BÖYLE BİR ANAYASA İSTİYORUM!

Türkiye’de ciddi bir anayasa sorunu olduğu konusunda hemen herkes hem fikirdir. 1982 Anayasası’nın önemli bir kısmı değiştirilmiş olmasına karşın, 1982 anayasası yapısı nedeniyle çözüm üretmekten uzaktır. Siyasetçiler ise değişik gerekçelerle anayasayı yeterince değiştirememektedirler. 11. Cumhurbaşkanı’nın seçiminde ve cumhurbaşkanın seçimi konusunda anayasa değişikliği sürecinde yaşananlar ile 367 tartışmalarında hukukçuların tartışmalara kattığı boyut göstermiştir ki; TürkAnaysa taslak metnini indirmek için tıklayın..! hukukçuları ve bürokrasi, anayasa da köklü değişiklik yapma isteğinden oldukça uzak gözükmektedir.

 Kuşkusuz anayasa yapmak kolay olmamakla beraber yeterli iradeyi de farklı gerekçeler nedeniyle görememekte bu tartışmanın daha çok süreceğinin de göstergesidir. Türkiye kuşkusuz zor bir ülke. Batılı ya da Doğulu bir ülkede entelektüeller kendi ana kültürlerini almışlardır ve bu kültürden beslenirler. Türkiye başta olmak üzere İslam dünyasının üyesi ülkelerde ise bir kısım batılı kültürü etkisinde kalmış kişilerin toplumun ezici çoğunluğunun inancına yeterli saygıyı göstermemesi ve onu kendisi için bir korku malzemesi yapması, uzlaşmanın önündeki en önemli engelin başında geliyor.

   Batı kültürü ile beslenen bu çevrelerin her konuşma ve yazısında; Müslüman halkı aşağılaması, kendini Müslüman olarak gösterdiği halde İslam adına ne varsa reddetmesi oldukça manidardır. Bir kısmı İsrailiyat’tan olan bilgiler ve eklenen ön yargılı yaklaşım çözümün önündeki engellerden bir diğerini oluşturmaktadır. Diğeri ise Müslümanların ön yargı ve kültür eksiklikleridir.

Müslümanların ezici çoğunluğunun durumunu 80 öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmak zorundayız. Uzun bir aradan sonra dünya ile iletişime geçen bu çevre, seksen öncesi daha ütopik ve uzlaşmadan uzak bir yapı içinde iken seksen sonrasında ise daha Kapitalist bir anlayış ve daha soft bir duruş sergilemektedir. Müslümanların (dindarların) ezici bir çoğunluğunun her türlü uzlaşmaya hazır olduğunu söylemek abartı olmadığı kanaatindeyim. Lakin diğer çevrelerin ağırlıklı bir kesiminin bu uzlaşmaya hazır olmadığını yazı ve beyanlarından anlaşılmaktadır. 367 tartışmalarının yaşandığı günlerde 367’ye gerekçe üretmeye çalışan çevreler, iç dünyalarını açıkça ortaya çıkarmışlardır. Kuralı önceden konulan bir hukuk sürecinde sıra başkasına gelince ben yokum demek, mızıkçılık ve dayatmacılıktan başka bir adla tanımlanamaz. Bu durum birçok kimsenin ifade ettiği gibi bürokratik iktidarın halk iktidarına direnmesi ve kendi gibi düşünmeyenlerin küçük görme kompleksinden başka bir durum değildir.

   25 yaşındaki mevcut anayasanın, 70’den fazla maddesinin değiştirilmiş olmasına rağmen çözüm üretmeyen bir anayasa olduğu ortadadır. Bu anayasadan medet ummak mümkün değildir. Başlıklarına bakıldığı zaman özgürlükçü gibi duran anayasa, uygulamaya girdiği zaman bir lastik gibi her yöne çekilebilmektedir. Anayasa ülkede bir rejim ve ideolojiyi dayatmak yerine, insan onurunu, temel hakları ve adaleti tesis eden bir içerik ile anlaşılabilir bir dile sahip olmalıdır. Anayasa bir ülkedeki sistemin usul ilkelerini anlaşılır bir dille belirlemek zorundadır. İnsan merkezli olmayan anayasalar, ülkeyi her alanda geri bırakır.

Ülkemizde insanlar demokratik ve sivil bir anayasa arzuluyorlarsa hiç kimseyi sunacağı görüşlerden dolayı suçlamamalıdır. Her görüşü anlamaya çalışmak gerekir. Önerilen görüşleri ideolojik bir eksende tartışmak yerine, dünyanın geldiği noktada ülkemizi ve insanımızı daha müreffeh bir ülke ve toplum haline getirmek için karşıt görüşleri ciddi bir zeminde değerlendirmek yararlı olacaktır. 

Sağlıklı bir anayasa, geniş ve uzun metinlerden oluşmadığı ortadadır. Kısa ve maddeler halinde net ifadelerden oluşan, dil kurallarının en ince detayları ilmik ilmiş işlenerek yapılmalıdır.

 Binlerce hukukçunun bulunduğu bir ülkede her kafadan bir ses çıkarken, kimsenden üzerinde tartışılabilecek taslak bir metin çıkmaması manidardır. Bir sivil toplumcu olarak beklide haddi mi aşarak bir anayasa tekniklerine uygun olmasa bile en azından nasıl bir ülke ve nasıl bir anayasa istediğimi anlatmak için aşağıdaki metni kaleme aldım. Bu metni hazırlamadan önce başta ülkemizde 1800’lerden bu yana uygulanmış anayasalar ile birçok ülkenin anayasası ve diğer ülkelerdeki uzman hukukçularca hazırlanmış anayasa metinlerini okumaya çalıştım.

Sayısal anlamda yeterli olmasa da anayasayı değiştirme iradesine sahip ve bu konuda çalışmalar yürüttüğünü bildiğimiz bir iktidarın mevcudiyeti, bu konuda atılması gereken adımların en önemlilerinden birinin atıldığını göstermektedir. Türkiye’nin çağa ve çağdaşı ülkelere örnek olabilecek bir şekilde, siyasetçi ve sivil toplum örgütleri ile bu konuda benimde sözüm var diyen herkesin eteğindeki taşı dökme vaktidir. Herkes benzer katkıları sunmalıdır. Bu alanda çaba harcayanlar da bu iş sadece hukukçuların işidir gibi bir ön yargıdan sıyrılmalıdır. Anayasanın büyük bir teveccüh görmesi için, toplumun her kesiminden katkı sunabilecek herkesin katkısını dikkate alınmalıdır. Bu konuda her fikir ve bir kelime toplumsal temsil için son derece önemlidir.

Bu çalışmamızda anayasanın tümü değil yeni model ve değiştirilmesi önerilen bazı bölümleri ele alınmıştır.

Anaysa değiştirme çalışmasının ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Kemal ÖZER

            eposta@kemalozer.com