Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. İşletme ve gazetecilik eğitimi aldı. Gazetelerde muhabirlik, sayfa editörlüğü ile radyolarda program, televizyon kanallarında ise haber müdürlüğü yaptı. Hâlen gazetecilik yapmakta ve Gıda Hareketi’nin Başkanlığı’nı yürütüyor Medya Etik Konseyi tarafından 2010 yılı Medya Etik Ödülü’ne layık görüldü.

Diyanet’i nasıl bilirsiniz?

Makaleler04 Ekim 2011 Salı

Diyanet İşleri Başkanlığı’na pek yolum düşmez, bu şartlarda düşsünde istemem. Bu durum, aslında sadece Diyanet’e münhasır değil, bürokratik hiçbir kurumun yakınından bile geçmek gelmez içimden.

Ne zaman işiniz düşmüşse, bin dereden su getirtirlerde kelinize merhem olmazlar. Çoğunluk gibi bende bürokrasiden azami derece rahatsızım. Bütün bunlar bir yana, Diyanet gibi bir kurumdan bile aşırı derece muzdarip olmak gerçekten üzüntü verici.
 
Diyanet İşleri Başkanı değişip, Prof Dr Mehmet Görmez hoca yeni başkan olunca, bir dostumla birlikte Başkan beye, toplumun temel bir sorunu ile ilgili hem bir gazeteci hem de bir STK lideri olarak bilgi vermeyi planladık. 
 
Bunun içinde, 9 Mayıs günü Diyanet İşleri Başkanlığı özel kalemini arayarak randevu talep ettik. Bir müddet cevap bekledik, gelmedi. Talebimizi yazılı ve sözlü olarak tekrarladık. Günler haftalar geçti, yine olumlu olumsuz bir cevap yok.
 
Vazgeçmedik, talebimizi tekrarladık. Yine dönmediler, yine tekrarladık. Her defasında bize döneceklerini belirtiyorlar. Haftalar hatta aylar geçmeye devam ediyor, lakin olumlu olumsuz hiçbir dönüş hâlâ yok. Dahası her aradığımızda kaydımızın olmadığını belirtip, bilgilerimiz ve görüşme gerekçemiz yeniden alınıyor. Bu tekrarların kaç kez olduğunu biz dahi unuttuk.
 
Israrımızı sürdürüyor ve farklı kaynaklardan girişimlerde bulunuyoruz. Her defasında daha güçlü ‘elbette’ cevapları alıyoruz. Ama yine hiçbir gelişme yok.
 
Bir dostumuzun, Diyanet’ten bir daire başkanlığına atandığını öğrenince, tebrik için e-posta gönderdim. Ramazan’ın ilk günü geri döndüler. Bende kendilerine durumu bilgi babından ilettim.
 
Dostumuz, önerimizin çok isabetli olacağını ve Görmez hocanın da çok ilgi duyacağını belirterek, özel kalemle, gerekirse Başkan’la görüşüp, dönülmesini sağlayacağını belirtti. Ramazan’ın 3. haftası oldu, yine bir dönüş yok.
 
Bu kez, Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan bir dostumuz aradı. Kendileri ile sohbet ederken, yaşanan ciddiyetsizlikten duyduğum üzüntüyü yine bilgi babından aktardım ve konuyu yazacağımı belirttim. ‘Bence şimdilik yazmayın, ben şikâyetinizi ileteyim’ dedi. Hatta Diyanet’in helâl gıda konusunda bir sempozyum çalışması olduğunu, bendenizin de tebliğ sunmam için teklifte bulunduğunu belirtip, aranıp aranmadığımı sordular. ‘Hayır’ deyince, şimdiye kadar aranmış olması gerektiğini belirtti.
 
Ramazan’dan sonra başka bir nedenle yaptığımız e-postalaşmada tekraren aranıp aranmadığımı sordu. Ne yazık ki, hâlen de olduğu üzere aranmamıştım.
 
Ümidimizi kaybetmiş değiliz, hâlâ bekliyoruz. Ola ki, bir gün ararlar. Nasılsa daha kıyamete vakit var.
 
Anlaşılan o ki; Diyanet’te, daha da özelde özel kalemde işler ‘saldım çayıra…’ durumunda.
 
Aslında bizi arayıp aramamalarının hiçbir önemi yok. Görmez hocayı cebinden de arar, konuşabilirim. Mesele bu değil. Mesele, Diyanet gibi bir kurumun içine düştüğü ‘kaotik’ durum.
 
Üzüntü duyduğumuz şey, sıradan bir kurumda bulunması gereken yönetim ciddiyetinin bu kurumda olmaması.
 
Daha da üzücü olan, temsil iddiasında oldukları dinin, Müslümanlara yüklediği haslete zarar vermeleri.
 
Zaten gerisi, bürokrasimizin klasik numaralarından biri.
 
Göreve yeni gelmişsiniz, herkesin sizden bir beklentisi var. Kimisi tayin, kimisi terfi, kimisi başkaca beklentiler içinde.
 
Bizimse tek beklentimiz var, o da toplumun genel beklentisinden öte değil.
 
Tek arzumuz, Diyanet’in bugüne kadar neredeyse hiç ilgi duymadığı bir konuda kendilerine bilgi sunmak. Üstelik bu bilgiyi sunmak için zaman ve para harcayacağız. Karşılığında ise hiçbir talep ve beklentimiz yok.
 
Bu arzumuzu da, her aramamızda geçirildiğimiz ahiret sualinde ve yazılı mektubumuzda iletmişiz.
 
Mehmet Görmez hocanın da bu önerimize asla itiraz etmeyeceğini, bilakis memnun olacağını da bir vesile biliyoruz.
 
Lakin burası ‘Diyanet’ ve burada, klasik ve modern dünyanın iletişim biçimi muhtemelen geçerli değil.
 
Bizden bu kadar, gerisi eskilerin tabiriyle “böyüklerimizin bileceği bir iş” ve vardır bizim aklımızın ermediği bir boyut...
 
Siz, Diyanet’i nasıl bilirsiniz bilmiyorum, ama ben hâlâ iyi bilmek istiyorum. Aksi durumun kimseye yararı yok.
 
www.twitter.com/ozerkemal
www.kemalozer.com
 

İsim
Mail
Mesaj
 

şinasi şasmaz | 14.10.2011 00:20:01 BİR KARDEŞ YORUMU BENİMKİ ÇOK ÖNEMSEMİŞŞİN KENDİNİ,PSİKOLOJİK BİR VAKA,dünya kadar dernek vakıf,yönetici var bu memlekette,dünya kadar radyocu gazetici,şair,edip,ulema,rüesa var bu memlekette ...sıranız gelmemiştir... muhtelemelen... bozulacak,darılacak ne var ki...yoksa cumhurreis mi zannettiniz kendinizi..şipşak size randevu verilsin..!

Şemsi | 19.11.2011 15:52:20 Tebrikler. Düşünün bir de müftülüklerin halini... Böyle bir kurumla binlerce cami idare ediliyor.
Diyanet, bürokrasinin en pis, en necis taraflarını barındıran bir kurum, bence de.

Mehmet Osmani | 14.12.2011 22:34:08 Kemal bey benimde bu kurumdan bazı sıkıntılarım var. Birincisi sigara içen imamlar (artık tüm alimlerin ittifak ettiği haram olma konusu ortadayken). İkincisi ise bu mele konusu. Sizin bu konulardaki görüşlerinizi öğrenmek isterim. Saygılarımla..

hasan | 12.04.2012 12:10:09 yazıklar olsun şinasi denen herife...yaa nasıl insansın sen kemal beyin yazısını baştan sona okumadın mı da böyle yorum yazmaya utanmıyomusun

Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

11 Nisan 2012 Çarşamba

Belki yemezsiniz diye....


Çaytv'de gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


Kemikleri öğütüp kıyma yapıyorlar

+ Devamı


Tümsiad'ta konferans

+ Devamı


İnsander'de konferans

+ Devamı