Hukuk hayatın neresinde
Hukuk’u yani hakkı, Müslümanların
için ayrıca Fıkhı, hayatın içine çekememişseniz orada
adaletten söz etmek güçleşir. Her ne kadar anayasalar ve
uluslararası sözleşmeler ‘ayırımcılık’ yasağından söz
etse de bu pratikte başarılamamıştır ya da başarılmak
istenmemiştir. Mesele devlet görevlisi iseniz ayrı bir
imtiyaza sahipsiniz demektir. Adi suçlar dışında sizi
kimse yargıcın önüne çıkaramaz. “Seçilmişler ve
atanmışlar arasındaki farklılıkları, hayatın
pratiklerine bakarak ortaya koymamız gerekmektedir.
Seçilmişlerin, atanmışlar üzerindeki etkileri iddia
edildiği gibi değildir. Seçilmişler halk tarafından
sorgulanmaktadır. Seçilmişler zaman zaman da seçmenin
çok sert tepkileriyle karşı karşıya gelmektedir. Halk
vekillerden istediği taleplere bir cevap bulamadığı
zaman, oylarıyla onları cezalandırmaktadır. Dolayısıyla,
halk vekillere kısıtlı bir imkan vererek onları kendisi
denetlemektedir.
Atanmışlar
halka hizmet etmek üzere ücret karşılığında kendilerine
verilen sorumlulukları aksatmaksızın yerine getirmek
üzere atanmışlardır. Ancak zaman zaman atanmışlar
sorumluluk sınırlarını aşarak kendilerini ülkenin tek
yetkili karar merci olarak lanse ederek halka karşı
jakobence davranmaktadırlar. Anayasayı tek başına
değiştirebilecek güce sahip olan hükümetler bürokrasinin
yanlış uygulamaları ve yanlış tutumu nedeniyle feveran
etmektedir. Bunu, bürokratlar zaman zaman iktidara
direnme gücünü kendinde bularak bariz şekilde ortaya
koymaktadır”
Bu durum hukuk tecellisinin önündeki en önemli
engellerden biridir. Diğer bir sorun ise hukukçuların
yada hukuku uygulama makamında ve hukuk kararlarını
icradan sorumluların durumu “Hukuku sivil hayatın içine
çekmenin daha işlevsel olacağı düşüncesindeyim. Amaç,
hukuku adliyelerden ve kara kaplı kitaplardan çıkarıp
günlük yaşamın içine çekmek. Genel hukuk bilgisi Tüm
ilköğretim okullarına zorunlu 'temel hukuk' dersi
konulmalı. Bu derslerde avukatlar, (kanaatimce avukatlar
değil hukukçular anlatmalıdır) çocuklarda hukuk bilinci
oluşturacak küçük bilgilendirmeler yapmalıdır”
Adalet duygusu zedelenmiş, hak arama zorlaştırılmış, hak
arama bilinci aşılanmamış toplumlarda sosyal refah
yükseltilemez, kargaşa hakim olur bu nedenle de ekonomik
gelişmişlikten söz etmek imkansızlaşır. Mevcut neslin
hak aramadan anladığı yahut tepki verdiği tek alan
haksızlığın kendisini etkilemesidir. Bunun ekonomik
olarak büyük bir yük getirmesi durumunda etki daha
büyümektedir. Son yıllarda hak arama örgütlerinin
mücadeleleri ve toplumsal hafızasındaki ezber bozucu
mücadele ve hukuk kazanımları önemli bir değişim
habercisidir. Bunun başarmak zor değil artık. Bunun
gelecek nesillerde yeniden bir sorun olmaması için temel
hukuk eğitimini okullarda verilmesi hak aramanın bir
insanlık görevi olduğunun öğretilmesi, zalim ne kadar
suçlu ise hakkının aramayarak zalimin güçlendiren
mazlumunda aynı sorumluluğun ortağı olduğu
anlatılmalıdır.
“A-Adam, B-Bebek, C-Cam, Ç-Çocuk, D-Dede, E-Elma,
F-Fare, G-Gül, H-Horoz... İlkokul birinci sınıftayken,
belirli objeler üzerinden yapılan şartlandırmayla
harfleri tanımaya başladığımız günleri hatırlıyor
musunuz? Nereden, nereye? Bugün ise ilköğretimdeki bazı
derslerin adı değişmiş. Fen Bilgisi'nin adı 'Fen ve
Teknoloji', Resim-İş dersinin ise 'Görsel Sanatlar'
olmuş. Bunu yanı sıra, 'Sanat Etkinlikleri', 'Spor
Etkinlikleri', 'Satranç', 'Düşünme Eğitimi' ve 'Halk
Kültürü' gibi seçmeli dersler konulmuş. Ben yeni dersler
arasında 'Temel Hukuk' veya benzer adlı bir ders
olmasını çok isterdim. Hukuk sonradan öğrenilecek bir
şey değil. Anadil gibi, hukuk eğitiminin de çocuk
yaşlarda verilmesi gerekiyor. A-Adil yargılama,
B-Bireyin devlete üstünlüğü, C-Ceza ve insan, Ç-Çocuk
hakları, D-Düşünce Özgürlüğü, E-Eşitlik, F-Fikir hakkı,
G-Güvenlik, H-Hakların yarışması...”
Hukuku hayatla bütünleştirmek, toplumsal barışı
sağlamak, adaleti tesis etmek istiyorsak buna mecburuz.
Aydın Işık, Bir Sivil Yürüyüş, “Hukuku Vicdanla
Bütünleştirmek”, Tüketiciler Birliği, 2006.
Hukuku Sokağa Taşımak, Adnan Ekinci, Radikal,
29.7.2005.
Hukuku Anadilidir İnsanın, Adnan Ekinci,
Radikal, 5.8.2005.
Kemal ÖZER
'Dayatmalara Karşı' adlı eserinden