Yeni tüketici kanunu tasarısı ve kredi kartı aidat oyunu
Tüketicilerden Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sorumlu, doğal olarak
tüketici kanununda iyileştirme yapmakta onun görevi. 2003’de çok
önemli bir değişikliğe uğrayan kanunla ilgili yeni çalışmalar
var.
Tüketici
Konseyi’nde üç yıl önce benimde üye seçildiğim ‘tüketici kanunda
değişiklik komisyonu’ kurulmuş ve tu. Komisyonun sekretaryasını
Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü (TRKGM)
üstlenmişti. Aradan geçen sürede hiçbir toplantı düzenlenmedi.
Bir süre önce
Bakanlık adına genel müdürlük bir değişiklik taslağı hazırlayıp
bakanlık sitesinde görüşlere açtı. Tasarı içinde olumlu
iyileştirmelerin yanı sıra tüketici açısından çok tehlikeli
değişikliklerde içeriyor. Tasarını sahibinin
Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü olması nedeniyle
tüketicinin kazanımlarının elinden alınması ‘neler oluyor’
dedirtiyor. Üstelik bu kayıp ‘Burası Türkiye!’ diyerek
geçiştirilemeyecek kadar önemli ve üzerinde durulması gerekli.
Konuyu ‘bir
iyi birde kötü haberim var’ türünden ele alım ve tasarının
olumlu yönleri ile başlayalım. Tüketicinin ‘hak arama’
süreçlerinde en önemli sorunlardan biri de eser sözleşmeleri
alanıdır. Bir marangoza sipariş ettiğiniz kapı siparişinizi
uygun değilse eser sayıldığı için kuzu kuzu kabul etmekten başka
çıkar yol yoktu. Tasarı bu sorunu ‘tüketici işlemi’nin
tanımını değiştirerek çözmeye çalışıyor ve tüketici ile
müteşebbis arasında yapılan eser, taşıma ve simsarlık
sözleşmelerini kanun kapsamına alıyor.
Tasarı,
sürekli veri taşıyıcısı ve uzaktan iletişim aracı
gibi yeni tanımlamalar getirerek iletişim araçlarına ait
kanundaki eksikliği gidermeyi hedeflemiş.
Öte yandan
ayıplarda 30 günlük süre sınırı ‘teslim anından itibaren altı
ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslimde var olduğu kabul
edilir’ hükmü ile 6 aya çıkarılırken satıcının talebi
karşılama süresindeki boşluk 30 günle sınırlandırılarak açık
kapatılmaya çalışılmış.
Gizli
yahut gizlenmiş ayıba sahip mal ve hizmetlerle ilgili hak
arama süreçlerinde tüketici tarafından yapılan masraflara ait
önceki mevzuatta hükümler yokken tasarı da ‘Bu seçimlik
haklarını kullanması nedeniyle ortaya çıkan masraflar sağlayıcı
tarafından karşılanır’ hükmü ile güvence altına alınıyor.
Yeni eklenen
‘İhtiyari Garanti’ ve ‘İmalatçının Sorumluluğu’
maddeleri de önemli bir eksikliği gidermeye aday maddeler. Bunun
yanı sıra ‘Taşınmazlardan Kısmi Süreli Faydalanma Sözleşmeleri’
kiralama sorunları için yeni bir açılım getiriyor.
Kiracıya “tüketici, yazılı sözleşme örneğinin kendisine
teslim edildiği andan itibaren on dört gün içinde hiçbir sebep
göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk
üstlenmeksizin cayma hakkını kullanabilir” hükmü ile hiçbir
müeyyide ile karşılaşmadan 14 gün içerisinde kiraladığı
taşınmazdan cayma hakkını tanıyor.
Özellikle
konut gibi taşınmazlar ile araç, beyaz eşya gibi ürünlerin
satışındaki ön ödemeli satışlar için satıcının
sorumluluklarını ifasında zorlanması yahut iflasında tüketicinin
zarar görmemesi için getirilen teminat koşulu sıkça
yaşanan dolandırıcılık hadiselerini azaltabilir. Burada elbette
tüketiciye de bilinçli bir davranış hükümlülüğü düşüyor.
Kapıdan
satış ve kapıda yapılan mal ve hizmet sözleşmelerin kapsamı
işyerinde, konutta, gezide, davet yöntemiyle başka bir mekânda
gibi yeni kapsama alanları ile genişletilirken tüketici
tarafından koşulsuz cayma süresi 14 güne çıkarılıyor.
Mesafeli
satış sözleşmelerinde de cayma süresi 14 güne çıkarılırken
Hayat sigortası ve bireysel emeklilik sigortalarında cayma
süresi 30 olarak belirleniyor.
Tüketici
Sorunları Hakem Heyetlerinin bağlayıcı karar verebileceği üst
sınır 827 yeni liradan 2 bin yeni liraya yükseltiliyor.
Buda çok önemli bir adım.
Bu olumlu değişikliklerin tümünü gölgede
bırakan ve son derece tehlikeli ve de tüketicinin aleyhine
olan maddelerine inceleyelim. Bakan Zafer Çağlayan’ın konu
ile ilgili açıklamasını
Time Türk’te okumuşsunuzdur. Bakanın
açıklamasındaki ‘ürünlerindeki tanıtma ve kullanım
bilgilerinin Türkçe olması zorunlu olacak’ ifadesine acı acı
güldüm. Biri Bakan beye bunun mevcut mevzuatta zaten bir
zorunluluk olduğunu anlatmamış galiba.
Bakan bey ve
tasarıya göre ‘kredi kartlarından alınan yıllık ücret
kaldırılarak kart verilirken bir defa alınacak’ denilerek çok
büyük bir yanlış adım atılıyor. Bakanda bunu bir başarı
gibi sunuyor. Bakanlığı temsilen ilgili Tüketiciyi Koruma
Genel Müdürlüğü’nün baştan beri kredi kartı ücretleri, hesap
işletim ücretleri ve Türk Telekom’un sabit ücretleri konusunda
tüketiciden yana olmadığını sağır sultan bile biliyor.
Meraklısı ilgili genelgeler ile hakem heyetlerine yazılan
hukuksuz ve yetkisiz emir yazılarına bakabilir.
Yeni
tasarı Türk Telekom’un sabit ücretleri, banka hesap işletim
ücretleri hakkında hiçbir düzenleme öngörmezken, tüketicinin
cebinden yıllık 2 milyar dolardan fazla bir hortuma neden olan
kredi kartı ücretleri açıkça yasallaştırmaktadır. Bakan
bey ise yasallaştırmayı bir kazanım gibi sunuyor.
Tasarı ‘Kredi
kartı üyelik ücreti ise bir kereye mahsus olmak üzere ve ancak
kredi kartı sözleşmesi imzalanırken alınabilir. Kredi kartı
üyelik ücretinin azami tutarı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu tarafından belirlenir’ hükmünü getiriyor. Bunun
manası şudur.
- Tüketiciler, bugüne kadar tüketici leyine ve yarasına
merhem olacak hiçbir düzenleme yapmayan ve sürekli
bankacıları haklı gören BDDK’nın insafına terk ederek
tüketicinin yolunmasına yasal kılıf bulunarak mahkemelerin elini
kolunu bağlıyor.
- BDDK kart
için belirleyeceği azami ücreti sürekli almak için bankalar
kartların geçerlilik sürelerini kısa tutup her yıl
yenileyeceklerdir. Çünkü bu tatlı kar vazgeçemeyecekleri
kadar büyük. Bu sayede kredi kart ücreti tüketiciyi koruma
adı altında yasallaştırılmış olmaktadır.
Kanuna ‘indirimli
satışlar’ da giriyor. İndirimler güya zapturapt altına
alınacak. Daha önce Bankalığı yazılı olarak indirimli satışlarla
ilgili girişimlerinin piyasa gerçekleri ile örtüşmediğini
uygulamanın imkânsızlığını belirterek çözüm önerimi de yazılı
olarak bildirmiştim. Özellikle ülkemizde indirimli, kampanya,
promosyon demek neredeyse sözlüklerdeki yalan karşılığı haline
gelmiştir. Mutlaka bir düzene kavuşturulmalıdır. Ancak buradan
tekraren ilan ediyorum. Reklamlar, fiyat etiketleri, kredi
kartı ile satışlardaki komisyon uygulamasına çözüm
üretemediğiniz gibi indirim konusunda da bu yöntemle çözüm
üretmeniz gerçekçi değildir. Haksız olarak reklamlar ve fiyat
etiketlerinde olduğu gibi sadece yakaladığınıza ceza keserek
haksız uygulamalara imza atmış olacaksınız.
Tüketici kanunda yapılması gereken en önemli düzenleme
kuşkusuz kredi kartı ücretleri, hesap işletim ücretleri ve
özellikle telefon faturalarındaki sabit ücretleri ortadan
kaldırıcı düzenlemeler yapmaktır. Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı tasarısında bu cesareti gösterip tüketiciyi
koruyamadığı açıkça ortadadır. Çünkü bakanlığın koltuğunda dört
adet karpuz var. Herkesi memnun etmeyi birincil görev sayıyor.
Ancak ümitsiz değiliz. TBMM’de tüm milletvekilleri iktidar
muhalefet ayırımı yapmadan ortak teklifle bu tasarıyı
değiştirmelidirler. Milletvekillerinin bu topluma
yapabileceği en büyük iyilik, bu soygunu ortadan kaldırıcı
bir kanun çıkarmak olacaktır. Çünkü bu haksız ve hukuksuz üç
uygulamanın tüketiciye yıllık faturası şimdilik 5 milyar doları
bulmaktadır.
Önceki
yazılarımıza yorum yazan bir okurumuz bankasının kredi borcunu
kapattığında ipoteğin kaldırılması için gerekli olan fekk
(serbest bırakma) yazısı için haksız olarak bedel aldığını
ve bunun yasal olup olmadığını sormuştu. Kuşkusuz buda
tüketicilerin yaşadığı en önemli sorunlardan biri. Yeni tasarı
bu konuya da açık olarak değinmemektedir. Ancak Tüketici
Sorunları Hakem Heyetleri’nin bu konuda tüketici leyine
verilmiş birçok kararı var. E-Posta adresine yazarsanız
kararları gönderebilirim. Ödemişseniz de geriye dönük
alabilirsiniz.
Sayın Başbakan, Sayın Bakan, Sayın
Milletvekilleri ve Genel Müdürlüğün sayın çalışanları şayet
tüketiciye bir iyilik yapmak istiyor ve anayasanın 172.
maddesinden doğan görevinizi ifa etmek istiyorsanız
kredi kartı ücretleri, hesap işletim ücretleri ve
özellikle telefon ücretlerindeki sabit ücretleri tümüyle
kaldıran düzenlemeyi yapmalısınız. Tüketicinin sizden en önemli
beklentisi budur. Aksi halde bu hukuksuz yolu belediyeler sudan,
dağıtım şirketi elektrik ve gazdan vs. deneyerek tüketiciyi
soymayı deneyecektir. Yol yakınken bu çağrıya kulak verin.
* * *
“Devlet
Bakanı, Sanayi Bakanı ve TOBB Başkanı’na sorular”
başlıklı yazımıza bir okurumuz ‘Ne oldu sorulara cevap
verebildi mi?’ diye sormuş. Aradan geçen bir aya yakın
zamana rağmen, lütfedip cevap vermediler. Zaten vermelerini de
beklemiyoruz. Çünkü verilebilecek bir cevapları olsa verirler
yahut hayır yazdıkların yanlış diye tekzip ederlerdi.
Ne tekzip aldık ne de cevap. Lakin adı geçen kurumların içten
içe kaynadığını, konun kamuoyuna mal olduğunu, aldığımız
tepkilerden, ulaşan bilgilerden anlıyoruz. Amacımız eğrileri
düzeltmek değil. Buna gücümüzde yetmez. Amacımız doğruları
toplumla tıpkı şairinde dediği gibi ‘bir taş al ve at. Hedefe
varmayan taş utansız’ kabilden paylaşmak.
Bir yerlere
not etmesi gereken herkes notunu aldı. Elbet bir gün gereğini
yapar/lar.
17.11.2008
Kemal ÖZER
eposta@kemalozer.com