Cumhura Hakaret Partisi
CHP çok isim
değiştirmiş bir partidir. Halk Fırkası, Cumhuriyet Halk Fırkası,
Cumhuriyet Halk Partisi gibi isimler almış bir partinin bir kez
daha isim değiştirmesinde yarar var. Ben yeni ad olarak,
‘Cumhura Hakaret Partisi’ ismini öneriyorum.
CHP kendi
sitesinde, tarihini anlatırken kendisini “Türkiye
Cumhuriyeti’nin tarihiyle özdeş’ olarak tanımlıyor ve “Cumhuriyeti
kurdu, saltanatı kaldırdı, hilafete son verdi, temel hak ve
özgürlükleri geliştirme mücadelesi verdi. 1970’li yıllarda
ideolojisini "demokratik sol" kavramıyla tanımlayan CHP,
önerdiği sosyal reformlarla "düzen değişikliği"ni hedefledi.
Bu süreçte CHP, "devlet partisinden" "halkın partisine",
düzen partisinden" "değişimin partisine" dönüştü. Sosyalist
enternasyonale katılan CHP, tarihsel geleneğini ve temellerini
temsil eden ilkelerin yanı sıra sosyal demokrasinin evrensel
ilkelerini de benimsedi.”diyor.
Gülmek mi
ağlamak mı lazım bu cümlelere bilmiyorum. Yahut hangisini
düzeltmeli.
Türkiye
Cumhuriyeti’ni CHP kurmuşmuş(!) Biraz küçük atmak lazım ki… Bu
ülke ne CHP’nin ne de CHP kurdu. CHP, ilk meclisin üyelerini
tanıyor mu? Bu üyelerin kaçı CHP’li? Bu üyeler hayatta olsalardı
kaçı CHP’de Baykal’ın listesinde kendilerine yer bulabilirlerdi
yahut CHP’yi tercih ederlerdi?
Saltanat
kaldırmışlarmış. Bu doğru. Osmanlı hanedanının saltanatı
kaldırıldı. Lakin CHP’nin saltanatı ve CHP’deki koltuk saltanatı
hala caridir.
Hilafet’e son
vermişlermiş. 431 Sayılı Kanunun birinci maddesi CHP’yi
doğrulamıyor. Madde 1: “Halife halledilmiştir. Hilafet
Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç
olduğundan Hilafet makamı mülgadır.” Ne diyor: “Halife
görevinden alınmıştır (halledilmiştir). Hilafet; Hükümet
ve Cumhuriyet’in mana ve kavramının (mefhumunda) aslında
(esasen) içinde yer aldığından (mündemiç olduğundan)
Hilafet makamı ayrı bir makam olmaktan çıkarılmıştır (
mülgadır). Yani hilafet zaten Hükümet ve Cumhuriyet
kavramının içindedir ve bu yüzden bağımsız bir halifeye ihtiyaç
yoktur. Daha açık ifade ile ‘başbakan (başvekil) halifedir’
denilmektedir. Ama bu gerçek, oy getireceği zamanlar hariç
CHP’nin işine gelmez.
Temel hak ve
özgürlükleri geliştirme mücadelesi vermişlermiş. Peki, CHP’nin
tek parti iktidarında ezanı yasaklayan, Kur’an okumayı,
basılmasını, bulundurulmasını yasaklayan, başka partilerin
kurulmasını engelleyen, din adına ne varsa yerle bir eden CHP
değil miydi? Sayılamayacak kadar çok örneği bulunan bu
hadiselerin, neresi temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi
mücadelesini içerir? CHP din özgürlüğünü temel hak ve
özgürlüklerden saymıyor mu yoksa?
Saysa eğer,
'Din de bizim, devlet de bizim' afişleriyle sokakları
donattıktan sonra yöneticisi Önder Sav, toplumun mili, manevi
değerlerini, dini hassasiyetlerini tahkir ederek Hz. Muhammed
s.a.v.’e alenen hakaret edip bir vatandaşı İslam Dini’nin
ana ibadetlerinden biri olan Hac ibadetini küçümseyerek Hacca
gitmemesi için iknaya çalışır mıydı? "Orada kamera olduğunu
fark etmedim" diyerek ‘şecaat arz ederken merdikıpti
sirkatin söyler’ miydi?
Saysa eğer,
seçim kazanmak için 'başörtülü' kadınların fotoğraflarını
reklâmlarda kullanıp, mitinglerde başörtüsü dağıtıp sonra da
başörtüsüne düşmanlığı ile ün yapan CHP yöneticisi Nur Serter,
meclis kürsüsünden "Türbanlı kadınlar ikinci sınıftır"
diye ayırımcılık yaparak anayasa suçu işler miydi?
Saysa eğer,
yöneticisi Onur Öymen başörtüsünü ‘Nazi gömleğine’
benzetir miydi? Saysa eğer, yöneticisi Canan Arıtman “Türbanlı
kadınlar figürandır. Sümerlerde fahişeler örtünmüştür”
diyerek hakaretler savurur muydu?
Saysa eğer,
yöneticisi Ali Kavak “Hz. Muhammed dinî liderdir. Atatürk
gibi bir lideri bırakıyoruz biz Denizli'de. Hz.
Muhammed, İslam'ın ilk kurucusu ve peygamberidir. Mustafa Kemal
de laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur” gibi
bir densizlik edebilir miydi?
Saysa eğer,
sadece üniversite öğrencileri için getirilen başörtüsü
serbestîsi getiren değişikliği Anayasa Mahkemesi’ne götürür
müydü?
CHP anayasa
ve yasalardaki yasaklara rağmen bir bankanın yüzde 28,1’ne sahip
bir partidir. Sahibi olduğu banka aracılığı SPK’na aykırı olarak
ticaret yapan bir tacirdir. CHP kamuoyundan gizleyerek bir
kanala milyon dolarları transfer ederek suçüstü olmuştur. Bu
suçu CHP dışında bir parti işleseydi kaç kez infaz edilir di?
CHP temel hak
ve özgürlükleri gelişiminde sık sık Hatay’da sokaklarında
ihtiyaç giderme olarak mı anlıyor? Anlamıyorsa seçimlerden iki
gün önce sokaklarda “gelişi güzel yerlere ihtiyaç giderme”
fiilinden dolayı ceza alan milletvekili için hangi işlemi
yapmıştır? Yapmamışsa (ki öyle) bu halk partisi midir halka
hakaret partisi mi?
“Yanlış
anlaşılmasın. Bizim Kraliçe hazretlerine ve İngiltere
devletine saygımız var. Ancak yemeği veren Kraliçe değil,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Bizim bilinen nedenlerle Çankaya
Köşkü’ne karşı bir tavrımız bulunuyor. Ev sahibi Cumhurbaşkanı
Gül olduğu için bu bir saygısızlık sayılmaz” diyor CHP’nin
genel başkanı. Yanlış anlaşılsa ne olur ki. Kurduk ve kurtardık
dediği ülkesini daha doksan yıl önce işgal eden bir devletin
Kraliçesi ile Türkiye Cumhurbaşkanı’nı mukayese edebilmek
CHP’nin Genel Başkanı’na yakışmış mıdır? Bu mukayese hangi hakla
yapılmıştır. Cumhurbaşkanı’na hakaret CHP için serbest mi yoksa?
Bu tavrın tercümesi oldukça açıktır: İngiltere Kraliçesi’ne
duyduğum saygıyı ülkemin Cumhurbaşkanı’na duymuyorum. Çünkü o
Cumhurbaşkanını bizim parti seçmedi. Baykal, Kraliçe için
söylediği cümlede bile CHP tarafından çıkartılan 2590 sayılı
Kanun birinci maddesine göre yasak olan “Hazretleri” ifadesi ile
suç işlemektedir.
Türkiye’yi
kurma iddiasındaki parti kendi çıkardığı kanuna bile saygılı
değil. 671 Sayılı Şapka İktisabı Hakkında Kanun’un Birinci
maddesi “Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idare-i
umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup
memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu
şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumi
serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını hükümet
meneder” emri gereği CHP hükümdarı Deniz Baykal şapka giymek
zorundadır. Eylül 2004’de çıkarılan 5237 Sayılı TCK’nın 222.
maddesi şapka giymeyen CHP’li milletvekillerine iki aydan altı
aya kadar hapis cezası öngörür.
Yasalara
rağmen halkı aşağılayan, halkın istek ve taleplerine karşı
siyaset savaşı veren, asker ve yüksek yargı gibi kurumların
yasalarca suç kabul edilen darbe ve bildirilerine alkış tutan
bir parti artık adını değiştirmelidir. Başka önerilere sıcak
bakmıyorlarsa bile kendi tabirleri ile “Devlet Partisi”
olarak adlarını değiştirmelidirler. Arzu eden bürokrat ve
yargıçların da bu partide resmen siyaset yapmaları içinde
iktidar ve muhalefet partilerinin oyları ile özel kanun
çıkartılmalıdır. Hatta el atmışken TCK’ya bir madde daha
ekleyerek ‘bu kanunda yer alan suçlar için oluşan cezai
sorumluluktan CHP üyeleri muaftır’ maddesinin de eklenmesi
unutulmamalıdır.
Devlet
babadır, halk devlet ve CHP için vardır. CHP’ye oy vermeyen
zaten halktan değildir. Babada evlatlarına hakaret edebilir. CHP
devlet partisi olduğuna göre halka hakarette CHP’ye serbesttir.
İlgililere duyurulur. (Yayın)
25.05.2008
Kemal ÖZER
Tüketici Hakları Aktivisti
eposta@kemalozer.com