Ekmek ve
Ekmek Çeşitleri Tebliği’nde yapılan değişiklikle ilgili
değerlendirmelerde bulunan Tüketici Hakları Aktivisti Kemal
Özer; “Ülkemizin önemli
sorunlarından biri olan Ekmek kalitesi ve içeriği ile ilgili
çözüme yönelik ciddi bir adım atılmıştır. Bu ‘sivil başarı’
halkımızın sağlıklı, kaliteli ve ‘katkısız’ ekmek
tüketmesine büyük bir katkıdır” dedi.
Tüketici
Hakları Aktivisti Kemal Özer konu ile ilgili yaptığı
açıklamada su görüşlere yer verdi:
“Ekmek
ülkemizde yalnızca fiyatı ile gündeme gelmekte idi. Dört yıl
önce hijyeni, un kalitesi, sağlık açısından taşıdığı
riskleri, inanç ve sağlık açısından sorunlu katkı
maddelerinin katılması, nakliye ve saklama koşulları gibi
ekmeğin ana sorunları, planlı ve düzenli olarak tarafımızca
gündemde tutulmuştur. Toplumun sağlığı, ekonomik çıkarları,
inanç hassasiyetleri, yaşam kalitesinin korunmasına yönelik
çalışmalarımız hep olumlu tepki almıştır.
Geçtiğimiz yıl Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel
Müdürlüğü, ‘Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği’nde değişiklik
yapılması için tebliğ taslağı yayınlamıştı. Taslak, ekmek
alt sınırı 50 gram olan ekmeğin ağırlığını serbest bırakmayı
ön görmüştü. Bu duruma ciddi tepki göstermiş ve alternatif
tebliğ önerimizi, ilgili birimlere göndermiştik. Geçtiğimiz
aylarda TBMM ziyaretleri yaparak ekmekle ilgili toplum
sağlığı ve çıkarlarını gözeten düzenlemeler yapılmasını
talep etmiş diğer yandan muhtelif medya çalışması ile
sürekli gündem de tutulmuştuk.
Ekmeğin
sürekli düşen gramajı nedeniyle, ekmeği büyük gösterebilmek
için sağlıksız yapay katkı maddeleri eklenerek, toplumun
sağlık sorunları ve yenilmesi dini açıdan yasak hayvansal
katkıların katılması ihtimali nedeniyle ciddi tedirginlikler
meydana gelmişti.
Ekmekle
ilgili birçok araştırmanın yanında, Marmara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı uzmanlarınca yapılan
bilimsel araştırmada “Ülkemizde
ekmeğin hijyenik koşullarda üretimi konusunda birçok
eksiklik bulunmaktadır. Yapılan tüm denetimler ve uygulanan
cezalar durumun düzeltilmesi konusunda yetersiz kalmaktadır.
136 fırından 92’sinin (%67.6) ruhsatlı, 44’ünün (%32.4)
ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir.
Ruhsatı olan fırınların %6.5’i (7 fırın) denetim sonuçlarına
göre sorunsuz olarak bulunmuştur. Faaliyeti durdurulması
gereken fırın sayısı ruhsatlı fırınların yarısını (%50,46)
oluşturmaktaydı. Fırınların çoğunun yönetmeliklere uygun
olmayan şartlarda üretim yaptıkları tespit edilmiştir”
şeklindeki ürkütücü sonuçları tüm toplumu
tedirgin etmekte idi.
Bakanlığa ilettiğimiz taslakta, ekmeğin ‘tam
buğday unu’ndan en az ‘300
gram’ olarak üretilmesi ve katkı kullanımının
yasaklanmasını istemiş ve taleplerimizin bir maddesinde “Ürünlerin
etiketlerinde içeriğin yazılması öngörülmemiştir. Bu durum
hem Kodeksin bütünlüğü ile hem de Tüketici Kanunu ile
çelişmektedir. Toplumun en temel besin kaynağı olan ve
günlük gıda ihtiyacının yüzde 50’den fazlasını temin ettiği
ekmek, ülkenin en önemli sorunlarından birini
oluşturmaktadır. Bu nedenledir ki çok titiz ve hassas
olunması gereken bir alandır. Koruyucu hekimlik burada
başlatılmalıdır. Bu nedenle ekmek mutlaka etiketlenmeli ve
etiket doğru ve zorunlu bilgileri içermelidir”
demiştik.
Tarım
Bakanlığı Emek Tebliğinde değişiklik yaparak 5 Mart 2008
tarihli Resmi Gazete’de yayınlayarak önemli bir adım
atmıştır. Yeni tebliğe göre ekmeği en düşük gramı 300 gr
olurken çok önemli bir adım daha atılarak
ekmeğe Buğday unu; su, tuz
ve maya haricinde katkı katılması da yasaklanmıştır. Tebliğ
Buğday unu; su, tuz ve maya haricindeki maddeleri
ise ‘yabancı madde’
olarak tanımlamıştır. Yine önerimiz üzerine
tebliğe ‘Tam Buğday Ekmeği’ eklenmiştir. Tam Buğday Ekmeği
hiçbir endüstriyel işleme tabi tutulmadan elde edilen köy
unundan elde edilen ekmektir.
Yeterli
olmamakla birlikte bu olumlu adımların devam etmesi
gerekmektedir. Günlük besin ihtiyacının yarısını ekmekten
temin eden bir toplum için, sağlıklı ekmek tüketmekten başka
çare yoktur. Bakanlıktan yeni tebliğin uygulanması ve daha
yoğun denetim yapmasını talep ederken konunun takipçisi
olmayı sürdüreceğimizde bilinmelidir. Öte yandan ekmekle
ilgili denetimler artırılmalı, ekmek kirli ellerden
kurtarılarak ambalajlı satılması da sağlanmalıdır.”
Eski Hali
a) Ekmek: Ekmeklik buğday ununa içilebilir nitelikte su,
tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae), gerektiğinde "Türk
Gıda Kodeksi Yönetmeliği"nde izin verilen katkı maddeleri
ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan üretim izni almış
şeker, enzim ve benzeri maddeleri içeren ekmek katkı
karışımları katılarak hazırlanan hamurun tekniğine uygun bir
şekilde yoğrulup, çeşitli şekillerde hazırlanıp
fermantasyona bırakılması ve pişirilmesi ile yapılan
üründür.
Yeni Hali
Buğday
ununa; su, tuz ve maya (Saccharomyces cerevisiae) ilave
edilip tekniğine uygun olarak; yoğrulması,
şekillendirilmesi, fermentasyona bırakılması ve pişirilmesi
ile yapılan ürünü,
Eski Hali
Ekmek, 50 gram ağırlıktan başlayarak 50’şer gram arttırılmak
suretiyle üretilerek piyasaya sunulur.
Yeni Hali
Ekmek,
en az 300 gram ağırlıktan başlayarak 50’şer gram arttırılmak
suretiyle piyasaya sunulur. Ekmek çeşitleri muhtelif
ağırlıklarda üretilebilir.
Yeni
Tebliğ