, ticari sırlar ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki hususlar bilgi edinme hakkının istisnasını oluşturur. Keza, tavsiye ve mütalaa talepleri ile yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler de bilgi edinme başvurularına konu edilmeyecektir.

      d) Bilgi Edinme Hakkı Kanununun uygulanmasında ihmali, kusuru veya kastı bulunan memurlar ile diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri fiillerle ilgili olarak, genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturmasını gerektiren haller saklı kalmak kaydıyla, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanacaktır. Ayrıca; dilek ve şikayetlerini, kamu kurum ve kuruluşlarına gelerek sözlü olarak ileten başvuru sahipleri, hoşgörü ve güler yüzle karşılanarak kendilerine yardımcı olunacaktır. Başvuru sahiplerinin talepleri anında incelenerek, sorunlarının mümkün olduğu oranda mahallinde çözümlenmesine özen gösterilecektir.

      Bu çerçevede, konuya ilişkin Anayasal ve yasal kurallar ile yukarıda belirtilen usul ve esaslar hakkında tüm personel bilgilendirilecek, personele yönelik eğitim programlarında konuya ayrıntılı olarak yer verilmesi sağlanacak, bilgi edinme ve dilekçe haklarının kullanımı kapsamındaki başvurulara ilişkin uygulamalar mevzuat dahilinde denetlenecek ve denetimler sonucu belirtilen kurallara uymadıkları saptanan kamu görevlileri hakkında genel hükümlere göre disiplin ve ceza işlemleri uygulanacaktır. 3071 sayılı “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun”un uygulanması çerçevesinde yayınlanmış bulunan halkla ilişkiler konulu 22.1.1993 tarihli ve (1993/2) sayılı Genelgenin 2’nci maddesinde “iki ay” olarak belirtilen dilekçenin cevaplandırılmasına ilişkin süre, mevzuatta yapılan değişikliğe istinaden “30 gün” şeklinde değiştirilmiş, vatandaş başvuruları konulu 29.12.1994 tarihli ve 20369 sayılı yazı yürürlükten kaldırılmıştır. Bu itibarla; “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun” ile “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” hükümlerinin gerekleri, bütün kamu kurum ve kuruluşları tarafından yukarıda belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda yerine getirilecektir.Bu genelge yayımı tarihinde yürürlüğe girer”[1]
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan

 

      Dilekçe Hakkı Nedir?

      Dilekçe hakkından önce dilekçenin en anlama geldiğine bakmakta yarar var. Dilekçe sözlükte; İstida, arzuhal kelimelerin karşılığında uydurulmuş kelimedir. İstida ve arzuhal ise ‘isteme, dileme, yalvarma, rica ile talep etme. Resmi makamlara bir şey dilemek, bir işin yapılmasını istemek maksadıyla yazılan yazı’dır. Bugün hala okuma yazma bilmeyenlerin veya yazı yazma makinesi olmayanların yazı yazdırmak için gittiği meslek sahiplerine arzuhalciler diyoruz. Arzuhalciler başkaların dilekçelerini ve arzu ve isteklerini kâğıda döken ve geçimini bundan temin eden meslek sahibi kimselerdir. Bu gün arzuhalcilerin sayıları bir elin parmaklarını geçmese de ve de geçerli bir meslek olmasa da bu meslek sahipleri geçmişte önemli bir hizmeti ifa etmişlerdir.

      3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun MADDE 3 “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler

 

      Dilekçeyi kimler nerelere verebilir?

      3071 Sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerine göre Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerini başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere her türlü kurum ve kuruluşa yazı ile başvurabilirler. Kişi (gerçek kişi) yada kuruluşlar (tüzel kişilik) her hangi bir konuda içeriği yasal suç teşkil etmemek koşuluyla dilekçe verebilir ve konuyu takip edebilir.

 

      Dilekçe nasıl vermeli?

      Dilekçe verme konusunda en önemli hatalardan biri de dilekçe verme yöntemidir. Dilekçe ilgili kuruma elden verilebildiği gibi ispatı kabil bir yöntemle de verilebilir. Hazırladığımız dilekçe mutlaka iki suret olarak hazırlanmalıdır. Ya da fotokopi edilmelidir. Dilekçe elden teslim ediliyorsa teslim edilirken bir sureti kuruma verilmeli diğer surete ise kurum görevlisinden kayıt tarihi ve sayısı elle yazdırılmalı ya da kaşe bastırılmalıdır. Bu suret iyi saklanmalıdır. Dilekçenin kaybedilmesi ya da verilmedi denilmesi durumunda ispat etme şansımız ortadan kalkar.

 

      İspatı kabil yöntem nedir?

      İspatı kabil yöntem dilekçe elden verilip tarih ve sayı içeren bir suret alınamaması gibi durumlarda PTT’den APS, iadeli taahhütlü posta veya imza karşılığı teslim edilen kargo gönderisi gibi yöntemlerle evrakın kayda girmesinin sağlanmasıdır. Bu şekilde gönderilerde 60 günlük süre postanın yada kargonun alıcıya ulaştığı tarihten başlar.

 

      Dilekçe türleri nelerdir?

      Kuşkusuz amacı açısından dilekçenin de türleri vardır. Dilekçe ile bir kurumu bilgilendiriyor, bir kurumdan bilgi istiyor, bir talepte bulunuyor, bir konu hakkında şikayetimizi iletiyor, bir konuda kişi kurum ya da kuruluşu ihtar ediyor ya da bir yargı organında dava açıyor olabiliriz. Her durumda özellikle dilekçenin içeriği değişecektir. Sonuç kısmında talebimize açık bir şekilde yer vermemiz gerekmektedir. Bir dilekçe birden çok amacı da taşıyabilir. Hem bilgi verme hem de talep içerebilir.

      a) Bilgi verme

      b) Bilgi isteme-bilgi edinme

      c) Talep

      d) Şikayet

      e) İhtar

      f) Dava gibi. Örnek dilekçeler için ‘Dilekçe Örnekleri’ başlığına balkınız.

 

      Dilekçede bulunması zorunlu bilgiler nelerdir?

      Her işin ve eylemin bir kuralı olduğuna göre dilekçe hakkının kullanılmasının da bazı temel kuralları vardır. Türk vatandaşlarının bir kurum veya kuruluşa verecekleri dilekçelerde

a)      Dilekçe verilen makamın/kurumun adı,

b)      Arzu istek, talep ve bilgi içeriği,

c)      Tarih ve mümkünse dilekçenin konusu

d)      Dilekçe sahibinin adı- soyadı ve imzası

e)      Dilekçe sahibine verilecek cevap ve iletişim için adres ve diğer iletişim bilgilerinin

bulunması şarttır. Aksi halde dilekçeniz dikkate alınmayabilir. Adres yazmamış olmanız durumunda dilekçenize cevap almanız imkansızlaşır. Şayet bize gelen bir yazıyı yanıtlıyor isek mutlaka örnekte görüleceği üzere dilekçeye bir ilgi bölümü açıp -İlgi: 12.05.2004 tarih ve 34567 sayılı yazınız- sonra dilekçemize ‘İlgi yazınızda talep ettiğiniz veya ilgi yazınızda belirtilen’ gibi ifadelerle dilekçeye başlamak gerekmektedir.

Örnek:

 

… MÜDÜRLÜĞÜ’NE ANKARA

 

Tarih    : …/…/20…

Konu   : Voltaj düzensizliği

 

Şirketinizin 1234567 nolu elektrik abonesiyim. Bölgemizde hemen hemen her gün yüksek oranda voltaj düzensizlikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle buzdolabı bilgisayar vb. elektrikli aletler bazen voltaj düşmesi nedeniyle kapanmaktadır. Aydınlatma lambaları ise gece lambası haline dönüşmektedir.

 

Enerji nedeniyle meydana gelebilecek sorunlardan dolayı her türlü hukuki hakkım saklı kalmak kaydıyla sorunun derhal giderilmesini ve sonucunun tarafıma yazılı olarak bildirilmesini talep ederim.

 

Bilgi edinilmesi, gereği için bilgilerinize.

 

Adresim           :

Telefonum        :

Adım-soyadım (İmza)

 

      Dilekçe verilen makamda hata varsa ne yapılır?

    Zaman zaman kurum ve kuruluşların görev ve fonksiyonlarını bilmememiz ya da ilgilisi zannıyla ilgisiz bir kuruma dilekçe verilebilmektedir. 3071 Sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu’nun 5. maddesine göre dilekçe, konusuyla ilgili olmayan bir idarî makama verilmesi durumunda, bu makam tarafından yetkili idarî makama göndermesi ve ayrıca dilekçe sahibine de bilgi vermesi şarttır. Bu gibi durumda verilen dilekçeyi ilgili makama göndermek yerine imha eden ya da gereğini ifa etmeyen kurumla ilgili olarak savcılığa şikâyet dilekçesi verilmelidir.

 

….. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

 

MÜŞTEKİ : İsim (Adres)

 

SANIK-LAR : …. Kurumu Yöneticileri (adres)

 

SUÇ : 1- 3071 Sayılı Yasaya Muhalefet

         2- 5237 Sayılı TCK 121. Maddeye muhalefet

 

AÇIKLAMALAR : 3071 Sayılı yasa hükümlerince .../.../20… tarihinde müracaatta bulunmak üzere … kurumuna gittim. Kurumun … bölümünde görevli dilekçemi kabul etmedi. Dilekçem reddedildiği zaman yanımda …’da bulunmakta idi.

      Söz konusu uygulama Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74. Maddesi “Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir” hükmü ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 121. Maddesine Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi hâlinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur”  aykırı bir eylemdir.

 

Bu nedenlerle … Kurumu yöneticileri ve ilgili birimi sorumluları suç duyurusunda bulunulması zorunlu hale gelmiştir.

 

HUKUKİ MESNETLER : Anayasası’nın 74. Maddesi, 5237 Sayılı TCK 121, 3071 Sayılı Yasa ve ilgili sair mevzuat

 

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izahına çalışılan sebepler ile resen nazara alınacak olan diğer sebepler muvacehesinde; unsurları oluşmuş bulunan suç sebebiyle şüphelilerin kanunen tecziyesini arz ve talep ederim. Saygılarımla.

 

Eki  … Kurumuna verdiğim dilekçe sureti

 

İsim-İmza

                                                          

      Dilekçeyi kimliğinizle ya da tüzel kişilik adına veriliyorsa imza sirküleri ile birlikte savcılığa bizzat gidip verilmesi gerekmektedir. Bu dilekçeden dolayı dilekçeyi veren kimse bir soruşturmaya tabi tutulmadığı gibi bir ücrette ödemez. Bu örnekte olduğu gibi mevzuatın detaylarını yazmak zorunda değiliz. Ancak söz konusu fiilin suç olup olmadığını suç ise neye göre suç olduğunun belirtilmesi işimizi kolaylaştıracaktır.

 

      Hangi dilekçelere cevap verilmez?

      Bu sorunun cevabını da 3071 Sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu’nun 6. maddesinde buluyoruz. “TBMM’ne veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden;

1-) Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,

2-) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,

3-) Yine kanun 4 üncü maddede gösterilen ve dilekçe verilen makamın adı, arzu istek ve bilgi içeriği, dilekçe sahibinin adı- soyadı, imzası ile adresinin bulunmayan dilekçeler, incelenemez ve cevaplandırılmazlar” bu durumda vereceğimiz dilekçenin anlaşılır olmasının yanında bu içerikleri de taşımasına dikkat edilmelidir.

 

      Dilekçelere cevap verme süresi ne kadardır?

      3071 Sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu’nun 7. maddesi “Vatandaşlarının kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç iki ay içinde yazılı cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir” demektedir. Bu durumda dilekçelere 60 gün içerisinde cevap alamamış isek ne yapmalıyız soru gündeme gelir.

     

      Dilekçemize 60 gün içerisinde cevap verilmemişse ne yapmalıyız?

      Bazen kanunlarda o kanuna uymayanlar hakkında uygulanacak müeyyide açıkça ifade edilir. Ancak 3071 Sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu’nda bir müeyyide görmemekteyiz. Bu hiç bir müeyyidesi yok anlamına gelmez. Bu başvurumuzdan sonra 60 gün içinde yazılı cevap alamazsak talebiniz reddedilmiş demektir. Bu durumda 61. gün ile 120 gün arasında dava açma hakkımız doğar.

 

      Dilekçemize 60 gün içerisinde olumsuz cevap verilmemişse ne yapmalıyız?

      Eğer dilekçemize 60 gün içinde olumsuz yazılı cevap verilirse, bu cevabın tebliğini takip eden ikinci 60 günlük süre dava açma süresidir. Dilekçemizi takip eden bu süreler çok önemlidir, kaçırılırsa açacağımız dava ilk incelemede süre yönünden reddedilir. Bu durumda eğer dilekçemize 60 gün içinde olumsuz yazılı cevap verilirse bu cevabın tebliğini takip eden ikinci 60 günlük süre dava açma hakkımız vardır.

 


[1] Resmi Gazete, Tarih 24 Ocak 2004, Sayı 25356.


 

Kemal ÖZER
'Dayatmalara Karşı' adlı eserinden